TTK ▸ Madde 827
Madde 826
MADDE 827

2. Kabul zorunluluğunun bulunmaması

Madde 828

TTK 827. Madde

(1) Emre yazılı havale kabul için ibraz edilemez.

(2) Buna rağmen ibraz edilir ve kabulden de kaçınılırsa hamilin bu sebepten dolayı başvurma hakkı yoktur.

TTK 827. Madde Gerekçesi

Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 739 uncu maddesinden, dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır.

TTK 827. Madde Açıklaması

TTK Madde 827, çek ve bono hukuku alanında kabul zorunluluğunun bulunmaması konusunu düzenlemektedir. Söz konusu düzenleme, TTK ve 5941 sayılı Çek Kanunu kapsamında kambiyo senedi hamillerinin hukuki konumunu ilgilendiren kabul zorunluluğunun bulunmaması meselesini ele almaktadır. Madde, 6762 sayılı eski TTK’nın 739. maddesiyle paralellik taşımakta; ciro zinciri veya hamilin iyiniyeti gibi kıymetli evrak hukukunun temel kavramlarıyla sıkı biçimde bağlantılıdır. çek ve bono hukuku alanında kanun koyucunun amacı, senedi devreden ve devralan arasındaki hukuki dengeyi korumak ve senedin dolaşım gücünü güvence altına almaktır. Bu amaçla madde, açık ve yoruma kapalı bir norm niteliği taşımaktadır. Çek hukukunun kambiyo senetleri arasındaki özgün konumu, bu maddenin uygulanmasında bankacılık ve ticaret hukukunu birbirine bağlayan bir köprü işlevi görmesini sağlamaktadır.

Uygulamada TTK Madde 827 kapsamında öne çıkan başlıca sorun, yasal sürelere uyulmamasından kaynaklanan hak kayıplarıdır. Kambiyo senetlerinde ibraz, protesto ve başvurma sürelerine ilişkin kurallar emredici nitelikte olup taraflarca değiştirilemez. Örneğin ibraz süresini geçiren hamil, ciro edenler aleyhine başvurma hakkını yitirebilmekte; bu durum icra takiplerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açmaktadır. Uygulamada bankalar ve avukatlar, kabul zorunluluğunun bulunmaması konusundaki takvim hesaplamalarında tatil günleri, resmi engeller ve mücbir sebepler gibi istisnai durumları da göz önünde bulundurmak zorundadır. Süre hatalarının telafisi oldukça güç olduğundan işlemlerin başlangıcından itibaren dikkatli bir takvim yönetimi şarttır.

TTK Madde 827 hükmüne aykırılığın sonuçları arasında en sık karşılaşılan durum, hamilin başvurma haklarını yitirmesi ya da bankanın ödeme ret gerekçesinin mahkemece meşru sayılmasıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bu madde kapsamındaki uyuşmazlıklarda şekil ve süre koşullarına katı biçimde uyulmasını aramakta; iyi niyetli hamilin korunmasını da ön planda tutmaktadır. 5941 sayılı Çek Kanunu’yla birlikte oluşan bütüncül yasal çerçeve, hem ticaret hem de icra hukukunda bu hükmün uygulanmasını yakından etkilemektedir. Hukuki süreçlerde avukatların ilgili Yargıtay içtihadını ve TTK sistematiğini eş zamanlı değerlendirmesi, müvekkillerinin haklarının etkin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

Açıklama

TTK Madde 827, emre yazılı havalenin kabul bakımından özel rejimini belirleyerek bu senet türünü poliçeden ayıran önemli bir kural getirir. Hükmün birinci fıkrası, emre yazılı havalenin kabul için ibraz edilemeyeceğini öngörür. İkinci fıkra ise bu yasağa rağmen havalenin kabul amacıyla ibraz edilmesi ve kabulden kaçınılması hâlinde, hamilin bu sebebe dayanarak başvurma hakkına sahip olamayacağını düzenler. Bu kural, emre yazılı havalenin hukuki yapısının poliçeden farklı olmasından kaynaklanır; poliçede kabul ve kabul etmeme nedeniyle başvurma mekanizması işlerken, emre yazılı havalede muhataba kabul yükümlülüğü yüklenmemiş ve kabule bağlanan başvurma imkânı tanınmamıştır. Bu fark, emre yazılı havalenin bir ödeme aracı olarak tasarlanmış olmasından ve muhatabın kabul taahhüdü altına girmesinin beklenmemesinden kaynaklanır.

Hükmün işleyişi, emre yazılı havaleyle işlem yapan hamilin beklentilerini sınırlandırır. Hamil, havaleyi muhataba kabul ettirmek üzere ibraz edemez; ibraz etse dahi muhatabın kabulden kaçınması, ona vade öncesi başvuru imkânı sağlamaz. Dolayısıyla hamilin somut ödevi ve gözetmesi gereken husus, havalenin ödeme için ibraz edileceğini ve kabule bağlı bir güvence bulunmadığını bilmektir. Bu durum, emre yazılı havalenin poliçe gibi muhatabın önceden taahhüdüne dayanan bir güvence aracı olmadığını, ödeme aşamasında işlerlik kazanan bir araç olduğunu gösterir; hamil ticari planlamasını ve teminat beklentisini buna göre yapmalıdır. Poliçedeki gibi kabule dayalı bir ön güvence aramak yerine, hamilin esas dayanağı senedi düzenleyenin ve cirantaların ödeme aşamasındaki sorumluluğudur.

Bu düzenlemenin sonucu, kabule dayalı başvuru yolunun emre yazılı havalede kapalı olmasıdır; muhatabın kabulden kaçınması, hamile borçlulara karşı erken başvurma hakkı doğurmaz. Örneğin emre yazılı bir havaleyi elinde bulunduran hamil, muhatabın senedi kabul etmeyeceğini öğrenip vade öncesi cirantalara veya havaleyi düzenleyene başvurmak isterse, bu talebi hukuki dayanaktan yoksun kalır; çünkü kanun kabul etmemeye böyle bir sonuç bağlamamıştır. Hamil ancak ödeme aşamasındaki ihlallere dayanarak haklarını kullanabilir. Bu yönüyle TTK Madde 827, emre yazılı havaleyi poliçeden ayıran ve hamilin başvurma haklarının sınırını çizen, bu senet türüne özgü belirleyici bir hükümdür.

Madde 826
MADDE 827

2. Kabul zorunluluğunun bulunmaması

Madde 828