TTK 770. Madde
(1) Bir poliçeyi kabul eden kişinin borçlanmalarından doğan sonuçlar, ödeme yerindeki hukuka göre belirlenir.
(2) Senetteki diğer borçluların borçlanmalarından doğan sonuçlar, bu borçlanmalar hangi ülkede imza edilmiş ise o ülke hukukuna tabi olur.
TTK 770. Madde Gerekçesi
Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 682 nci maddesinden, dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır.
TTK 770. Madde Açıklaması
TTK Madde 770, kıymetli evrak hukuku alanında genel olarak konusunu düzenlemektedir. Hüküm, poliçe borçluları arasındaki hukuki ilişkiyi belirli koşullar çerçevesinde ele almakta; genel olarak meselesine dair açık bir kural öngörmektedir. Fikra yapısı incelendiğinde, kanun koyucunun kambiyo hukuku ilkeleriyle uyum içinde hareket ettiği görülmektedir. TTK kapsamında düzenlenen bu hüküm, 6762 sayılı eski TTK’nın 682. maddesiyle örtüşmekte; dil güncellemesi yapılmış olmakla birlikte esas itibarıyla aynı koruma amacını sürdürmektedir. Poliçe ilişkilerinde borcun doğumu, devri veya ifasına ilişkin hususlarda bu madde belirleyici bir işlev üstlenmektedir. Kıymetli evrak hukukunun soyut ve bağımsız niteliği, bu maddenin yorumlanmasında temel ilke olarak benimsenmekte; senedin dolaşım gücü ve alacaklı güvenliği bu bağlamda ön plana çıkmaktadır.
Uygulamada TTK Madde 770 kapsamında öne çıkan başlıca sorun, genel olarak hükmünün uygulama koşullarının hatalı yorumlanmasıdır. Kıymetli evrak hukuku alanında faaliyet gösteren tacirler ve finans kurumları, bu madde kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediklerinde hem sözleşmesel hem de yasal yaptırımlarla karşılaşmaktadır. Özellikle çok taraflı ticari ilişkilerde her tarafın haklarını ve borçlarını önceden belirlemesi, ilerleyen aşamalardaki uyuşmazlıkların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu madde, tarafların işlem güvenliğini sağlamak için başvuracakları temel hukuki dayanaklardan birini oluşturmaktadır.
TTK Madde 770 hükmüne aykırı davranışların hukuki sonuçları arasında senedin geçerliliğinin yitirilmesi, hamilin başvurma haklarının düşmesi ve tazminat yükümlülüğünün doğması sayılabilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bu madde kapsamındaki davalarda genel olarak ilkesini, kıymetli evrak hukuku sistematiğinin bütünü içinde yorumlamaktadır. Özellikle icra ve iflas uyuşmazlıklarında hükmün doğru uygulanması, alacaklıların korunması açısından belirleyici olmaktadır. Alanında uzman bir hukuk danışmanından destek alınması, bu madde kapsamındaki hak ve yükümlülüklerin zamanında ve doğru biçimde yerine getirilmesi için büyük önem taşımaktadır. Gerek müzakere gerekse dava aşamalarında TTK’nın sistematik okunması, hak kayıplarının önüne geçilmesini kolaylaştıracaktır. Uygulamada bu maddenin gereği gibi yorumlanabilmesi için TTK’nın sistematik bütünlüğü içinde ilgili emredici hükümlerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur.
Açıklama
TTK Madde 770, poliçe ilişkisinde yer alan borçluların taahhütlerinden doğan sonuçlara uygulanacak hukuku ayrıştıran bir bağlama kuralıdır. Hüküm iki farklı ölçüt getirir: kabul eden, yani muhatabın borçlanmasından doğan sonuçlar ödeme yerindeki hukuka; senetteki diğer borçluların, özellikle düzenleyen ve cirantaların taahhütlerinden doğan sonuçlar ise imzanın atıldığı ülkenin hukukuna tabidir. Bu düzenleme, kambiyo senetlerinde her imzanın bağımsızlığı ilkesiyle örtüşür ve 5718 sayılı Kanun’un kambiyo taahhütlerine ilişkin bağlama esaslarıyla bütünleşerek milletlerarası poliçe trafiğinde hukuki belirlilik sağlar.
Mekanizma şöyle işler: poliçeyi kabul eden muhatabın ödeme yükümlülüğünün kapsamı, faiz, temerrüt ve ifa biçimi gibi sonuçlar, poliçenin ödeneceği yer hukukuna göre tayin edilir. Buna karşılık her bir cirantanın veya düzenleyenin sorumluluğunun niteliği, kendi imzasını attığı ülkenin hukukuna göre belirlenir. Böylece tek bir poliçe üzerinde farklı kişilerin taahhütleri farklı hukuklara tabi olabilir. Senedi devralan hamil, müracaat hakkını kullanırken her borçluya karşı hangi hukukun geçerli olduğunu ayrı ayrı değerlendirmek durumundadır; bir cirantanın imzası geçerli sayılırken diğerininki, imza yerindeki hukuk uyarınca ehliyetsizlik veya şekil noksanı nedeniyle geçersiz sayılabilir. Aynı biçimde muhatabın kabulden doğan asli ödeme borcunun kapsamı ile cirantaların müracaat yükümlülüğünün niteliği farklı hukuklara göre belirlendiğinden, hamilin talep edebileceği tutar, faiz başlangıcı ve zamanaşımı bakımından her borçlu için ayrı bir tablo ortaya çıkabilir. Bu da senedin tedavülü sırasında her bir imzanın atıldığı yerin kaydedilmesini pratik açıdan önemli kılar.
Bu ayrımın pratik sonucu, bir borçlunun taahhüdündeki geçersizliğin diğerlerinin sorumluluğunu etkilememesidir; imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği hamil, geçerli imza atan borçlulara başvurabilir. Örneğin İstanbul’da ciro edilen bir poliçenin muhatabı tarafından İtalya’da kabul edilmesi hâlinde, muhatabın sorumluluğu İtalyan hukukuna, İstanbul’daki cirantanın sorumluluğu ise Türk hukukuna göre çözülür. TTK Madde 770’in bu yapısı, sınır ötesi alacak takiplerinde uygulanacak hukukun isabetle saptanmasını zorunlu kılar; aksi hâlde yanlış hukuka dayanan bir talep reddedilir. Uygulayıcının her imza için bağlama noktasını ayrı kurması, hak kaybını önleyen temel bir gerekliliktir.
