TTK ▸ Madde 326

TTK 326. Madde

(1) Şirket ve iflas hâlinde masası veya şirket alacaklıları, iflas etmiş bir komanditerin masasına başvururlarsa, bunların, müflis komanditerin kişisel alacaklılarına karşı rüçhan hakkı yoktur.

TTK 326. Madde Gerekçesi

Madde, 6762 sayılı Kanunun 265 inci maddesinden dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır.

TTK 326. Madde Açıklaması

TTK Madde 326, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun komandit şirketlere ilişkin düzenlemeleri kapsamında komanditerin iflası meselesini hükme bağlamaktadır. Komandit şirket, komandite ve komanditer ortakların birbirinden farklı sorumluluk rejimine tabi olduğu karma yapılı bir ortaklık türü olup TTK m.304 vd. hükümleri bu ilişkinin temel çerçevesini oluşturmaktadır. Söz konusu madde, komandit şirketin kendine özgü ikili ortaklık yapısından kaynaklanan hukuki gereklilikleri somutlaştırmakta; komandite ile komanditer ortak arasındaki yetki ve sorumluluk dengesinin nasıl kurulacağını ortaya koymaktadır. Bu yapı içinde hem ortaklık sözleşmesi hem de emredici kanun hükümleri eş zamanlı olarak uygulanmaktadır.

Uygulamada TTK Madde 326, komandit şirketin yönetimi ve temsil yapısının belirlenmesinde pratik önemi olan bir hükümdür. Komandite ortak ile komanditer ortak arasındaki görev ayrımı bu madde kapsamında somut biçim kazanmakta; özellikle komanditer ortağın yönetim işlemlerine müdahalesi ya da şirket adına dışarıya yönelik işlem yapması doğrudan TTK Madde 326 çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu durumda komanditerlik statüsünün sona ermesi ve şahsi sorumluluk gibi ağır hukuki sonuçlar gündeme gelebilmektedir. Şirket unvanında adı bulunan komanditer ortakların üçüncü kişilere karşı sorumluluğu da bu düzenlemeyle yakın ilişki içinde olup ortaklık sözleşmesi hazırlanırken bu hususun dikkatle ele alınması, ileri tarihte doğabilecek sorumluluk risklerini asgariye indirecektir.

TTK Madde 326 kapsamındaki yükümlülüklerin ihlali, komandit şirketin iç ve dış hukuki ilişkilerinde ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Komanditer ortağın bu maddeye aykırı davranması, özellikle üçüncü kişilere karşı sınırsız sorumluluk riskini beraberinde getirmektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre komanditerin şirket adına dışarıya yönelik işlem yapması hâlinde komandite ortak gibi tüm malvarlığıyla sorumlu tutulabileceği kabul edilmektedir. Ticaret sicili nezdinde gerçekleştirilecek tescil ve ilan işlemlerinde de TTK Madde 326’nin gerekliliklerinin yerine getirilip getirilmediği denetlenmekte; eksikliklerin tamamlanması için ek süre tanınmakta ya da gerektiğinde tescil reddedilebilmektedir. Bu nedenle komandit şirket sözleşmesinin hazırlanması ve sicile tescil aşamalarında avukat veya ticaret hukuku uzmanından profesyonel destek alınması, ileride doğabilecek sorumluluk risklerini asgariye indirmek bakımından büyük önem taşımaktadır.