TMK 347. Madde
I. Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir.
II. Çocuğun aile içinde kalması ailenin huzurunu onlardan katlanmaları beklenemeyecek
III. derecede bozuyorsa ve durumun gereklerine göre başka çare de kalmamışsa, ana ve baba veya çocuğun istemi üzerine hâkim aynı önlemleri alabilir.
IV. Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu önlemlerin gerektirdiği giderler Devletçe karşılanır.
V. Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır.
TMK 347. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 273 üncü maddesini karşılayan bu madde, ifadede bazıdeğişiklikler yapılmak suretiyle, 1984 tarihli Öntasarının 264 üncü maddesinden alınmıştır. Yürürlükteki metne göre hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TMK Madde 347, çocuğun ana ve babanın yanından alınarak bir aile yanına veya kuruma yerleştirilmesini düzenleyen koruma önlemini öngörür. Hüküm, çocuğun bedensel ve zihinsel gelişiminin tehlikeye düşmesi ya da manen terk edilmiş hâlde kalması durumunda hâkime çocuğu fiilen ebeveyninden ayırma yetkisi tanır. Madde, genel koruma önlemlerini düzenleyen TMK m.346 ile velâyetin kaldırılmasını öngören TMK m.348 arasında yer alan ara bir tedbirdir; gerekçesinde 743 sayılı eski Kanun’un 273. maddesini karşıladığı ve 1984 tarihli Öntasarı’nın 264. maddesinden alındığı belirtilmiştir. Çocuğun yerleştirilmesi, velâyetin tümüyle kaldırılması anlamına gelmez; ebeveynin velâyet hakkı askıya alınmakla birlikte hukuken devam eder. Nafakaya ilişkin hükümlerin saklı tutulması, TMK m.328 ile bağlantı kurar.
Maddenin uygulanma mekanizması iki farklı senaryoyu kapsar. Birinci fıkra uyarınca çocuğun gelişimi tehlikedeyse veya çocuk manen terk edilmişse, hâkim resen çocuğu ana ve babadan alarak güvenli bir ortama yerleştirebilir. İkinci fıkra ise farklı bir durumu düzenler: çocuğun aile içinde kalması, ailenin huzurunu katlanılamayacak ölçüde bozuyorsa ve başka çare kalmamışsa, bu kez ana ve baba veya bizzat çocuğun istemi üzerine aynı önlemler alınabilir. Her iki halde de yerleştirmenin gerektirdiği giderler, ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa Devletçe karşılanır. Bu mekanizma, çocuğun üstün yararını koruma kuruluşları ve koruyucu aile sistemiyle birlikte hayata geçirir; Çocuk Koruma Kanunu hükümleri de bu süreçte tamamlayıcı işlev görür.
Maddenin sonucu, çocuğun fiziki olarak ebeveyninden ayrılması ancak soybağına dayalı yükümlülüklerin sürmesidir; nitekim son fıkra nafaka hükümlerini açıkça saklı tutar. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, çocuğun yerleştirilmesi gibi tedbirlerde mutlaka uzman görüşü alınmasını ve önlemin çocuğun yararına en uygun seçenek olup olmadığının araştırılmasını aramaktadır. Somut bir örnek: ağır geçimsizlik ve şiddet ortamı nedeniyle evde kalması gelişimini tehlikeye atan bir çocuğun, sosyal hizmet uzmanı raporu doğrultusunda koruyucu bir aile yanına yerleştirilmesine TMK Madde 347 uyarınca karar verilebilir; ailenin ödeme gücü bulunmadığında çocuğun bakım giderleri Devletçe üstlenilir, ileride koşullar düzelirse çocuğun aileye dönüşü yeniden değerlendirilir.
