TTK ▸ Madde 815

TTK 815. Madde

(1) Bu Kısımda geçen “banka”dan amaç, Bankacılık Kanununa tabi olan kuruluşlardır. Ancak, ödeme yeri Türkiye dışında olan çekler hakkında “banka” teriminden hangi kuruluşların anlaşılacağı ödeme yeri hukukuna göre belirlenir.

TTK 815. Madde Gerekçesi

Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 727 nci maddesinden, dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır.

TTK 815. Madde Açıklaması

TTK Madde 815, çek hukuku alanında bankanın tanımı konusunu düzenlemektedir. TTK ve 5941 sayılı Çek Kanunu çerçevesinde düzenlenen bu hüküm, bankanın tanımı ilkesini çek uygulamasına özgü koşullar açısından somutlaştırmaktadır. Madde, 6762 sayılı eski TTK’nın 727. maddesiyle büyük ölçüde örtüşmekle birlikte 6102 sayılı TTK sistematizasyonu çerçevesinde güncellenmiştir. Çek, ticari hayatta en yaygın kullanılan ödeme araçlarından biri olması nedeniyle bu madde kapsamındaki hükümler özellikle bankacılık ve perakende sektörlerinde pratik açıdan büyük önem taşımaktadır. Hükmün uygulama alanı, hamil, keşideci ve muhatap banka arasındaki üçlü ilişkiyi doğrudan etkilemektedir. Çek hukukunun kambiyo senetleri arasındaki özgün konumu, bu maddenin uygulanmasında bankacılık ve ticaret hukukunu birbirine bağlayan bir köprü işlevi görmesini sağlamaktadır.

Uygulamada TTK Madde 815 kapsamında öne çıkan başlıca sorun, yasal sürelere uyulmamasından kaynaklanan hak kayıplarıdır. Kambiyo senetlerinde ibraz, protesto ve başvurma sürelerine ilişkin kurallar emredici nitelikte olup taraflarca değiştirilemez. Örneğin ibraz süresini geçiren hamil, ciro edenler aleyhine başvurma hakkını yitirebilmekte; bu durum icra takiplerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açmaktadır. Uygulamada bankalar ve avukatlar, bankanın tanımı konusundaki takvim hesaplamalarında tatil günleri, resmi engeller ve mücbir sebepler gibi istisnai durumları da göz önünde bulundurmak zorundadır. Süre hatalarının telafisi oldukça güç olduğundan işlemlerin başlangıcından itibaren dikkatli bir takvim yönetimi şarttır.

TTK Madde 815 hükmüne aykırılığın sonuçları arasında en sık karşılaşılan durum, hamilin başvurma haklarını yitirmesi ya da bankanın ödeme ret gerekçesinin mahkemece meşru sayılmasıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bu madde kapsamındaki uyuşmazlıklarda şekil ve süre koşullarına katı biçimde uyulmasını aramakta; iyi niyetli hamilin korunmasını da ön planda tutmaktadır. 5941 sayılı Çek Kanunu’yla birlikte oluşan bütüncül yasal çerçeve, hem ticaret hem de icra hukukunda bu hükmün uygulanmasını yakından etkilemektedir. Hukuki süreçlerde avukatların ilgili Yargıtay içtihadını ve TTK sistematiğini eş zamanlı değerlendirmesi, müvekkillerinin haklarının etkin korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Uygulamada bu maddenin gereği gibi yorumlanabilmesi için TTK’nın sistematik bütünlüğü içinde ilgili emredici hükümlerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur.

Açıklama

TTK Madde 815, çeke ilişkin hükümlerin uygulanmasında merkezî bir kavram olan “banka” teriminin anlamını tanımlayarak hükümler arası terim birliği sağlar. Düzenlemeye göre çek kısmında geçen banka kavramından kastedilen, Bankacılık Kanununa tabi olan kuruluşlardır. Bu tanım, çekin yalnızca muhatabı banka olabilen bir kambiyo senedi niteliğiyle doğrudan bağlantılıdır; zira çekte muhatap sıfatını ancak mevzuatın bankacılık faaliyetine izin verdiği kuruluşlar üstlenebilir. Tanımın bir de istisnaî yönü vardır: ödeme yeri Türkiye dışında olan çekler bakımından hangi kuruluşların banka sayılacağı, Türk hukukuna göre değil ödeme yeri hukukuna göre belirlenir. Böylece milletlerarası çek ilişkilerinde yabancı ülke düzenlemelerine saygı gösterilmiş olur.

Hükmün uygulama mekanizması, çek düzenleyen ve dolaşıma sokan herkes için muhatabın hukuki niteliğini denetleme zorunluluğu doğurur. Bir senedin çek sayılabilmesi için muhatabının Bankacılık Kanunu kapsamındaki bir kuruluş olması gerektiğinden, bu niteliği taşımayan bir kuruluş üzerine düzenlenen senet çek hükümlerinden yararlanamaz. Ödeme yeri yurt dışında bulunan çeklerde ise uygulayıcının, muhatabın o ülke hukukunda banka sayılıp sayılmadığını ödeme yeri mevzuatına başvurarak araştırması gerekir. Bu, özellikle milletlerarası ticarette çekle ödeme yapan tacirler için önemli bir inceleme ödevidir ve çekin geçerliliğini en baştan etkiler. Türkiye’de muhatap konumundaki kuruluşun Bankacılık Kanunu kapsamında faaliyet izni bulunup bulunmadığı, çekin kambiyo senedi sayılmasının ön koşuludur.

Tanımın sonucu, çekin geçerliliği ve ona bağlanan kambiyo hukuku korumalarının kapsamı bakımından doğrudan etkilidir. Muhatabı banka niteliği taşımayan bir senet, taraflar onu çek olarak adlandırsa dahi çeke özgü ibraz, başvurma ve takip hükümlerinden yararlanamaz; bu durumda senet olsa olsa adi bir havale veya borç ikrarı olarak değerlendirilebilir. Örneğin Bankacılık Kanunu kapsamında bulunmayan bir finans kuruluşu üzerine “çek” başlığıyla düzenlenen bir belge, kambiyo senetlerine özgü takip yoluna konu edilemez ve hamil çekten doğan ayrıcalıklı haklardan mahrum kalır. Yargıtay da bir senedin çek vasfını taşıyıp taşımadığını incelerken muhatabın banka olup olmadığını ön sorun olarak ele alır. Bu yönüyle TTK Madde 815, çek kavramının sınırlarını belirleyen ve uygulamadaki nitelendirme hatalarını önleyen tanım hükmü işlevi görür.