TMK ▸ Madde 323

TMK 323. Madde

Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.

TMK 323. Madde Gerekçesi

Madde yürürlükteki Kanunda mevcut değildir; İsviçre Medenî Kanununun 273 üncü maddesinden alınmıştır. Maddede, ana ve babanın, velâ yetleri altında bulunmayan ve ya kendilerine bırakılmayan çocuk ile uygun bir biçimde kişisel ilişki kurulmasınıisteme hakkına sahip olduklarışeklindeki doğal ilke, açık bir Medenî Kanun hükmü olarak kaleme alınmıştır. Maddede, çocuğun ana ve baba ya bırakılmamışolmasıyla kastedilen, esasen velâ yet hakkıana ve babadan alınmamakla (nezedilmemekle) birlikte, çocuğun başka bir kimsenin koruma (himaye) ve gözetimine bırakılmışolmasıdır ki, bu husus Kanunun 347 nci maddesinde düzenlenmişbulunmaktadır. Diğer taraftan, bu madde, bir bakıma 182 nci maddede düzenlenen, boşanan eşlerden velâ yetin kullanılmasıkendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkının da dayanağıdır. 182 nci madde hükmü ise, boşanma hâ linde, velâ yet hakkının kullanılmasının hangi eşe bırakılacağının ve boşanan eşin (veya, çocuk vesayet altında ise, eşlerin) çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkının nasıl kullanılacağının hâ kim tarafından kararlaştırılmasına ilişkindir.

Açıklama

TMK Madde 323, ana ve babadan her birine, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkını tanır. İsviçre Medeni Kanunu’nun 273. maddesinden alınan bu hüküm, ebeveyn-çocuk arasındaki doğal bağın velayetin son bulmasıyla dahi tümüyle ortadan kalkmayacağı esasını açık bir kanun hükmüne dönüştürür. Gerekçede vurgulandığı üzere, çocuğun ebeveyne bırakılmamış olmasından kasıt, velayetin nezedilmemekle birlikte çocuğun TMK Madde 347 anlamında başka birinin koruma ve gözetimine bırakılmış olmasıdır. Madde, boşanmada velayetin kullanılmasının verilmediği eşin görüşme hakkına dayanak oluşturan TMK Madde 182 ile de yakından bağlantılıdır ve bu hakkın sınırları TMK Madde 324’te düzenlenmiştir.

Hakkın uygulanması, çocuğun yaşına, ihtiyaçlarına ve günlük düzenine uygun bir görüşme rejiminin belirlenmesini gerektirir. “Uygun” kişisel ilişki ifadesi, mahkemeye somut koşullara göre takdir yetkisi tanır: bebeklik döneminde kısa ve sık görüşmeler, okul çağında hafta sonu ve dini bayram düzenlemeleri, uzak şehirlerde yaşayan ebeveyn için yarıyıl ve yaz tatillerini kapsayan daha uzun süreler belirlenebilir. Talep, kural olarak ebeveyne aittir; ancak çocuğun da ebeveyniyle ilişki kurma hakkı bulunduğundan, bu hak aynı zamanda çocuğun yararını koruyan bir nitelik taşır. Boşanma davasında görüşme TMK Madde 182 çerçevesinde re’sen düzenlenir; boşanma dışındaki hâllerde, örneğin çocuğun koruyucu aileye veya bir kuruma yerleştirilmesi durumunda, ebeveyn TMK Madde 323’e dayanarak ayrı dava açabilir.

Kişisel ilişki kararı verilirken hâkim, çocuğun üstün yararını esas alır ve gerektiğinde uzman görüşüne başvurur; verilen karara uyulmaması icra yoluyla yaptırıma bağlanır. İcra ve İflas Kanunu’nun çocuk teslimine ilişkin hükümlerinin 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamına alınmasıyla birlikte, görüşme kararlarının yerine getirilmesi artık adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri eliyle, uzman eşliğinde yürütülmektedir. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, kişisel ilişkinin tümüyle reddinin istisnai olduğunu, kural olarak ebeveynle çocuk arasında ilişkinin sürdürülmesinin çocuğun yararına olduğunu vurgular. Somut bir örnek: annenin vesayet altındaki çocuğunu büyükanneye bıraktığı bir durumda, baba TMK Madde 323’e dayanarak çocuğuyla ayda iki hafta sonu görüşme talep edebilir ve mahkeme çocuğun düzenini gözeterek uygun bir program belirler.