Site icon Tokar Hukuk Danışmanlık

Verilen Cezalara İtiraz

Ceza Mahkemesi Tarafından Verilen Cezalara İtiraz

Türk hukukunda mahkeme kararlarına karşı çeşitli itiraz yolları bulunmaktadır. Bir mahkeme kararından memnun olmayan bir tarafın, karara karşı itiraz etme hakkı vardır.

Mahkeme Kararlarına Karşı İtiraz

İtiraz kanun yolu, aleyhine başvurulan kararın kesinleşmesini engellemek ve hukuki süreci daha fazla inceleme fırsatı sunmak için kullanılır. Bu itiraz yolu hakkındaki genel hükümler Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 267-271 maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Hukuki itiraz, genellikle hakim kararlarına veya kanunun açıkça öngördüğü durumlarda mahkeme kararlarına karşı başvurulan ve hukuki bir işlem olarak kabul edilen bir yoldur. Ancak, Cumhuriyet savcısının verdiği kararlara karşı yapılan itirazlar, hukuki nitelik bakımından “itiraz kanun yolu” olarak kabul edilmez. Bunun yerine, ceza muhakemesinde savcının kararlarına karşı yapılan itirazlar, şüpheli veya sanığın haklarına daha fazla koruma ve güvence sağlamak amacıyla “hukuki çare” olarak kabul edilir. Hakim kararına karşı yapılan itirazlar ise “kanun yolu” olarak nitelendirilir.

İstinafa Başvurma

İstinaf, Türk hukuk sisteminde 2016 yılında yürürlüğe giren yeni bir yargı reformu ile getirilen bir itiraz yolu veya yargı incelemesi sürecini ifade eder. İstinaf, ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kararların, hem olayların hem de hukuki yönlerin üst dereceli mahkeme tarafından gözden geçirilmesi işlemidir.

İstinaf kanun yolu, ilk derece mahkemesinin kararlarının hukuka ve adalet ilkesine uygunluğunu korumak için kullanılan bir güvence sistemidir. İstinaf başvurusu yapıldığında, ilk derece mahkemesinin kararı kesinleşmez ve dava daha üst bir mahkemede tekrar incelenir.

İstinaf kanun yoluna başvurma süresi, ilk derece mahkemesinin kararının taraflara tebliğinden itibaren 15 gündür.

Temyize Başvurma

Temyiz, ilk derece mahkemelerinin hukuki yönden verdiği kararların daha yüksek bir mahkeme olan Yargıtay tarafından denetlenmesi işlemidir. Temyiz kanun yoluna başvurulduğunda, ilk derece mahkemesinin kararı kesinleşmeden önce Yargıtay tarafından ayrıntılı bir şekilde gözden geçirilir.

Temyiz, ilk derece mahkemelerinin verdiği kararların hukuka uygunluğunu korumak ve adaleti sağlamak amacıyla kullanılan önemli bir güvence sistemidir. Temyiz yoluna başvurulması, bir mahkeme kararının nihai olmasını engeller ve davayı daha üst bir mahkemede yeniden inceleme fırsatı sunar.

Temyiz kanun yoluna başvurma süresi, ilk derece mahkemesinin kararının taraflara tebliğinden itibaren 15 gündür.

Olağanüstü İtiraz Yoluna Başvurma

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) madde 308, olağanüstü bir yargı yolunu tanımlar. Bu maddenin 308/A kısmında ise Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcısının itiraz yetkisi açıklanmıştır. Yargıtay Başsavcısı, Yargıtay Ceza Dairelerinin kesin kararlarına karşı, Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcısı ise Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili Ceza Dairesinin kesin kararlarına karşı bu olağanüstü yargı yolu başvurusunu yapabilir.

Ancak, bu itiraz hakkı istisnai bir durumu kapsar ve yalnızca kararın temelini etkileyebilecek durumlarda kullanılabilir. Bu olağanüstü yargı yoluna, yalnızca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcısı başvurabilir. Başsavcı, bu itirazı kararı veren daireye veya mahkemeye kendi inisiyatifiyle yapabileceği gibi, talep üzerine de yapabilir. Başsavcı, bu talebe bağlı değildir.

Kanun Yararına Bozmaya Başvurma

Kanun yararına bozma, kesinleşmiş hukuka aykırı kararların Yargıtay Ceza Daireleri tarafından incelenmesi amacıyla kullanılan bir yargı yoludur. Bu yol, istinaf veya temyiz incelemelerine tabi tutulmadan doğrudan kesinleşmiş kararlara başvurulmasını sağlar.

Kanun yararına bozma, kesinleşmiş nihai kararlarla sınırlı olmayıp kesinleşmiş ara kararlara da başvurulabilir. Ayrıca, kesinleşmiş HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) kararları, İcra Ceza Mahkemesi kararları ve sulh ceza hakimliği tarafından reddedilen itirazlar karşısında da kullanılabilir bir yargı yoludur

Yargılamanın Yenilenmesine Başvurma

Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşmiş bir ceza hükmünün, kesinleşmeden önce bilinmeyen veya bilindiği halde değerlendirilememiş yeni bir delil veya olayın ortaya çıkması nedeniyle, yeniden yargılanmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinde düzenlenmiştir.Yargılamanın yenilenmesi talebi, hükümlü, Cumhuriyet savcısı veya hükümlünün eşi, üstsoyu, altsoyu, kardeşleri tarafından yapılabilir.

Yargılamanın Yenilenmesi Sebepleri şu şekildedir:

  1. Yargılamada Sahte Belge Kullanılması (CMK md.311/1-a)
  2. Gerçeğe Aykırı Tanıklık veya Bilirkişilik Yapılması (CMK md.311/1-b)
  3. Hakimin Görevini Yerine Getirirken Suç işlemesi (CMK md.311/1-c)
  4. Mahkumiyet Hükmünün Dayanağı Olan Başka Bir Hükmün Ortadan Kalkması (CMK md.311/1-d)
  5. AİHM Kararı ile Hak İhlalinin Tespit Edilmesi (CMK md.311/1-f)

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Şeklinde Başvurma

Bireysel başvuru, herkesin Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla başvurabileceği bir hak arama yoludur.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvurma

AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf ülkelerdeki bireylerin ve kurumların insan hakları ihlali iddialarıyla ilgili olarak başvurabilecekleri bir uluslararası yargı organıdır. AİHM’ye başvuru, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca sağlanan bir haktır ve insan haklarının korunması amacı taşır.

Uygunluk Kontrolü:

AİHM, başvurunun kabul edilebilir olup olmadığını kontrol eder. Bu değerlendirme sürecinde, başvurunun aşağıdaki kriterlere uygun olması gerekmektedir:

  • Başvuruyu yapmış olan kişi veya kurum, Sözleşme taraf bir ülkenin yargı mercilerine başvurmuş ve iç hukuk yollarını tüketmiş olmalıdır.
  • Başvuru, AİHS kapsamında yer alan bir hak ihlali iddiasını içermelidir.
  • Başvuru, makul bir süre içinde yapılmış olmalıdır (genellikle yerel mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren altı ay içinde)

AİHM’ye başvuru, insan hakları ihlali iddiasında bulunan kişiler veya kurumlar için önemli bir hukuki mekanizmadır. Bu başvurular, Sözleşme taraf ülkelerindeki yargı sistemi tarafından çözülemeyen veya insan haklarının korunmadığını düşünen kişiler için bir çözüm yolunu temsil eder.

Exit mobile version