TMK 14. Madde
(1) Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur.
TMK 14. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 14 üncü maddesini karşılamaktadır. Maddenin konu başlığında “Medenî hakları kullanmağa ehliyetsizlik” deyimi yerine daha kısa ve önceki maddelerle terim birliğini sağlayan “Fiil ehliyetsizliği” deyimi kullanılmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TMK Madde 14, fiil ehliyetine sahip olmayan kişileri belirleyerek fiil ehliyetsizliğinin kapsamını tek bir hükümde toplar. Maddeye göre ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur. Böylece fiil ehliyetinden yoksunluk üç temel kategoriye bağlanmıştır: ayırt etme gücünden yoksunluk, erginliğe ulaşmamış olmak ve mahkeme kararıyla kısıtlanmış bulunmak. Hüküm, fiil ehliyetinin olumlu koşullarını sayan TMK Madde 9 ve TMK Madde 10 ile karşıt yönden tamamlanır; ayırt etme gücünü tanımlayan TMK Madde 13, ayırt etme gücü yokluğunun sonuçlarını düzenleyen TMK Madde 15 ve sınırlı ehliyetsizleri düzenleyen TMK m.16 ile birlikte fiil ehliyeti rejiminin sistematik çerçevesini kurar.
Uygulamada bu üç kategori farklı sonuçlar doğurur ve bu nedenle birbirinden dikkatle ayrılır. Ayırt etme gücü bulunmayan kişiler tam ehliyetsiz olup işlemleri kesin hükümsüzdür; buna karşılık ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlılar sınırlı ehliyetsiz sayılır ve TMK Madde 16 uyarınca yasal temsilcilerinin rızasıyla işlem yapabilirler. Küçüklük, kişinin henüz on sekiz yaşını doldurmamış olmasıyla; kısıtlılık ise akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, kötü yaşam tarzı ya da özgürlüğü bağlayıcı ceza gibi sebeplerle mahkemece verilen kısıtlama kararıyla doğar. Bu kişilerin hak ehliyeti TMK Madde 8 uyarınca tam olmakla birlikte, haklarını kendi fiilleriyle kullanma yetkileri sınırlandırılmıştır.
Maddenin sonucu, fiil ehliyetinden yoksun kişilerin hukuki işlemlerini ya hiç yapamamaları ya da yasal temsilci aracılığıyla yapabilmeleridir; bu durum, işlemlerin geçerliliğinin denetlenmesinde başlangıç noktasını oluşturur. Yargıtay, ehliyet itirazlarının kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle bu hususun yargılamanın her aşamasında resen araştırılması gerektiğini kabul etmektedir. Somut bir örnekle, hakkında akıl hastalığı sebebiyle kısıtlama kararı verilmiş bir kişinin vasi izni olmaksızın yaptığı borçlanma işlemi geçersizdir ve bu kişi adına işlemleri ancak atanan vasi yürütebilir. Aynı biçimde on altı yaşındaki bir küçüğün tek başına imzaladığı kira sözleşmesi, yasal temsilcinin rızası olmaksızın bağlayıcı olmaz. Böylece TMK Madde 14, korunmaya muhtaç kişilerin hukuki işlemler karşısında güvenliğini sağlayan temel ayrımı ortaya koyar.
