İİK 279. Madde
(1) Aşağıdaki tasarruflar borcunu ödemiyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebile acizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde yapılmışsa yine batıldır:
1 – Borçlunun teminat göstermeği evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler;
2 – Para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemeler;
3 – Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler.
4. (Ek : 9/11/1988-3494/54 md.) Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler.
(2) Bu tasarruflardan istifade eden kimse borçlunun hal ve vaziyetini bilmediğini ispat eylerse iptal davası dinlenmez.
Açıklama
İcra ve İflas Kanunu’nun bu maddesi, tasarrufun iptali davalarının temelini oluşturan acizden dolayı butlan hâllerini düzenler ve aciz ya da iflas eşiğindeki borçlunun belirli işlemlerini geçersiz sayar. Hüküm, hacizden, mal bulunmaması sebebiyle düzenlenen acizden veya iflasın açılmasından önceki bir yıllık dönem içinde yapılan üç tür tasarrufu hedef alır: önceden taahhüt edilmemiş borçlar için verilen rehinler, para veya mutat ödeme araçları dışında yapılan ödemeler ve vadesi gelmemiş borçların ödenmesi. 1988 değişikliğiyle eklenen dördüncü bent, kişisel hakların kuvvetlendirilmesi amacıyla tapuya verilen şerhleri de kapsama almıştır. İİK Madde 279, bu düzenlemesiyle aynı kanundaki 277 ve devamı maddelerle birlikte iptal davaları sistemini tamamlar ve alacaklıların zararına yapılan örtülü kayırma işlemlerini denetime açar.
Hükmün uygulanması, alacaklının veya iflas idaresinin açacağı tasarrufun iptali davasıyla gerçekleşir. Davada, iptali istenen işlemin kanunda sayılan tasarruf türlerinden birine girip girmediği ve belirtilen bir yıllık askıya alma süresi içinde yapılıp yapılmadığı incelenir. Borçlunun olağan ticari hayatın gereği olmayan, alacaklılar arasındaki eşitliği bozan bu tür işlemleri kural olarak batıl kabul edilir; bunun için ayrıca borçlunun kötüniyetinin ispatı aranmaz. Buna karşılık maddenin ikinci fıkrası önemli bir denge kurar: tasarruftan yararlanan kişi, işlem sırasında borçlunun mali durumunu ve aczini bilmediğini ispat ederse iptal davası dinlenmez. Böylece ispat yükü, iyiniyetini öne süren karşı tarafa yüklenmiş olur ve dürüst üçüncü kişiler korunur.
Davanın kabulü hâlinde iptale konu tasarruf alacaklı bakımından hüküm ifade etmez; alacaklı, o mal sanki hâlâ borçlunun mal varlığındaymış gibi üzerine cebri icra uygulayabilir, ancak işlem taraflar arasında geçerliliğini sürdürür. Yargıtay’ın yerleşik içtihadında, İİK Madde 279’daki butlanın gerçek bir geçersizlik değil, alacaklıya nispi etki sağlayan bir iptal kabiliyeti olduğu vurgulanır. Uygulamada en sık görülen örnek, borçlunun haciz tehdidi altında uzun zamandır ödenmeyen bir borcunu mutat olmayan biçimde, örneğin bir taşınmazı devrederek kapatmasıdır; bu işlem yıllık süre içindeyse iptale tabidir. Davanın iptal değil tahsil amacı taşıdığı, bu nedenle borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz vesikası bulunmasının ya da iflasın açılmış olmasının dava şartı olduğu da içtihatta istikrarla benimsenmiştir.
