DMK Madde 13
(1) (Değişik birinci fıkra: 6/6/1990 – 3657/1 md.) Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar. Ancak, Devlet dairelerine tevdi veya bu dairelerce tahsil veya muhafaza edilen para ve para hükmündeki değerli kağıtların ilgili personel tarafından zimmete geçirilmesi halinde, zimmete geçirilen miktar, cezai takibat sonucu beklenmeden Hazine tarafından hak sahibine ödenir. Kurumun, genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır.
(2) (Ek: 26/3/2002 – 4748/3 md.) İşkence ya da zalimane, gayri insani veya haysiyet kırıcı muamele suçları nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilen kararlar sonucunda Devletçe ödenen tazminatlardan dolayı sorumlu personele rücu edilmesi hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
(3) 12 nci maddeyle bu maddede belirtilen zararların nevi, miktarlarının tespiti, takibi, amirlerin sorumlulukları ve yapılacak işlemlerle ilgili diğer hususlar Cumhurbaşkanınca düzenlenecek yönetmelikle belirlenir.
Açıklama
DMK Madde 13, kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak kişilerin uğradıkları zararlarda husumetin nereye yöneltileceğini düzenler. Maddeye göre zarar gören kişiler, görevi yerine getiren personel aleyhine değil, doğrudan ilgili kurum aleyhine dava açar. Bu kural, Anayasa’nın 129 uncu maddesindeki memurların görevleriyle ilgili kusurlarından dolayı kuruma karşı dava açılacağı ilkesinin kanun düzeyindeki yansımasıdır. Hüküm ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında işkence ve kötü muamele suçları nedeniyle Devletçe ödenen tazminatların sorumlu personele rücu edilmesine ilişkin özel bir kural da içerir; zararların türü ve takibi ise Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
DMK Madde 13’ün işleyişinde kural, zarar gören kişinin muhatabının kurum olmasıdır; böylece vatandaş, kusurlu memuru ayrıca araştırmak zorunda kalmadan tazminatını idareden talep edebilir. Buna karşılık kurumun, zarara yol açan personele genel hükümlere göre rücu hakkı saklı tutulmuştur. Devlet dairelerine teslim veya bu dairelerce tahsil edilen para ve para hükmündeki değerli kâğıtların personel tarafından zimmete geçirilmesi hâlinde ise farklı bir mekanizma işler: zimmete geçirilen miktar, cezai takibatın sonucu beklenmeden Hazinece hak sahibine ödenir ve sonradan sorumluya rücu edilir. AİHM kararlarına dayanan tazminatlarda da aynı rücu mantığı uygulanır.
Bu düzenlemenin sonucu, zarar gören kişi yönünden tazminat tahsilinin kolaylaşması, memur yönünden ise nihai mali sorumluluğun ancak kurumun rücu davasıyla doğmasıdır. DMK Madde 13, görev kusuru ile kişisel kusur ayrımının pratikteki temel dayanağıdır. Danıştay ve Yargıtay’ın yerleşik içtihadı, memurun görevinden ayrılamayan, hizmet kusuru niteliğindeki eylemlerinden doğan zararlarda davanın idareye karşı açılması gerektiği, doğrudan memura husumet yöneltilen davaların husumetten reddedileceği yönündedir. Örneğin bir kamu görevlisinin görevini ifa ederken verdiği zarar nedeniyle kişi, memuru değil çalıştığı kurumu dava etmeli; kurum tazminatı ödedikten sonra kusurlu memura rücu yoluna başvurmalıdır. Bu ayrım memuru tümüyle sorumsuz kılmaz; görevinden ayrılabilen, salt kişisel kusur ya da kasıt niteliğindeki davranışlardan doğan zararlar için doğrudan memura karşı dava açılması mümkündür. Zimmet hâlinde Hazinenin cezai takibatı beklemeden hak sahibine ödeme yapması ise mağdurun zararının bir an önce giderilmesini amaçlar; ödenen miktar sonradan kusurlu personelden geri alınır.
