FSEK 27. Madde
(1) (Değişik: 7/6/1995 – 4110/10 md.) Koruma süresi eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıl devam eder (Ek cümle: 21/2/2001 – 4630/16 md.) Bu süre, eser sahibinin birden fazla olması durumunda, hayatta kalan son eser sahibinin ölümünden itibaren yetmiş yıl geçmekle son bulur.
(2) Sahibinin ölümünden sonra alenileşen eserlerde koruma süresi ölüm tarihinden sonra 70 yıldır.
(3) 12 nci maddenin birinci fıkrasındaki hallerde koruma süresi, eserin aleniyet tarihinden sonra 70 yıldır; meğer ki eser sahibi bu sürenin bitmesinden önce adını açıklamış bulunsun,
(4) İlk eser sahibi tüzelkişi ise, koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 70 yıldır.
Açıklama
Fikrî hakların ebedî değil süreli olması, eser sahibinin emeğini ödüllendirmekle toplumun kültürel mirastan serbestçe yararlanması arasında kurulan dengenin gereğidir. FSEK Madde 27, mali hakların koruma süresini belirleyerek bu dengeyi somutlaştırır. Kural olarak koruma, eser sahibi yaşadığı sürece devam eder ve ölümünden itibaren 70 yıl sürer; eser sahibinin birden fazla olması hâlinde süre, hayatta kalan son sahibin ölümünden itibaren işlemeye başlar. 1995 tarihli 4110 ve 2001 tarihli 4630 sayılı kanunlarla yapılan değişikliklerle süre 50 yıldan 70 yıla çıkarılarak uluslararası standartlara, özellikle Bern Sözleşmesi ile Avrupa Birliği müktesebatına uyum sağlanmıştır. Bu süre, eserin türüne ve alenileşme biçimine göre farklı başlangıç noktalarına bağlanmıştır.
Maddenin işleyişi, eserin alenileşme biçimine göre farklılaşan başlangıç noktaları üzerine kuruludur. Sahibinin ölümünden sonra alenileşen eserlerde süre ölüm tarihinden itibaren 70 yıldır. Eser sahibinin adının belirtilmediği veya takma adla yayımlandığı hâllerde, yani 12. maddedeki durumlarda süre aleniyet tarihinden başlar; ancak eser sahibi bu süre dolmadan adını açıklarsa genel kurala dönülür ve süre yeniden ölüm esasına göre hesaplanır. İlk eser sahibinin tüzel kişi olması hâlinde ise koruma, aleniyet tarihinden itibaren 70 yıl sürer. Bu kademeli yapı, her eser türü için sürenin hangi olaydan itibaren hesaplanacağını netleştirerek hak sahiplerinin ve eseri kullanmak isteyenlerin öngörü kurmasını, kullanım izninin gerekip gerekmediğini güvenle belirlemesini sağlar.
Koruma süresinin dolmasının pratik sonucu, eserin kamu malı (public domain) hâline gelmesi ve mali hakların artık izin ve ödeme gerektirmeksizin serbestçe kullanılabilmesidir; ancak FSEK’in manevi haklara ilişkin hükümleri uyarınca eser sahibinin adının belirtilmesi ve eserin bütünlüğünün korunması yükümlülüğü süresiz olarak devam eder. Yargıtay uygulamasında, koruma süresinin hesabında ölüm ya da aleniyet yılını izleyen yılbaşının esas alınması ve sürenin bu tarihten itibaren işletilmesi benimsenmektedir. Örneğin 1950 yılında ölen bir yazarın eseri, 2020 yılı sonunda koruma süresini doldurarak serbestçe basılabilir hâle gelir. Süre dolmadan yapılan izinsiz çoğaltma veya yayma ise tecavüzün ref’i, men’i ve maddi-manevi tazminat davalarına konu olur; bu nedenle yayıncıların eserin koruma durumunu önceden incelemesi büyük önem taşır.
