TMK 821. Madde
(1) Alacaklı ve intifa hakkı sahibinden birine ödemeye yetkili kılınmamış olan borçlu, borcunu ikisine birlikte ödemek veya hâkimin belirleyeceği yere tevdi etmek zorundadır.
(2) Yerine getirilen edimin konusu ve özellikle geri ödenecek ana para, intifa hakkına tâbi olur.
(3) Alacaklı veya intifa hakkı sahibi, ana paranın güvenilir ve getiri sağlayan bir yere yatırılmasını isteyebilir.
TMK 821. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 746 ncı maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur. Ancak madde, üçfıkra hâ linde kaleme alınmıştır. Ayrıca yürürlükteki metnin birinci fıkrasında yer alan “notere tevdi” hükmü, Borçlar Kanununun 91 inci maddesine paralel olarak “hâ kimin belirleyeceği yere tevdi” biçiminde değiştirilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 821, alacak üzerindeki intifa hakkında borçlunun ödemeyi nasıl yapacağını ve geri ödenen ana paranın akıbetini düzenler. Madde, TMK m.820 ile birlikte alacak üzerindeki intifaın işleyiş rejimini oluşturur ve İsviçre Medeni Kanunu kaynaklı olarak üç fıkra hâlinde kaleme alınmıştır. Alacak üzerindeki intifada, alacağın getirisi intifa hakkı sahibine ait olsa da ana para alacaklıya (asıl hak sahibine) aittir; bu nedenle borçlunun ifası, hem alacaklının hem de intifa hakkı sahibinin menfaatini gözetecek biçimde düzenlenmiştir. Eski metindeki “notere tevdi” hükmü, Borçlar Kanunu’nun ifa yeri ve tevdi düzenlemelerine paralel olarak “hâkimin belirleyeceği yere tevdi” biçiminde değiştirilmiş, böylece tevdi mekanizması yargısal denetime bağlanmıştır.
Maddenin uygulama mekanizması, borçlunun kime ödeme yapacağı sorusuyla başlar. Alacaklı ile intifa hakkı sahibinden birine münhasıran ödeme yetkisi verilmemişse, borçlu borcunu ikisine birlikte ödemek veya hâkimin belirleyeceği yere tevdi etmek zorundadır; böylece borçlu, ödeme yetkisinin kimde olduğu konusundaki belirsizlikten korunur ve geçerli bir ifa ile borcundan kurtulur. Yerine getirilen edimin konusu, özellikle geri ödenen ana para, intifa hakkına tâbi olur; yani ana para üzerinde intifa hakkı kendiliğinden devam eder ve intifa hakkı sahibi onun getirisinden yararlanmayı sürdürür. Ayrıca alacaklı veya intifa hakkı sahibi, ana paranın güvenilir ve getiri sağlayan bir yere yatırılmasını isteyebilir; bu yetki, ana paranın korunmasını ve verimli kullanılmasını güvence altına alır.
Bu kuralların ihlali çeşitli sonuçlar doğurur: Borçlu, yalnız alacaklıya veya yalnız intifa hakkı sahibine ödeme yaparsa, yetkilendirme yoksa borçtan kurtulamaz ve diğer tarafa karşı ifa yükümlülüğü devam edebilir. Yargıtay’ın intifa hakkına ilişkin uygulamasında, ana paranın korunması ile getirinin intifa hakkı sahibine ait olması arasındaki denge gözetilmekte, geri ödenen sermayenin yeniden intifa konusu hâline geldiği kabul edilmektedir. Somut bir örnekte, bir kişi lehine üçüncü kişideki bir borç senedi üzerinde intifa hakkı kurulduğunda, borçlu vade geldiğinde anaparayı yalnız intifa hakkı sahibine ödeyemez; ya alacaklı ile intifa hakkı sahibine birlikte öder ya da mahkemenin gösterdiği yere tevdi eder. Tahsil edilen anapara güvenilir bir yatırıma yönlendirilir, getirisinden intifa hakkı sahibi yararlanır, anapara ise intifa sona erince alacaklıya kalır.
