TTK 773. Madde
(1) Muhatap, yerleşim yerli poliçeyi ödeyecek olan üçüncü kişi ve düzenleyenin, poliçeyi hesabına düzenlediği kişi veya ticari işletme aleyhine sebepsiz zenginleşmeden doğan istemler, bu kişilerin yerleşim yerlerinin bulunduğu ülkenin hukukuna göre belirlenir.
TTK 773. Madde Gerekçesi
Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 685 inci maddesinden, dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır.
TTK 773. Madde Açıklaması
TTK Madde 773, kıymetli evrak hukuku alanında sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar konusunu düzenlemektedir. Hüküm, poliçe borçluları arasındaki hukuki ilişkiyi belirli koşullar çerçevesinde ele almakta; sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar meselesine dair açık bir kural öngörmektedir. Fikra yapısı incelendiğinde, kanun koyucunun kambiyo hukuku ilkeleriyle uyum içinde hareket ettiği görülmektedir. TTK kapsamında düzenlenen bu hüküm, 6762 sayılı eski TTK’nın 685. maddesiyle örtüşmekte; dil güncellemesi yapılmış olmakla birlikte esas itibarıyla aynı koruma amacını sürdürmektedir. Poliçe ilişkilerinde borcun doğumu, devri veya ifasına ilişkin hususlarda bu madde belirleyici bir işlev üstlenmektedir. Kıymetli evrak hukukunun soyut ve bağımsız niteliği, bu maddenin yorumlanmasında temel ilke olarak benimsenmekte; senedin dolaşım gücü ve alacaklı güvenliği bu bağlamda ön plana çıkmaktadır.
Uygulamada TTK Madde 773 kapsamında öne çıkan başlıca sorun, sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar hükmünün uygulama koşullarının hatalı yorumlanmasıdır. Kıymetli evrak hukuku alanında faaliyet gösteren tacirler ve finans kurumları, bu madde kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediklerinde hem sözleşmesel hem de yasal yaptırımlarla karşılaşmaktadır. Özellikle çok taraflı ticari ilişkilerde her tarafın haklarını ve borçlarını önceden belirlemesi, ilerleyen aşamalardaki uyuşmazlıkların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu madde, tarafların işlem güvenliğini sağlamak için başvuracakları temel hukuki dayanaklardan birini oluşturmaktadır.
TTK Madde 773 hükmüne aykırı davranışların hukuki sonuçları arasında senedin geçerliliğinin yitirilmesi, hamilin başvurma haklarının düşmesi ve tazminat yükümlülüğünün doğması sayılabilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bu madde kapsamındaki davalarda sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar ilkesini, kıymetli evrak hukuku sistematiğinin bütünü içinde yorumlamaktadır. Özellikle icra ve iflas uyuşmazlıklarında hükmün doğru uygulanması, alacaklıların korunması açısından belirleyici olmaktadır. Alanında uzman bir hukuk danışmanından destek alınması, bu madde kapsamındaki hak ve yükümlülüklerin zamanında ve doğru biçimde yerine getirilmesi için büyük önem taşımaktadır. Gerek müzakere gerekse dava aşamalarında TTK’nın sistematik okunması, hak kayıplarının önüne geçilmesini kolaylaştıracaktır. Uygulamada bu maddenin gereği gibi yorumlanabilmesi için TTK’nın sistematik bütünlüğü içinde ilgili emredici hükümlerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur.
Açıklama
Poliçe ilişkisinde kambiyo borçlusu, şekil eksikliği, zamanaşımı ya da süresinde işlem yapılmaması gibi nedenlerle kambiyo taahhüdünden kurtulabilir; ancak bu kurtuluş, onun alacaklı aleyhine sebepsiz zenginleşmesi sonucunu doğurabilir. Milletlerarası nitelikli poliçelerde ise bu sebepsiz zenginleşme istemine hangi ülkenin hukukunun uygulanacağı bir kanunlar ihtilafı sorunudur. TTK Madde 773, kaynağını 6762 sayılı Kanun’un 685. maddesinden alarak bu sorunu çözer ve muhatap, yerleşim yerli poliçeyi ödeyecek üçüncü kişi ile düzenleyenin hesabına poliçe düzenlediği kişi veya ticari işletme aleyhine doğan sebepsiz zenginleşme istemlerinin, bu kişilerin yerleşim yerinin bulunduğu ülke hukukuna tabi olacağını belirler.
Hükmün uygulama mekanizması, bağlama noktası olarak borçlunun yerleşim yerini esas almasıdır. Sebepsiz zenginleşme istemi kime yöneltiliyorsa, o kişinin yerleşim yerindeki hukuk uygulanacak hukuku belirler. Bu bağlamada üç ayrı muhatap kategorisi gözetilir: poliçeyi kabul etmiş muhatap, poliçeyi ödemeyi üstlenen yerleşim yerli üçüncü kişi ve düzenleyenin hesabına hareket ettiği kişi ya da ticari işletme. Her birinin yerleşim yeri, kendisine yöneltilen istem bakımından bağımsız biçimde dikkate alınır. Böylece sınır ötesi bir poliçe ilişkisinde, alacaklının başvurabileceği sebepsiz zenginleşme talebinin esasına, kapsamına ve sınırlarına hangi maddi hukukun uygulanacağı önceden ve nesnel bir ölçüte göre belirlenmiş olur.
Bu kanunlar ihtilafı kuralının pratik sonucu, sınır ötesi poliçe uyuşmazlıklarında öngörülebilirliğin sağlanmasıdır. Örneğin yabancı ülkede yerleşik bir muhataba karşı, poliçenin zamanaşımına uğraması nedeniyle kambiyo hakkını yitiren hamil, sebepsiz zenginleşme istemini muhatabın yerleşim yeri hukukuna göre ileri sürecek ve bu hukukun tanıdığı ölçüde tatmin arayacaktır. TTK Madde 773 bu yönüyle, kambiyo senetlerinin uluslararası dolaşımında alacaklının son çare niteliğindeki sebepsiz zenginleşme talebini belirsiz bırakmaz; aksine, uygulanacak hukuku açık ve nesnel bir bağlama noktasına oturtarak hem alacaklının hem de borçlunun hukuki konumunu güvenceye alır. Borçlunun yerleşim yeri hukukunun esas alınması, istemin muhatabı bakımından da öngörülebilir bir sonuç doğurur ve aynı poliçeye ilişkin farklı borçlulara karşı açılacak taleplerin her birinin kendi bağlamasına tabi tutulmasını sağlar. Düzenleme, kıymetli evrak hukuku ile milletlerarası özel hukukun kesişiminde işlevsel bir köprü kurar.
