TMK 181. Madde
(1) Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.
(2) (Değişik ikinci fıkra: 31/3/2011-6217/19 md.) Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
TMK 181. Madde Gerekçesi
Maddenin birinci fıkrasıyürürlükteki 146 ncı maddenin ikinci fıkrasınıkarşılamaktadır. Bu fıkra ya eşlerin boşanma hâ linde ölüme bağlıtasarruflardan doğan haklarıda kaybetmesi, yapılan ölüme bağlıtasarrufta bunun aksinin kararlaştırılmamışolmasışartına bağlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında, boşanma davasıdevam ederken, davacıeşin ölümühâ linde, davalının buna rağmen mirasçıolabilmesi belli koşullar altında engellenmektedir. Buna göre ölen davacının mirasçılarından herhangi birisinin davayıdevam ettirmesi ve davalının kusurlu olduğunun sabit olmasıhâ linde, davalıeş, birinci fıkra hükmünde olduğu gibi davacı ya mirasçıolamayacaktır. Davacıeşin ölümühâ linde evlilik kendiliğinden son bulur. Bu nedenle davacının ölümüne rağmen, mirasçılardan birinin devam ettirdiği bu dava, eşlerin boşanmasına yönelik olmayacak, devam edilen davada, boşanmada davalının kusurlu olup olmadığıkarara bağlanacaktır. Bir başka ifadeyle bu durumda devam edilen dava, boşanmada hangi eşin kusurlu olduğunun saptanmasına yönelik olacaktır. Bu durum özellikle zina, hayata kast, pek kötüdavranış, haysiyetsiz hayat sürme sebeplerinden biriyle açılan boşanma davasında, davacının ölümühâ linde, bu eylemlerde bulunan kusurlu davalıeşin buna rağmen mirasçıolabilmesi konusunda haksız ve adaletsiz sonuçların doğmasına da neden olabilecektir. İşte bu haksız durumların önlenmesi amacıyla maddenin ikinci fıkrasıkaleme alınmıştır.
Açıklama
TMK Madde 181, boşanmanın evlilik birliğinin sona ermesiyle eşler arasındaki yasal mirasçılık ve ölüme bağlı tasarruflardan doğan kazanımlar üzerindeki etkisini düzenler. Hükmün birinci fıkrasına göre, boşanan eşler bu sıfatla artık birbirlerinin yasal mirasçısı olamaz; ayrıca boşanmadan önce vasiyetname veya miras sözleşmesiyle (TMK m.514 ve m.527) kendilerine sağlanan haklar da, aksi tasarruftan açıkça anlaşılmadıkça ortadan kalkar. Bu düzenleme, mirasçılık sıfatının dayandığı evlilik bağının (TMK m.495 anlamında sağ kalan eşin mirasçılığı) çözülmesiyle birlikte ölüm karinesine dayalı iradenin de değişmiş sayılacağı varsayımına oturur. Maddenin gerekçesinde, ölüme bağlı tasarruftaki hakların kaybının, tasarrufta aksinin kararlaştırılmamış olması şartına bağlandığı özellikle vurgulanmıştır.
Maddenin 2011 değişikliğiyle yenilenen ikinci fıkrası, uygulamada sık karşılaşılan boşanma davası sürerken eşin ölümü hâline çözüm getirir. Davacı eş öldüğünde evlilik kendiliğinden son bulduğundan dava boşanmaya yönelik kalmaz; ancak ölen eşin mirasçılarından biri davaya devam eder ve sağ kalan diğer eşin kusuru ispatlanırsa, birinci fıkra hükmü uygulanarak kusurlu eş mirasçı olamaz. Bu mekanizma, davaya devam beyanı, mirasçı sıfatının belgelenmesi ve sağ kalan eşin kusurunun yargılamada sabit hâle gelmesi koşullarını gerektirir. Devam eden yargılamanın konusu boşanmaya hükmetmek değil, yalnızca hangi eşin kusurlu olduğunu saptamaktır; böylece zina, hayata kast veya pek kötü davranış gibi ağır kusurlu eşin mirasçılıktan yararlanması engellenmiş olur.
Sonuç olarak, koşulların gerçekleşmesi hâlinde kusurlu sağ kalan eş hem yasal mirasçılık payını hem de lehine yapılmış ölüme bağlı tasarruf kazanımlarını yitirir; bu durum miras paylaşımında doğrudan etki doğurur. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi içtihatlarında, davaya devam eden mirasçının kusuru ispat yükünü taşıdığı ve kusur sabit olmadıkça sağ kalan eşin mirasçılığının devam edeceği istikrarla kabul edilmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse: eşine karşı hayata kast sebebiyle boşanma davası açan koca yargılama sürerken ölürse, çocukları davaya devam edip annenin kusurunu ispatladığında, anne hem sağ kalan eş payını hem de daha önce lehine düzenlenmiş vasiyetnameden doğan hakları kaybeder. Bu sayede TMK Madde 181, ağır kusurlu eşin ölümden haksız çıkar sağlamasını önleyen adil bir denge kurar.
