Anayasa ▸ Madde 28

Anayasa Madde 28

(1) Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz.

(2) (Mülga ikinci fıkra: 3/10/2001-4709/10 md.)

(3) Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.

(4) Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.

(5) Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü tehdit eden veya suç işlemeye ya da ayaklanma veya isyana teşvik eder nitelikte olan veya Devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan her türlü haber veya yazıyı, yazanlar veya bastıranlar veya aynı amaçla, basanlar, başkasına verenler, bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu olurlar. Tedbir yolu ile dağıtım hakim kararıyle; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle önlenebilir. Dağıtımı önleyen yetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili hakime bildirir. Yetkili hakim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa, dağıtımı önleme kararı hükümsüz sayılır.

(6) Yargılama görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi için, kanunla belirtilecek sınırlar içinde, hakim tarafından verilen kararlar saklı kalmak üzere, olaylar hakkında yayım yasağı konamaz.

(7) Süreli veya süresiz yayınlar, kanunun gösterdiği suçların soruşturma veya kovuşturmasına geçilmiş olması hallerinde hakim kararıyla; Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel ahlakın korunması ve suçların önlenmesi bakımından gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle toplatılabilir. Toplatma kararı veren yetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili hakime bildirir; hakim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa, toplatma kararı hükümsüz sayılır.

(8) Süreli veya süresiz yayınların suç soruşturma veya kovuşturması sebebiyle zapt ve müsaderesinde genel hükümler uygulanır.

(9) Türkiye’de yayımlanan süreli yayınlar, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin temel ilkelerine, milli güvenliğe ve genel ahlaka aykırı yayımlardan mahkum olma halinde, mahkeme kararıyla geçici olarak kapatılabilir. Kapatılan süreli yayının açıkça devamı niteliğini taşıyan her türlü yayın yasaktır; bunlar hakim kararıyla toplatılır.

Danışma Meclisi Gerekçesi

Basın hürriyeti Maddenin birinci fıkrasında basın hür olduğu, sansür edilemeyeceği yani ön denetime tabi tutulamayacağı ifade edilmiş; basın hürriyetinin temel unsurlarından biri olan «matbaa serbestisi» de fıkraya eklenmiştir. İkinci fıkra ile resmî dilden başka bir dilde yazılan yayınlar «izin rejimine» bağlanmıştır. Üçüncü fıkra basın hürriyeti önünde devletin «olumlu tutumunu» yani bu hürriyetin gerçekten sağlanmasında devletin yardımcı olmasını, bu amaçla gerekli tedbirlerin alınması ihtiyacını öngörmektedir. Bu cümleden olmak üzere basın devlet yardımı yanında, basın hürriyetini tehdit eden «tekelleşme» yahut «yoğunlaşma» eğilimlerini önleyici tedbirleri sayabiliriz. Maddenin dördüncü fıkrasında, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü koyan 26 ncı madde hükmünün, basın hürriyetinin sınırlanması ve düzenlenmesinde de uygulanacağı belirtilmiştir. Gerçekten basın hürriyeti düşünceyi yayma hürriyetinin belli bir kullanım şeklini ve hatta, yaygınlığıyla nedeniyle, uzantısını teşkil etmektedir. Bu nedenle düşünceyi açıklama hürriyetine ilişkin genel esasların ve özelikle bu hürriyetin sınırlanmasında geçerli özel sebeplerin, basın hürriyeti konusunda da uygulanması doğaldır. Unutmamak gerekir ki basın hürriyeti kaynağını 26 ncı madde hükmünden almaktadır. Maddenin beşinci fıkrası basın suçlarının yahut basın yoluyla işlenen suçların «yayım ile vücut bulacağı genel kuralına bir istisna getirmektedir. Bilindiği gibi «yayım» (neşir), fikir ürününün umuma sunulması, yani açıklık kazanması demektir. Basın suçları yahut basın yoluyla işlenen suçlarda bu «yayım» unsuru ile suç tamam olmaktadır. İşte bu beşinci fıkra yayım araçlarıyla işlenen bir grup suçta «yayım» unsurunun yokluğuna rağmen cezalandırmayı mümkün kılmaktadır. Hükmün sevk amacı, söz konusu gruba dahil, suçların ağırlığı nedeniyle bunlara daha ilk anda engel olunması arzusudur. «Yayım» gerçekleştikten, fikir ürünü umuma sunulduktan sonra alınacak her türlü tedbirin, «yayımla ortaya çıkan zarar yahut tehlikeyi ortadan kaldırmaya yetmeyeceği düşünülmüştür. Fıkrada öngörülen bu suçlar Devletin iç ve dış güvenliğine, ülkenin ve milletin bütünlüğüne karşı işlenen suçlar yanında, suç işlemeye, ayaklanma veya isyana teşvik eden, haber veya yazılardır. Bu tehlikeli amaçlara yönelik haber yahut yazıları, hangi sıfatla olursa olsun, yayım amacıyla basan ve bastıranlar, bu suçlara ait kanun hükümlerince sorumlu olacaklardır. Fıkranın son cümlesi, bu tür yazı yahut haberi içeren yayım organının, tedbir olarak, dağıtımdan alıkonulabileceğini yani zaptolunabileceğini belirtmektedir.

Altıncı fıkra, olaylar hakkında yayım yasağı konamayacağı ilkesini koymakta ve bu kurala bir tek halde istisna getirmektedir. Bu istisna da yargılama görevinin etkiden uzak tutulması amacına yöneliktir. Gerçekten «yayım yasağı», basın hürriyetine tıpkı sansür gibi, ağır şekilde tehdit eden bir «önleyici» tedbirdir. Bu nedenle, uygulama alanının gayet dar biçimde sınırlanması gerekir. Kabul edilen istisnanın meşruluğu üzerinde şüpheye yer yoktur. Yargılama görevi, ancak her türlü etkiden uzak olarak yerine getirildiği takdirde güven verecek; ancak bu şartla mahkeme kararı «doğru» yu ifade edecek ve «kesin hüküm kuvvetine» sahip olacaktır.

Yedinci fıkra, süreli ve süresiz yayımların toplatılması hususunu düzenlemektedir. Umuma sunulmuş yani dağıtılmış bir yayımın toplatılmasına, kural olarak, hâkim karar verecektir. Bununla beraber adlî kovuşturmanın henüz başlamadığı ve gecikmesinde de sakınca bulunan hallerde kanunun yetkili kıldığı başka bir merci toplatma kararı verebilecektir. Hâkimden başka bir merciin vereceği toplatma kararının gerekçesi de fıkrada belirtilmiş; yani bu makamın konu bakımından takdir hakkı sınırlanmıştır. Acele hallerde bu merci tarafından verilebilecek toplatma kararı ancak Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel ahlakın, korunması, suçların önlenmesi mülahazalarıyla verilebilecektir. Olağanüstü bir tedbir niteliği gösteren bu yetki yine yargı organının denetimi altında tutulmaktadır. Nitekim toplatma kararı veren merci, bu kararını en geç yirmi dört saat içinde hâkime bildirecek; hâkim de bu kararı en geç iki gün içinde onaylamazsa, karar hükümsüz kalacaktır.

Sekizinci fıkra süreli veya süresiz yayımların zapt ve müsaderesinde, Ceza ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunlarımızın genel hükümlerinin uygulanacağını belirtmektedir. Her ne kadar yedinci fıkrada yer alan «toplatma» tedbiri, bir anlamda, yayın organının «zaptı» niteliğinde ise de; ancak suç kovuşturması müessesesi olarak «zapt ve müsaderenin» ayrıca öngörülmesinde yarar vardır. Yayım organları konusunda bu özel «toplatma» tedbirinin varlığı, bir ceza hukuku müessesesi olarak «zapt ve müsadere» ye ait genel hükümlerin bunlara uygulanıp uygulanmayacağı hususunda tereddüt doğurmuştur. Bu tereddüdü ortadan kaldırmak amacıyladır ki, söz konusu fıkraya gerek görülmüştür. Bilindiği gibi Ceza Kanunumuza göre suç ürünü ve suç aleti zapt ve müsadereye tabi eşyadandır. Bir suçun basın yoluyla işlenmesi halinde yayım organını bu genel hükmün dışında tutmak için ortada makul sebep yoktur.

Maddenin son fıkrasında süreli yayımların hangi hallerde ve hangi şartlarla kapatılacağı hüküm altına alınmaktadır. Kapatma, ceza mahkûmiyetine eklenecek fakat kişiyi değil süreli yayını hedef alan ayrı bir müeyyidedir. Bu ek müeyyidenin öngörüldüğü suçlar da sınırlı sayım yoluyla gösterilmiş; ancak Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmezliğine, Cumhuriyet ilkelerine, millî güvenliğe ve genel ahlaka karşı işlenen suçlardan mahkûmiyet halinde bu ağır müeyyideye başvurulacaktır.

Kapatılan süreli yayının devamı niteliğinde bir yayım yapılamayacağına göre, bu yasağa aykırı hareket halinde yayın, gene hâkim kararıyla toplatılacaktır.

Millî Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonu Değişiklik Gerekçesi

Maddenin ikinci fıkrasında yer alan «Resmî dilden başka bir dilde

yayın yapılması izne bağlıdır.» şeklindeki hüküm gerek bu konudaki kanunun düzenlenmesinde ve gerekse uygulamada amacı dışındaki yorumlara neden olup her yayın için ayrı ayrı izin alınması gibi bir hüküm niteliğinde anlaşılabileceğinden bu hüküm redaksiyona tabi tutularak «Kanunla yasaklanmış olan herhangi bir dilde yayın yapılamaz.» şekline dönüştürülmüştür. Böylece, kanunun yasaklamadığı dillerde yapılan yayınların izin sistemine bağlanmasına gerek olmadığı da vurgulanmış olmaktadır. 27 nci maddeye eklenmiş bulunan ikinci fıkra hükümleri de gözönünde bulundurularak dördüncü fıkra metnine «27 nci madde» atıf maddesi olarak eklenmiştir. Ayrıca, beşinci fıkrada yer alan «Tedbir yolu ile dağıtımı önleyecek sorumlu merci…. kanunda açıkça gösterilir.» şeklindeki hüküm kanun koyucuya ışık tutacak nitelikte olmadığından bu fıkra hükmü toplatmaya ilişkin maddenin yedinci fıkrası ile ahenk teşkil edecek şekilde yeniden düzenlenmiş ve kaide olarak dağıtımın tedbir yoluyla durdurulmasına hâkimin karar verebileceği belirtilmiştir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise yine fıkrada belirtilen suçlarla ilgili olmak kaydıyla kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emri ile de tedbir yoluyla dağıtım önlenebilecektir. Ancak bu halde de yine hâkime gidilmesi ve dağıtımı önleme kararının yerinde olup olmadığının mahkemece değerlendirilmesi esası getirilmiştir.

Madde metninde yer alan devlete ait gizli bilgilerin, hangi bilgileri kapsadığı, kanunla belli edilecektir.