TTK 470. Madde
(1) (Değişik: 26/6/2012-6335/23 md.) Yönetim kurulu, sermaye artırımı beyannamesinde, yeni çıkarılan payların sayısını, itibarî değerini, türlerini, belirli gruplara tanınan imtiyazları veya hesap döneminin sonundaki sermayenin durumunu belirler. Yönetim kurulu esas sözleşmeyi mevcut duruma uyarlar.
(2) (Mülga: 26/6/2012-6335/23 md.
TTK 470. Madde Gerekçesi
Bu maddeye göre yönetim kurulu iki görevi yerine getirir. Birinci görev, denetçinin yazılı doğrulamasını alınca yönetim kurulunun bir beyanname düzenlemesidir. Bu beyannamenin işlevi, kuruluştaki kurucular beyanı (m. 349) ile diğer sermaye artırımlarında öngörülmüş bulunan yönetim kurulu beyanına (m. 457) özdeştir; onlarla aynı niteliktedir (anılan maddelerin gerekçelerine bakınız.). İkinci görev, yönetim kurulunun esas sözleşme hükmünü artan sermayeye uyarlamasıdır. Bu uyarlama sermayenin artırılması olmadığı gibi, esas sözleşme değişikliği de değildir. Çünkü, sermaye yıl içinde çeşitli tarihlerde hak kullanımlarıyla -kurucu etkiyle – artmış ve esas sözleşmenin ŞSA’ya ilişkin maddesi, hak kullanımlarıyla değişmiştir. Yönetim kurulunun yaptığı durumu, gerçeğe getiren, gerçeği esas sözleşmeye yansıtan bir uyarlamadır. Uyarlama yönetim kurulunun belirleme niteliğinde bir kararıyla yapılır. Bu karar genel kurulun onayına sunulamaz. Uyarlama kararı beyannamenin içinde de yer alabilir.
Açıklama
TTK Madde 470, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlerde sermaye artırımına ilişkin kapsamlı hükümler bütününde esas sözleşmenin uygun duruma getirilmesi konusunu ele almaktadır. Anonim şirket finansmanının temel araçlarından biri olan sermaye artırımı, pay sahiplerinin rüçhan haklarının korunması ve alacaklılar güvencesi bakımından katı bir usul rejimine tabi tutulmaktadır. Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili SPK tebliğleri, halka açık şirketlerde bu hükmü tamamlayan özel düzenlemeler öngörmektedir. Gerçek bir sermaye artırımı için taahhüt edilen payların bedelinin en az dörtte birinin tescilden önce ödenmesi, geri kalan kısmın ise belirli bir süre içinde tamamlanması zorunludur; bu kurallar sermayenin gerçekten karşılanması ilkesinin somut yansımalarıdır.
Uygulamada TTK Madde 470, anonim şirket sermaye artırım sürecinin hem usul hem de esas boyutlarını belirlemektedir. Pay sahiplerinin rüçhan haklarının kullandırılması, rüçhan hakkının kısıtlanmasında genel kurul onayı ve bu kısıtlamanın haklı nedenlere dayanması zorunluluğu, uygulamada en sık karşılaşılan hukuki sorunlardandır. Kayıtlı sermaye sistemindeki şirketlerde yönetim kurulunun sermaye artırım yetkisinin sınırları ve kullanım süresi de bu madde çerçevesinde tartışılmaktadır. Sermaye taahhütlerinin yerine getirilmemesi hâlinde yönetim kurulunun alması gereken önlemler de pratik açıdan önem taşımaktadır. İç kaynaklardan sermaye artırımı ile dış kaynaklı artırım arasındaki usul farklılıkları, sermaye artırım kararının genel kurulda ya da kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulunda alınması ile denetleme raporunun hazırlanması aşamaları dikkatle izlenmesi gereken adımlardır.
TTK Madde 470’ye aykırı biçimde yürütülen sermaye artırım süreçleri, hem iptal davasına hem de yönetim kurulunun tazminat sorumluluğuna konu olabilmektedir. Rüçhan hakkının hukuka aykırı kısıtlanması, pay sahiplerinin bu kısıtlamayı öğrendikleri tarihten itibaren belirli bir süre içinde dava açmalarına imkân vermektedir. Yargıtay, kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kuruluna tanınan artırım yetkisinin sınırları ve süresi konusunda katı bir yorum benimsemekte; bu yetkinin kötüye kullanılmasına karşı pay sahiplerinin korunmasını ön plana çıkarmaktadır. Denetim raporlarındaki eksiklikler nedeniyle sermaye artırımının iptal edildiğine ilişkin emsal kararlar da mevcuttur. Sermaye artırımının ticaret siciline tescilinden önce gerçekleştirilen işlemlerin hukuki geçerliliği ve tescil tarihiyle önceki tarihli işlem yapma yasağı, uygulamada dikkatli yönetilmesi gereken bir diğer önemli meseledir.
