Evi su bastığında, daireye hırsız girdiğinde ya da yağmurdan sonra tavandan su aktığında ilk başvurulan yer sigorta şirketidir. Cevap gecikebilir, eksik gelebilir ya da talep tamamen reddedilebilir. Bu noktada en sık sorulan soru, ev sigortası ödemiyor ise ne yapılacağıdır. Bir diğer soru, konut sigortası su baskını hasarını hangi durumda karşılar sorusudur. Esnaf ve şirketler için aynı mesele işyeri sigortası ödemiyor şikâyeti olarak ortaya çıkar. Böyle bir durumda, yani konut sigortası ödemiyor ise önce poliçenin kapsamına, sonra ret gerekçesinin kanuna uygunluğuna bakılır. Bu yazı ret sebeplerini, ödeme zamanını, zamanaşımını ve başvuru yollarını Türk Ticaret Kanunu (TTK) metni üzerinden anlatıyor.
Son güncelleme: 19.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 19.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; TTK, TKHK, HMK ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu metinlerini kapsadı. Afet sigortaları, arabuluculuk ve harçlara ilişkin kanunlar da aynı tarihli metinlerden okundu.
Konut Sigortası Ödemiyor: Önce Poliçenin Kapsamına Bakılır
TTK m. 1401’e göre sigorta sözleşmesi, sigortacının prim karşılığında para ile ölçülebilir bir menfaati zarara uğratan rizikoyu tazmin etmeyi üstlendiği sözleşmedir. Kanun konut veya işyeri sigortası adıyla ayrı bir bölüm içermez. Bu sözleşmelere sigorta hukukunun genel hükümleri ile mal sigortalarına ilişkin hükümler uygulanır. Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan sorumludur (m. 1409/1). Dolayısıyla konut sigortası ödemiyor diye düşünen kişinin ilk bakacağı belge poliçenin kendisidir. Sigorta hükümlerinin tamamı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu resmî metni içinde, altıncı kitapta yer alır.
TTK m. 1409 güncel kanun metni →
Aynı maddenin ikinci fıkrası ispat bakımından önemlidir. Sözleşmede öngörülen rizikolardan birinin teminat dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir (m. 1409/2). Sigortalı, poliçedeki bir rizikonun gerçekleştiğini ve uğradığı zararı ortaya koyar. Olayın bir istisna nedeniyle teminat dışında kaldığını ileri süren sigortacı ise bu iddiasını ispatlamak durumundadır. HMK m. 190/1 de kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça ispat yükünü, vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafa yükler. Ret yazısında yalnız “teminat dışı” ifadesinin yer alması, bu ispat yükünü karşılamaz.
Poliçenin içeriği de kanunla sınırlıdır. TTK m. 1425/1’e göre poliçe, tarafların haklarını, temerrüde ilişkin hükümleri, genel ve varsa özel şartları içerir. Poliçede teklifnameden farklı olup sigorta ettiren aleyhine öngörülen hükümler geçersizdir (m. 1425/2). Sigortacı ve acentesi, sözleşme kurulmadan önce sigortalının dikkat etmesi gereken hükümleri sigorta ettirene yazılı olarak bildirir (m. 1423/1). Aydınlatma açıklamasının verildiğini ispat yükü sigortacıdadır (m. 1423/2). Teminat kapsamı da poliçe ile ona bağlı genel ve özel şartlardan anlaşılır. Bu yazı genel şartların içeriğini kural olarak aktarmaz; her poliçe kendi metniyle okunmalıdır.
Konut Sigortası Su Baskını Hasarını Ne Zaman Karşılar?
Sel ve su baskını, poliçede ana ya da ek teminat olarak yer alabilir. Hangisinin bulunduğu poliçenin teminat tablosundan anlaşılır. Su baskını da tek tip bir olay değildir. Dışarıdan gelen sel suyu, bina tesisatından kaçan su, komşu daireden sızan su ve çatıdan giren yağmur suyu farklı teminatlara bağlanmış olabilir. Konut sigortası su baskını teminatı içerse bile sigortacı, olayın bir istisnaya girdiğini ispat ederek ödeme borcunun bulunmadığını ileri sürebilir.
TTK m. 1453/2 burada ayrıca dikkate alınır. Bu hükme göre kazanç kaybı ile sigorta edilen malın ayıbından doğan hasarlar, aksine sözleşme yoksa sigorta kapsamında değildir. Örneğin çürümüş bir borunun kendisinin yenilenmesi bu kural kapsamında kalabilir. Kanun, sızan suyun parkeye ve eşyaya verdiği zararın bu istisnaya girip girmediği konusunda ayrı bir hüküm içermez. Bu nokta, poliçedeki tesisat suyu teminatına ve olayın niteliğine göre somut olayda değerlendirilir. Bu nedenle konut sigortası su baskını talebinde hasarın kaynağı ile hasarın kendisi ayrı ayrı belgelenmelidir.
Komşu kaynaklı su baskınında ayrı bir nokta daha vardır. Üst kattaki dairenin çamaşır makinesi hortumu patlamış ve tavan ile mobilyalar zarar görmüş olsun. Sigortacı zararı ödediğinde, ödediği tutar kadar sigortalının yerine geçer ve sorumluya rücu edebilir (m. 1472/1). Sigortalı, sigortacıya geçen bu hakları ihlal edecek biçimde davranırsa sigortacıya karşı sorumlu olur (m. 1472/2). Bu nedenle sigortacıdan habersiz biçimde komşuyu ibra etmek, tazminat sürecini zorlaştırabilir. Sigortacı zararın bir kısmını ödemişse, sigortalı kalan kısım için sorumluya başvurma hakkını korur.
Hırsızlıkta Ret: İhmal ile Kast Ayrımı
Hırsızlık taleplerinde en sık tartışma, sigortalının kusuruna ilişkindir. TTK m. 1429/1’e göre sigortacı, aksine sözleşme yoksa sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazminle yükümlüdür. Sigorta ettiren veya sigortalı rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep olmuşsa sigortacı tazminat borcundan kurtulur ve aldığı primleri geri vermez. Kast hâline ilişkin bu kurala aykırı sözleşmeler geçersizdir (m. 1452/1). Kapıyı kilitlemeden çıkan ev sahibinin durumu kural olarak kast değil ihmal olarak değerlendirilir.
TTK m. 1429 güncel kanun metni →
Ancak ihmale ilişkin birinci cümle “aksine sözleşme yoksa” kaydını taşır. Poliçede hırsızlık teminatı belirli koşullara bağlanmış olabilir; zorla giriş şartı buna örnektir. Böyle bir koşul varsa sonuç poliçe metnine göre değişebilir. Koşulun sözleşmeye geçerli biçimde dâhil edilip edilmediği ise aydınlatma yükümlülüğü (m. 1423) çerçevesinde ayrıca incelenir. Kanuna göre aydınlatma yapılmamış olsa bile sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına on dört gün içinde itiraz etmemişse sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur (m. 1423/2). Bu nedenle aydınlatma eksikliğinin sonucu somut olaya göre değerlendirilir. Hırsızlıkta kolluğa yapılan bildirimin kaydı ve olay yeri tespiti, olayın gerçekleştiğini gösteren temel belgeler arasında yer alır.
Konut Sigortası Ödemiyor: Ret Gerekçeleri ve Kanundaki Sınırları
Ret yazısında çoğu zaman birkaç gerekçeden biri yer alır. Bunlar arasında eksik beyan, riziko ağırlaşması, prim ödenmemesi, geç ihbar ve eksik sigorta öne çıkar. Kanun bu gerekçelerin her birini ayrı şartlara bağlar. TTK m. 1452/3 ise m. 1433 ile 1449 arasındaki hükümlerin sigorta ettiren aleyhine değiştirilemeyeceğini öngörür. Değiştirilirse kanun hükümleri uygulanır. Bu nedenle ev sigortası ödemiyor ve ret yazısı poliçedeki bir kayda dayanıyorsa, o kaydın kanunla karşılaştırılması gerekir.
Sözleşme Kurulurken Eksik veya Yanlış Beyan
Sigorta ettiren, sözleşme yapılırken bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür (m. 1435). Sigortacının yazılı ya da sözlü olarak sorduğu hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır. Sigortacı soru listesi vermişse, liste dışındaki hususlarda sigorta ettirene sorumluluk yüklenemez (m. 1436/1). Önemli bir hususun kötüniyetle saklanması bu kuralın istisnasıdır. Sigortacı gerçek durumu biliyorsa beyan ihlaline dayanarak sözleşmeden cayamaz; bunun ispat yükü sigorta ettirendedir (m. 1438).
İhlal riziko gerçekleşmeden önce öğrenilirse sigortacı sözleşmeden cayabilir ya da prim farkı isteyebilir (m. 1439/1). Cayma, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün içinde sigorta ettirene bildirilir (m. 1440/2). Riziko gerçekleştikten sonra ise sonuç kusurun derecesine göre değişir (m. 1439/2). İhmal varsa ve ihlal tazminatın miktarına ya da rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikteyse, tazminattan ihmalin derecesine göre indirim yapılır. Kast varsa ve ihlal ile riziko arasında bağlantı bulunuyorsa ödeme borcu ortadan kalkar. Bağlantı yoksa sigortacı, ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre öder. Hükmün tam metni TTK m. 1439 beyan yükümlülüğünün ihlalinde yaptırım sayfasında yer almaktadır.
Sözleşme Süresince Riziko Ağırlaşması
Sigorta ettiren, sözleşmeden sonra sigortacının izni olmadan rizikoyu ağırlaştıran davranışlarda bulunamaz (m. 1444/1). Rizikoyu artıran bir işlem yapılırsa durum derhâl sigortacıya bildirilir. İşlem sigorta ettirenin bilgisi dışında yapılmışsa bildirim, öğrenme tarihinden itibaren en geç on gün içinde yapılır (m. 1444/2). Konutun işyerine dönüştürülmesi ya da işyerinde faaliyet konusunun değişmesi bu açıdan değerlendirilebilir. Bildirim yapılmamışsa riziko gerçekleştikten sonraki sonuçlar m. 1445/5’te düzenlenir. İhmalde, ihlal tazminata ya da rizikoya etki edebilecek nitelikteyse ihmalin derecesine göre indirim yapılır. Kastta değişiklik ile riziko arasında bağlantı varsa sigortacı sözleşmeyi feshedebilir ve tazminat ödenmez. Bağlantı yoksa yine prim oranına göre ödeme yapılır.
Prim Ödenmediği İçin Poliçenin Sona Erdiği İddiası
Aksine sözleşme yoksa sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidin ödenmesiyle başlar (m. 1421/1). İlk taksit zamanında ödenmemişse sigortacı, vadeden başlayarak üç ay içinde sözleşmeden cayabilir (m. 1434/2). Prim alacağı muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava veya takip yoluyla istenmemişse sözleşmeden cayılmış olunur. İzleyen taksitlerden biri ödenmezse kanun ayrı bir usul öngörür (m. 1434/3). Sigortacı, noter aracılığıyla ya da iadeli taahhütlü mektupla on günlük süre vererek ihtarda bulunur. Bu süre sonunda borç ödenmemişse sözleşme feshedilmiş olur. Bu nedenle poliçenin iptal edildiği gerekçesinde ihtarın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı incelenmelidir.
Taksitli primde riziko gerçekleşince ödenecek tazminata ilişkin primlerin tümü muaccel olur (m. 1431/3). Sigortacı prim alacağını ödenecek tazminattan düşebilir (m. 1431/5). Ödenen tutarın beklenenden düşük olmasının bir sebebi bu mahsup olabilir.
Hasarın Geç Bildirilmesi
Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir (m. 1446/1). Kanun bu bildirim için gün sayısı vermez. Bildirimin yapılmaması ya da geç yapılması ödenecek tazminatta artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre indirim yapılır (m. 1446/2). Geç bildirim, m. 1446’da tazminatın tamamen reddi sebebi olarak düzenlenmemiştir; maddenin öngördüğü sonuç indirimdir. Sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse bu indirimden yararlanamaz (m. 1446/3). Bu hüküm m. 1452/3 uyarınca sigorta ettiren aleyhine değiştirilemez.
TTK m. 1446 güncel kanun metni →
Bildirimin ispatı için yazılı bir kanal tercih edilmelidir. Sigorta ettirenin bildirimleri sigortacıya ya da sözleşmeye aracılık eden acenteye yapılabilir (m. 1416). Rizikonun gerçekleşmesi ve sigortalının bu aşamadaki yükümlülükleri sigorta sözleşmesinde riziko gerçekleşmesi yazısında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Eksik Sigorta ve Oranlı Ödeme
Sigortacı talebi reddetmeyip eksik ödeme yapıyorsa sebeplerden biri eksik sigorta olabilir. Sigorta değeri, sigorta olunan menfaatin tam değeridir (m. 1460). Sigorta bedeli bu değerden azsa ve kısmi zarar doğmuşsa, sigortacı aksine sözleşme yoksa bedelin değere oranına göre öder (m. 1462). Örneğin eşya gerçek değerinin yarısı üzerinden sigortalanmışsa, kısmi hasarda da kural olarak zararın yarısı ödenir. Sigortacının sorumluluğu ayrıca sigorta bedeliyle sınırlıdır (m. 1461/1). Oranlı ödemenin hesap örnekleri takseli, eksik ve aşkın sigortada tazminat yazısında ayrıca incelenmiştir.
Kredili veya İpotekli Konutta Ödemenin Durması
Konut kredisiyle alınan evlerde sigorta tazminatı sigortalıya ödenmeyebilir. TTK m. 1456/1’e göre sınırlı ayni hakla takyit edilmiş maldaki malik menfaati sigortalanmışsa, kanunda aksi öngörülmedikçe hak sahibinin hakkı tazminat üzerinde devam eder. Bu hak sigortacıya bildirilmişse ya da sicille alenileşmişse, sigortacı hak sahiplerinin izni olmadıkça tazminatı sigortalıya ödeyemez (m. 1456/2). Tazminat, malın tamiri veya eski hâline getirilmesi amacıyla ve teminat gösterilmesi şartıyla sigortalıya ödenebilir. Bu kurallar, sigorta ettiren lehine kurulmuş sınırlı ayni haklarda uygulanmaz (m. 1456/8). Hükmün tamamı TTK m. 1456 sınırlı ayni hak ve sigorta tazminatı sayfasından okunabilir.
Ev Satıldıysa ya da Birden Fazla Sigorta Varsa
Sigorta edilen menfaatin sahibi değişirse, aksine sözleşme yoksa sigorta ilişkisi sona erer (m. 1470). Satıştan sonra gerçekleşen hasar için eski malikin poliçesine dayanmak bu nedenle sorun doğurabilir. Aynı menfaat aynı rizikolara karşı birden çok sigortacıya sigortalanmışsa, sigorta ettirene sigorta bedelinden fazlası ödenmez (m. 1465/1). Sigorta ettiren, her sigortacıya rizikonun gerçekleştiğini ve diğer sigortaları bildirir (m. 1465/2). Apartman yönetiminin yaptırdığı bina sigortası ile malikin kendi poliçesi bu açıdan birlikte değerlendirilebilir.
Konut Sigortası Ödemiyor mu, Ödeme mi Gecikiyor? Muacceliyet, Avans ve Faiz
Bazen konut sigortası ödemiyor şikâyeti, ret değil uzayan bir inceleme anlamına gelir. TTK m. 1427/2’ye göre tazminat, rizikoyla ilgili belgeler sigortacıya verildikten sonra araştırmalar bitince muaccel olur. Muacceliyet, en geç m. 1446’ya göre yapılan ihbardan kırk beş gün sonra gerçekleşir. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusur nedeniyle inceleme gecikmişse bu süre işlemez. Sigorta ettirenin belge vermemesi bu kapsamda değerlendirilebilir.
TTK m. 1427 güncel kanun metni →
Araştırmalar ihbardan başlayarak üç ay içinde tamamlanamamışsa kanun bir avans mekanizması öngörür (m. 1427/3). Sigortacı, tarafların mutabakatı ya da mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre belirlenen tutarın en az yüzde ellisini avans olarak öder. Borç muaccel olunca sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer (m. 1427/4). Sigortacının temerrüt faizi ödeme borcundan kurtulmasını öngören sözleşme hükümleri geçersizdir (m. 1427/5).
Sigorta ettirenin de bilgi ve belge sağlama yükümlülüğü vardır. TTK m. 1447/1’e göre sigorta ettiren, rizikonun ve tazminatın kapsamının belirlenmesi için gerekli belgeleri makul bir süre içinde sağlar. Sigortacının inceleme yapmasına da izin verir. Bu yükümlülüğün ihlali ödenecek tutarı artırırsa kusurun ağırlığına göre indirim yapılır (m. 1447/2). Rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderler, faydasız kalsalar bile sigortacı tarafından ödenir (m. 1426/1).
Konut Sigortası Ödemiyor Demeden Önce: Hasardan Sonraki İlk Günler
Su baskını ve hırsızlık gibi olaylarda ilk günler, ileride ödenecek tutarı doğrudan etkiler. Sigorta ettiren, zararın önlenmesi ve azaltılması için imkânlar ölçüsünde önlem almakla yükümlüdür (m. 1448/1). Su vanasını kapatmak ve ıslanan eşyayı kurtarmak bu önlemlere örnektir. Bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa kusurun ağırlığına göre indirim yapılır (m. 1448/2). Önlemler için yapılan makul giderler, faydasız kalsalar bile tazminattan ayrı olarak ödenir (m. 1448/3). Sigorta ettiren bu giderler için avans da isteyebilir (m. 1448/4).
Bir başka kural hasar yerine ilişkindir. TTK m. 1471/1’e göre sigorta ettiren, hasar saptanmadan önce hasar yerinde ve malda, hasarın sebebini veya miktarını belirlemeyi güçleştirecek bir değişiklik yapamaz. Değişiklik sigortacının onayıyla ya da zararı azaltma amacıyla yapılmışsa bu yasak uygulanmaz. Kusurlu ihlalde, ihlal ile zarar arasında illiyet bulunması şartıyla indirim yapılır (m. 1471/2). Bu yüzden temizlik ve onarıma başlamadan önce hasarın fotoğraf ve videoyla kaydedilmesi önem taşır.
İşyeri Sigortası Ödemiyor: Ticari Dava ve Arabuluculuk
Sigortalı bir tacir ya da esnafsa ve işyeri sigortası ödemiyor ise başvuru yolu konut sigortasından farklılaşabilir. TTK m. 4/1-a’ya göre bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır. Sigorta sözleşmesi TTK’nın altıncı kitabında düzenlenmiştir. Bu nedenle işletmeye ilişkin sigortadan doğan davalar ticari dava niteliği taşır. TTK m. 5/1’e göre aksine hüküm bulunmadıkça ticari davalarda, dava olunan şeyin değerine bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerde dava asliye hukuk mahkemesinde görülür (m. 5/4).
TTK m. 5/A/1, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında arabulucuya başvurmayı dava şartı yapar. Hüküm itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını da sayar. Sigorta tazminatının tahsili talebi bu kapsamdadır. Bu nedenle işyeri sigortası ödemiyor ise dava açmadan önce arabuluculuk bürosuna başvurulur. Arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir (m. 5/A/2). Görev ve arabuluculuk kuralının metni TTK m. 5 ticari davalarda görevli mahkeme sayfasında yer almaktadır.
İşyeri sigortasında kazanç kaybı ayrıca önem taşır. TTK m. 1453/2’ye göre rizikonun gerçekleşmesi sonucu doğan kazanç kaybı, aksine sözleşme yoksa sigorta kapsamında değildir. Dükkânın su baskını nedeniyle kapalı kaldığı günlerin kârı, poliçede ayrıca teminat altına alınmamışsa istenemeyebilir. Bu nedenle işyeri sigortası ödemiyor diye başvuran işletme, mal hasarı ile kâr kaybını ayrı kalemler olarak değerlendirmelidir.
Ev Sigortası Ödemiyor ve Sigortalı Tüketiciyse
Konut sigortasında sigortalı çoğu zaman ticari olmayan amaçla hareket eden bir kişidir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) m. 3/1-k, tüketiciyi ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden kişi olarak tanımlar. Aynı maddenin (l) bendi, tüketici işlemi tanımına sigorta sözleşmelerini açıkça dâhil eder. TKHK m. 73/1’e göre tüketici işlemlerinden doğan davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. TKHK m. 83/2 ise başka kanunlarda düzenleme bulunmasının, işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve görev hükümlerinin uygulanmasını engellemediğini belirtir.
Buna göre ev sigortası ödemiyor ve sigortalı tüketici ise kural olarak tüketici yolu gündeme gelir. Görev konusunda tereddüt varsa dava açmadan önce bu nokta ayrıca değerlendirilmelidir. Konut kiraya verilmişse ya da poliçe bir şirket adına yapılmışsa tüketici sıfatı ayrıca değerlendirilir. TKHK m. 68/1’e göre kanundaki parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur. Bu sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar için hakem heyetine başvuru yapılamaz. Sınır her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır (m. 68/4); başvuru tarihindeki tutar kontrol edilmelidir.
Hakem heyeti kararları tarafları bağlar (m. 70/1). Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde tüketici mahkemesine itiraz edilebilir (m. 70/3). Heyete başvuru ve karara karşı yollar tüketici hakem heyeti zamanaşımı ve itiraz süresi yazısında ayrıca anlatılmıştır. Tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (m. 73/A/1). Hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıklar ve heyet kararlarına itirazlar bu şartın dışındadır. Dava, tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir (m. 73/5).
Konut Sigortası Ödemiyor ise Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvuru
Mahkemeye alternatif bir yol da Sigorta Tahkim Komisyonudur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/1’e göre Komisyon, sigorta ettiren veya sigortadan menfaat sağlayanlar ile sigortacı arasındaki uyuşmazlıklar için kurulmuştur. Tahkim sistemine üye kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişi, sözleşmede özel bir hüküm olmasa bile bu yoldan yararlanabilir. Zorunlu sigortalarda kuruluş üye olmasa da hak sahipleri tahkime başvurabilir. TKHK m. 68/5 de tüketicinin alternatif uyuşmazlık çözüm mercilerine başvurmasının engellenmediğini belirtir.
Başvurunun bir ön şartı vardır. Kişi, önce sigortacıya başvurmuş ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olmalıdır (m. 30/13). Sigortacının başvuru tarihinden itibaren on beş iş günü içinde yazılı cevap vermemesi de yeterlidir. Mahkemeye ya da tüketici hakem heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar için Komisyona başvurulamaz (m. 30/14). Başvuru önce raportörlerce en geç on beş gün içinde incelenir (m. 30/15). Çözülemeyen başvurular hakeme iletilir ve hakemler yalnız kendilerine verilen evrak üzerinden karar verir. Bu nedenle bütün belgelerin başvuruyla birlikte sunulması önemlidir.
Hakemler görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar verir; aksi hâlde uyuşmazlık yetkili mahkemece çözülür (m. 30/16). Kanundaki tutarın altındaki uyuşmazlıklarda hakem kararları kesindir (m. 30/12). Bu tutar ve üzerindeki uyuşmazlıklarda, karar bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus Komisyon nezdinde itiraz edilebilir. İtiraz için başvuru ücretinin Komisyona yatırılması şarttır; süresinde itiraz edilmeyen karar kesinleşir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir; kanunda belirtilen daha yüksek bir tutarın üzerindeki uyuşmazlıklarda temyiz yolu açıktır. Bu maktu tutarlar idarece artırılabildiği için (m. 30/22) başvuru tarihindeki güncel tutarlar kontrol edilmelidir.
Tahkim Başvurusu ve Zamanaşımı
Tahkim başvurusunun TTK m. 1420’deki zamanaşımına etkisi m. 30 metninde açıkça düzenlenmemiştir. TTK’da hüküm bulunmayan hâllerde sigorta sözleşmesine Türk Borçlar Kanunu uygulanır (TTK m. 1451). Genel hükümde, alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurması zamanaşımını keser (TBK m. 154/2). Komisyon başvurusunun bu anlamda hakeme başvuru sayılıp sayılmadığı ve hangi aşamada etki doğurduğu ise kanunda ayrıca düzenlenmemiştir. Bu nedenle sürenin kaçırılmaması için m. 1420’deki iki süreden önce dolacak olanın esas alınması ve tahkim yoluna erken gidilmesi güvenli olur.
Konut Sigortası Ödemiyor: Başvuru Yollarının Karşılaştırması
Konut sigortası ödemiyor ya da işyeri poliçesinde ret varsa, yol seçimi sigortalının sıfatına ve uyuşmazlık tutarına göre değişir. Aşağıdaki tablo dört yolu dayanak, başvuru şartı, süre ve sonuç yönünden karşılaştırır.
| Yol | Dayanak | Kim başvurabilir | Başvuru şartı | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|---|
| Sigorta Tahkim Komisyonu | 5684 s. K. m. 30 | Sigorta ettiren ve sigortadan menfaat sağlayan; tüketici ya da tacir ayrımı aranmaz | Sigortacının tahkim sistemine üye olması (zorunlu sigortalarda aranmaz); önce sigortacıya başvuru ve ret ya da on beş iş günü cevapsızlık; uyuşmazlığın mahkemeye veya hakem heyetine intikal etmemiş olması | Zamanaşımı TTK m. 1420; hakem kararı için dört ay; itiraz için bildirimden on gün (kanundaki tutar ve üzerinde; başvuru ücretinin yatırılması şartıyla) | Hakem kararı; tutara göre kesin, itiraz edilebilir ya da temyize açık |
| Tüketici hakem heyeti | TKHK m. 68, 70 | Tüketici sıfatındaki sigortalı (çoğunlukla konut sigortası) | Uyuşmazlığın her yıl artırılan parasal sınırın altında olması; bu durumda başvuru zorunlu | Zamanaşımı TTK m. 1420; karara itiraz tebliğden itibaren iki hafta | Bağlayıcı karar; ilamlar gibi icra edilir; tüketici mahkemesine itiraz edilebilir |
| Tüketici mahkemesi | TKHK m. 73, 73/A, 83/2 | Tüketici sıfatındaki sigortalı | Parasal sınırın üzerindeki uyuşmazlık; dava öncesi arabuluculuk dava şartı (hakem heyeti görevindeki işler ve itirazlar hariç) | Zamanaşımı TTK m. 1420; arabuluculukta zamanaşımı durur (6325 s. K. m. 18/A/15) | Tazminat, avans ve faiz hükmü; tüketicinin açtığı dava harçtan muaf (m. 73/2) |
| Asliye ticaret mahkemesi | TTK m. 4/1-a, 5, 5/A | Tüketici sayılmayan sigortalı; özellikle işyeri sigortasında işletme sahibi | Para alacağı ve tazminat davasında dava öncesi arabuluculuk dava şartı | Zamanaşımı TTK m. 1420; arabuluculuk altı hafta, zorunlu hâlde en fazla iki hafta uzama | Tazminat, avans ve faiz hükmü; nispi harç |
Sigortacıdan Neler İstenebilir? Talep Kalemleri
Talep kalemlerinin her biri ayrı bir hükme dayanır. Asıl talep, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zararın tazminidir (m. 1409/1, 1459). Bu tazminat sigorta bedeliyle sınırlıdır ve uğranılan zararı aşamaz (m. 1461/1). Aynen tazmini öngören yeni değer sigortalarında bu sınırlama uygulanmaz (m. 1461/2). Eksik sigorta varsa tazminat oranlı hesaplanır (m. 1462).
İkinci kalem giderlerdir. Rizikonun ve tazminatın kapsamının belirlenmesi için yapılan makul giderler m. 1426/1’e dayanır. Zararı önleme ve azaltma giderleri ise m. 1448/3’e göre tazminattan ayrı olarak istenir. Eksik sigortada bu giderlere de oranlama kıyasen uygulanır. Üçüncü kalem temerrüt faizidir; borç muaccel olunca sigortacı ihtarsız temerrüde düşer (m. 1427/4). Faizin türü ve başlangıcı, muacceliyet tarihine ve uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. İnceleme üç ayı aşmışsa avans talebi de ayrı bir kalem olarak gündeme gelebilir (m. 1427/3). Kazanç kaybı ise ancak poliçede kararlaştırılmışsa istenebilir (m. 1453/2).
Konut Sigortası Ödemiyor ise Dava Kime Karşı Açılır?
Sigorta tazminatının borçlusu, poliçeyi düzenleyen sigortacıdır. Acente, sigorta ettirenin bildirimlerinin yöneltilebileceği yerdir (m. 1416); tazminat borcu kural olarak sigortacıya aittir. Sigortacının riski başka bir şirkete reasüre etmiş olması sonucu değiştirmez. TTK m. 1403/2’ye göre reasürans, sigortacının sigorta ettirene karşı borçlarını kaldırmaz ve sigorta ettirene reasüröre karşı doğrudan dava hakkı vermez. Zorunlu deprem sigortasında ise teminatı kural olarak Doğal Afet Sigortaları Kurumu verir (6305 s. K. m. 7/1).
Davacı sıfatı da ayrıca incelenir. Sigorta ettiren ile sigortalı farklı kişiler olabilir. Başkası lehine sigortada sözleşmeden doğan haklar sigortalıya aittir (m. 1454/1). Sigortalı, aksine sözleşme yoksa tazminatın ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve dava edebilir. Örneğin binayı malik, ev eşyasını ise kiracı sigortalamış olabilir; her biri kendi menfaatine ilişkin poliçeye dayanır. İpotekli konutta sınırlı ayni hak sahibinin tazminat üzerindeki hakkı m. 1456 çerçevesinde ayrıca gözetilir.
Yetki bakımından genel kural, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6/1). Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka hüküm yoksa işlerinin yönetildiği yerdir (TMK m. 51). Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 14/1). Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yerde de açılabilir (HMK m. 10). Tüketici davası ise tüketicinin yerleşim yerinde de açılabilir (TKHK m. 73/5).
Konut Sigortası Ödemiyor Uyuşmazlığında Zamanaşımı: İki Ayrı Süre
TTK m. 1420/1 iki ayrı süre içerir. Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Sigorta tazminatına ilişkin istemler ise muacceliyete bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Muacceliyet tarihi m. 1427/2’ye göre belirlendiği için iki yıllık sürenin başlangıcı olaydan olaya değişir. Altı yıllık süre ise riziko tarihinden işleyen bir üst sınırdır. Bu sürelere aykırı sözleşme şartları geçersizdir (m. 1452/2).
TTK m. 1420 güncel kanun metni →
Dava şartı olan arabuluculukta, bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur (6325 s. K. m. 18/A/15). Adli tatil her yıl 20 temmuzda başlar ve 31 ağustosta biter (HMK m. 102). HMK m. 104’teki bir haftalık uzama yalnız HMK’nın belirlediği süreler için öngörülmüştür. Zamanaşımı maddi hukuk süresi olduğundan bu uzamaya güvenilmemelidir. Ev sigortası ödemiyor ve görüşmeler uzuyorsa, iki yıllık sürenin hangi tarihte başladığı ayrıca hesaplanmalıdır.
Geçici Koruma: Delil Tespiti, Ön Ekspertiz ve İhtiyati Haciz
Hasar onarıldıktan sonra zararın kapsamını ispatlamak zorlaşabilir. HMK m. 400 bu nedenle delil tespiti imkânı tanır. Taraflardan biri, ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti için keşif veya bilirkişi incelemesi isteyebilir. Delil hemen tespit edilmezse kaybolacak ya da ileri sürülmesi önemli ölçüde zorlaşacaksa hukuki yarar var sayılır. Dava açılmadan önce tespit, esas davaya bakacak mahkemeden ya da tespit edilecek şeyin bulunduğu yer sulh mahkemesinden istenir (HMK m. 401/1). Noterlerin vakıa tespitine ilişkin hükümler saklıdır (m. 401/2). Delil tespitinin istenebileceği hâllerin ayrıntısı HMK m. 400 ve devamındaki hükümlerde düzenlenmiştir.
TTK m. 1427/3 sigorta hukukuna özgü bir koruma da içerir. İnceleme üç ay içinde bitmezse ve taraflar anlaşamazsa, avansa esas tutar mahkemece yaptırılacak ön ekspertizle belirlenir. Bu yol, tazminat tutarı kesinleşmeden önce sigortalıya ödeme sağlanmasını amaçlar. Para alacağının güvencesi için ise İcra ve İflas Kanunu m. 257’de ihtiyati haciz düzenlenmiştir. Bu hüküm kural olarak rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunu arar. Vadesi gelmemiş borçta ihtiyati haciz yalnız m. 257/2’de sayılan hâllerde istenebilir. Bu yolun işleyişi ihtiyati haciz şartları ve itiraz süreleri yazısında ele alınmıştır.
HMK m. 389’daki ihtiyati tedbir, mevcut durumdaki bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı hâllerde gündeme gelir. Tedbir isteyen taraf, tedbir sebebini ve türünü belirtir ve haklılığını yaklaşık olarak ispat eder (HMK m. 390/3). Sigorta tazminatı gibi bir para alacağında tedbirin elverişli olup olmadığı somut olaya göre değerlendirilir. Delil tespiti ve ihtiyati tedbir talepleri adli tatilde de görülür (HMK m. 103/1-a).
Konut Sigortası Ödemiyor İddiası Hangi Delillerle İspatlanır?
Sigorta uyuşmazlığında temel belge poliçe ile ona bağlı genel ve özel şartlardır. Teklifname ve aydınlatma formu da önemlidir; aydınlatmanın yapıldığını ispat yükü sigortacıdadır (m. 1423/2). Hasar ihbarının tarihi ve içeriği, yazılı başvuru kayıtlarıyla gösterilir. HMK m. 199 fotoğraf, film, görüntü ve elektronik ortamdaki verileri de belge sayar. Hasar anına ait fotoğraf ve videolar, onarım faturaları ve eşyanın alış belgeleri bu nedenle değerlidir.
Su baskınında itfaiye ya da belediye kayıtları ve tesisat ustasının raporu hasarın kaynağını gösterebilir. Hırsızlıkta kolluk kaydı ve olay yeri tespit belgeleri öne çıkar. Sigortacının görevlendirdiği eksperin raporu da mahkeme önünde diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Zararın miktarı tartışmalıysa mahkeme bilirkişi incelemesine başvurabilir. Bilirkişi teknik görüş verir; olayın teminat kapsamında olup olmadığına ilişkin hukuki nitelendirme mahkemeye aittir.
Harç ve Dava Değeri
Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları, değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Sigorta tazminatı istemi bir para alacağı olduğundan kural olarak nispi harca tabidir. Kanunun 16. maddesine göre değer tayini mümkün olan hâllerde dava dilekçesinde değer gösterilmesi zorunludur. Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketicilerin açtığı davalar ise harçlardan muaftır (TKHK m. 73/2). Sigorta Tahkim Komisyonunda başvuru ücreti alınır ve bu ücret idarece belirlenir (5684 s. K. m. 30/12, 30/18). Bu yazıda harç ve ücret tutarı verilmemiştir.
Zorunlu Deprem Sigortası Ayrı Bir Sözleşmedir
Deprem hasarında başvuru, konut sigortasından ayrı bir rejime tabi olabilir. 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu m. 2/1-ğ, zorunlu deprem sigortasını binalarda depremin doğrudan neden olduğu maddi zararları karşılayan sigorta olarak tanımlar. Deprem nedeniyle ortaya çıkan yangın, infilak, tsunami ve yer kayması zararları da bu tanıma girer. Bu teminat kural olarak münhasıran Doğal Afet Sigortaları Kurumu tarafından verilir. Bakan tarafından uygun görülmesi hâlinde sigorta şirketleri ile müştereken de verilebilir (m. 7/1). Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler zorunlu deprem sigortasına tabidir. Tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tabi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilmiş binalar da bu kapsamdadır (m. 10/1). Bu binalarda ticarethane ve büro olarak kullanılan bağımsız bölümler de kapsama girer. Kanunun saydığı istisnalar ise ayrıca gözetilir (m. 10/2).
Zorunlu deprem sigortasında azami teminat tutarı her yıl belirlenir (m. 13/1). Tazminat, gerekli belgeler ile hasar tespitinin tamamlanmasından sonra en geç otuz gün içinde ödenir (m. 13/2). Hasar, projeye aykırı ve taşıyıcı sistemi olumsuz etkileyen bir tadilattan doğmuşsa malik veya intifa hakkı sahibi tazminat hakkını kaybeder (m. 12/2). Konut sigortası poliçesinde deprem teminatı bulunup bulunmadığı ise ayrıca poliçeden okunmalıdır. Bu yazıda anlatılan ret ve itiraz kuralları, deprem dışındaki konut ve işyeri poliçelerine ilişkindir.
Sonuç
Konut sigortası ödemiyor ise ilk adım, olayın poliçedeki bir rizikoya girip girmediğini belirlemektir. Teminat dışı iddiasını ispat yükü sigortacıdadır (m. 1409/2). Konut sigortası su baskını taleplerinde hasarın kaynağı belirleyicidir; malın ayıbından doğan hasar aksine sözleşme yoksa kapsam dışındadır. Hırsızlıkta ihmal kural olarak teminatı kaldırmaz, ancak poliçedeki koşullar sonucu değiştirebilir. Kast ise sigortacıyı tazminat borcundan kurtarır.
Riziko gerçekleştikten sonra ileri sürülen eksik beyan, riziko ağırlaşması ve geç ihbar kural olarak tamamen ret doğurmaz. İhlal zararı ya da rizikoyu etkilemişse kusura göre indirim doğurur. Beyan ihlalinde ve riziko ağırlaşmasında kast ile bağlantı birlikte varsa ödeme borcu ortadan kalkabilir. Eksik sigortada oranlı ödeme, ipotekli konutta hak sahibinin izni ve prim mahsubu da düşük ödemenin sebepleri arasındadır. Tazminat, sigortacıya yüklenemeyen gecikme hâlleri dışında en geç ihbardan kırk beş gün sonra muaccel olur ve sigortacı ihtarsız temerrüde düşer. Zamanaşımı muacceliyetten itibaren iki yıldır. Tazminat istemleri ayrıca riziko tarihinden itibaren altı yılda zamanaşımına uğrar. Ev sigortası ödemiyor ve sigortalı tüketiciyse tüketici hakem heyeti ya da tüketici mahkemesi gündeme gelir. Tacir sıfatındaki sigortalının işyeri sigortası ödemiyor ise asliye ticaret mahkemesi ve arabuluculuk dava şartı öne çıkar. Sigorta Tahkim Komisyonu, sigortacı tahkim sistemine üyeyse ve önce sigortacıya başvurulmuşsa her iki durumda da alternatif bir yoldur.
Sık Sorulan Sorular
Konut sigortası ödemiyor ise nereye başvurulur?
Sigorta Tahkim Komisyonuna, sigortacı tahkim sistemine üyeyse ve önce sigortacıya başvurulmuşsa gidilebilir. Talep reddedilir ya da on beş iş günü içinde yazılı cevap verilmezse Komisyona başvurulabilir. Sigortalı tüketiciyse, parasal sınırın altındaki uyuşmazlıkta tüketici hakem heyetine, üzerindekinde arabuluculuktan sonra tüketici mahkemesine gidilir. Tüketici sayılmayan sigortalı için asliye ticaret mahkemesi ve arabuluculuk dava şartı gündeme gelir.
Su baskınında sigorta şirketi neden eksik ödeme yapar?
Sebeplerden biri eksik sigortadır; sigorta bedeli gerçek değerden azsa kısmi hasarda aksine sözleşme yoksa oranlı ödeme yapılır (TTK m. 1462). Poliçede su baskını teminatının sınırlı olması ya da hasarın malın ayıbından doğması da sonucu etkileyebilir. Prim borcunun tazminattan düşülmesi de ödenen tutarı azaltabilir.
Kapı açık kaldıysa hırsızlık sigortası öder mi?
TTK m. 1429/1’e göre sigortacı, aksine sözleşme yoksa sigortalının ihmalinden doğan zararı da tazmin eder. Kasten sebep olma hâlinde ise borçtan kurtulur. Poliçede hırsızlık teminatı zorla giriş gibi koşullara bağlanmışsa sonuç bu koşulların geçerliliğine ve olayın niteliğine göre değişebilir.
Sigorta şirketi tazminatı ne zaman ödemek zorundadır?
Tazminat, belgeler verilip araştırmalar bitince ve en geç hasar ihbarından kırk beş gün sonra muaccel olur (TTK m. 1427/2). Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurla inceleme gecikmişse bu süre işlemez. Araştırma üç ayda bitmezse sigortacı belirlenen tutarın en az yüzde ellisini avans olarak öder.
Sigortaya karşı dava açma süresi ne kadardır?
TTK m. 1420/1’e göre sigorta sözleşmesinden doğan istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar. Sigorta tazminatına ilişkin istemler ayrıca muacceliyete bakılmaksızın riziko tarihinden itibaren altı yılda zamanaşımına uğrar. Dava şartı arabuluculukta başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur.
İşyeri sigortasında dava açmadan önce arabulucuya gitmek gerekir mi?
Uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse evet. TTK m. 5/A’ya göre konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Sigortalı tüketiciyse bu kez TKHK m. 73/A’daki arabuluculuk kuralı ve istisnaları uygulanır.
