Anayasa Madde 11
(1) Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
(2) Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.
Danışma Meclisi Gerekçesi
Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü Bu madde ile Anayasanın üstünlüğü bir ilke halinde açıklanmakta ve Devlet faaliyetlerinin Anayasaya uygun olarak düzenlenmesi gerektiği belirtilmektedir. Anayasa, sadece Devlet iktidarını değil kişileri de bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Yasama, yürütme ve yargı kuvvetleri Anayasaya uymak zorundadırlar ve yargı kuvveti gerektiğinde Anayasayı diğer kanunlar gibi uygulayabilecektir.
Genel Gerekçe
1. «İnsan hakları ve temel hürriyetler»’in düzenlendiği bu bölüm hükümlerinde, insan hakları doktrininin günümüzdeki gelişmesi ve durumu, geçirmiş bulunduğumuz kötü deneyimlerden çıkarılan sonuçlar; insan hakları konusunda Türkiye’nin imzalayıp onaylamış bulunduğu ve bu sıfatla millî hukukumuza dahil sayılan uluslararası andlaşma ve sözleşmeler, özellikle 1948 Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve 1950 İnsan Haklarının ve Temel Hürriyetlerini Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi göz önünde tutulmuştur.
2. Bu kısım, bir mantık zinciri izlenerek üç bölüm halinde oluşturulmuştur: Şöyleki,
a) Önce temel hak ve hürriyetlerin genel niteliği belirlenmiş; insanın insan olarak, doğuştan bazı temel hak ve hürriyetlere sahip bulunduğu; binnetice, devletin bu hak ve hürriyetler önünde «müdahale etmez», «çekimser» bir tutum benimsemesi gereği belirmiştir. Temel hak ve hürriyetlerden herkesin yararlanabilmesi, yani bunların herkes tarafından kullanılabilir hale gelebilmesi için devletin «müdahale etmez» tutumunun yetersizliği nedeniyle, hak ve hürriyetlerin devlet tarafından desteklenmesi yani devletin hak ve hürriyetlerin gerçekleşmesine yardımcı olması gereği de benimsenmiştir. Hak ve hürriyetlerin topluma maledilmesi («Sosyalleştirilmesi») şeklinde ifade olunan bu husus, «Devlet, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, fert huzuru, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal bütün engelleri kaldırmaya çalışır» denmek suretiyle Anayasanın «genel esaslar» hükümleri arasında (Mad. 4/2) yer almaktadır.
b) İkinci olarak, temel hak ve hürriyetlerin, kişiye tanınmış sınırsız bir serbesti olmadığı; bunların kişi için bazı ödev ve sorumlulukları da beraberinde getirdiği ve sınırlı bir serbesti demek olduğu ifade edilmiştir. Hak ve hürriyetlerin ilk sınırı, bunların kendi bünyesi ve cevherinde yer almaktadır.
Kişinin kendi serbesti alanından taşarak, başkalarının hak ve hürriyet alanına girmesinin mümkün olmayacağı gibi .
Hak ve hürriyetlere getirilen ikinci grup sınırlamayı ise kişiye tanınan serbestinin ve hak alanının, Devletin yahut Cumhuriyetin, millî güvenliğin, kamu yararının, kamu düzeninin,
genel sağlık ve ahlakın korunması ve benzeri mülahazalarla «kayıtlanması»; yani, kullanım alanlarının daraltılmasıdır. Temel hak ve hürriyetlerin kayıtlanması konusunda kabul edilen bu sınırlama sebeplerinin bir grubu «genel» nitelikte, yani bütün hak ve hürriyetler için geçerlidir. Bu «genel sebeplerden birinin yahut birkaçının belli bir hak ve hürriyet konusunda (mesela seyahat yahut düşünceyi açıklama veya dernek kurma hürriyeti v.b. gibi) uygulanabilmesi için, o hürriyete ait özel maddede ayrıca belirtilmelerine gerek yoktur. Sınırlama nedeni olarak kabul edilen diğer bir grup «sebep» ise «özel» niteliktedir. Kullanılan «özel» temininden de kolayca anlaşılabileceği gibi bu sebepler her hak ve hürriyete ait bulunan maddelerde yer almaktadır. Eğer herhangi bir hak ve[ya hürriyete ait bulunan maddede böyle «özel» bir «sebep» gösterilmemişse, o hak ve hürriyet yalnızca «genel sınırlama sebebi» teşkil eden kavramlara dayanılarak sınırlanabilecek demektir.
Bu duruma göre hak ve hürriyetler «genel», ve bunlara ilaveten mahsus maddelerde yer alan «özel» sebeplere dayanılarak sınırlanabilecek, kayıt altına alınabilecektir. Bu husus, hak ve hürriyetlerin sınırlanması konusunda genel hüküm teşkil eden 12 nci maddede «… amacıyla ve aynı zamanda …» ibaresi kullanılmak suretiyle ifade edilmiştir.
Hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel]1 hükmün hemen arkasından bunların suiistimalini önleyecek hüküm getirilmiştir. Kişinin sahip bulunduğu haklar ve hürriyetler Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü korumak, Cumhuriyeti ve Türk Devletini yıkmak ve 14 üncü maddede sayılan diğer amaçlarla, yani belirtilen cinsten bir kötü kasıtla kullanılamayacaktır. Aynı zamanda genellikle Anayasanın hiçbir hükmü, özellikle kişinin sahip bulunduğu hak ve hürriyetler, bir topluluğa veya kişiye bu Anayasada yer alan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyete girişme yahut eylemde bulunma hakkını verir şekilde yorumlanamayacaktır.
Nihayet savaş, sıkıyönetim, olağanüstü hal gibi millet hayatının tehlikede bulunduğu durumlarda hak ve hürriyetlerin kullanılması tamamen durdurulabilmekte; hak ve hürriyetlerin korunması amacıyla öngörülmüş bulunan güvencelere aykırı yani bunları gereğinde ortadan kaldırabilecek tedbirler alınabilmektedir. (Madde 15)
1 Türkiye Büyük Millet Meclisi internet sitesinde yayımlanan Danışma Meclisinin Kabul Ettiği Metnin Gerekçesinde ayraç içindeki bölümde yer alan bazı ifadeler anlaşılamadığından bu bölüm Ömer İzgi, Zafer Gören, 03.10.2001 Tarihli Değişiklikleri ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Yorumu, Cilt I, Madde 1-78, Ankara, TBMM Basımevi, 2002, sayfa 170’ten alınmıştır.
c) Bu kısmı oluşturan üçüncü bir grup hüküm ile temel hak ve hürriyetler teker teker ele alınıp düzenlenmektedir. Yaşama hakkı, kişi hürriyeti, seyahat ve yerleşme hürriyeti v.s. gibi. Bir anlamda hak ve hürriyetler listesini teşkil eden bu kısmın düzenlenmesinde liste başına en önemli hak (yaşama hakkı) yerleştirilmiş ve diğerleri, kademeli şekilde bunu takip etmiştir. (Madde 17 ve sonrakiler)
Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasında yabancıların durumu ayrıca belirtilmiş (madde 16); bunlar konusunda, milletlerarası hukuka uygun olarak farklı bir düzenleme imkânı getirilmiştir.
Temel haklar ve hürriyetler konusunda ayrıca belirtilmesi gereken diğer bir husus da «düşünce ve kanaat hürriyeti» (Madde 25) ile «düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü»’nün (Madde 26), birbirinden farklı nitelikte olmaları nedeniyle, ayrı maddeler halinde düzenlenmiş bulunmasıdır.
Düşünce açıklama ve yayma hürriyetinin günümüz toplumunda ve demokratik yönetimde en önemli bir tezahür şekli olan haberleşme ve özellikle basın hürriyeti ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. «Basın ve yayımla ilgili hükümler» başlığı altında yer alan maddeler bir yandan basın hürriyetini güvence altına almakta; öte yandan da benimsenen «hür, fakat sorumlu basın» teorisine uygun olarak bu hürriyeti düzenlemekte, kötüye kullanımını önlemektedir. Böylece 28 ila 32 nci maddeler haberleşme ve basın hürriyeti konusunda Anayasa içinde açılan bir parantezi oluşturmaktadır.
Temel haklar ve hürriyetler bölümünün son hükümleri niteliğindeki 37 ve 38 inci maddelerde insanı yakından ilgilendiren bazı temel ilkeler yer almaktadır. Bunlar genellikle suç ve cezalar ve kanunların geçmişe yürümemesi hususlarıyla ilgilidir.
