İİK ▸ Madde 196

İİK 196. Madde

(1) İflasın açılması ile birlikte, iflas masasına giren alacaklarda faiz işlemeye devam eder.

(2) Rehinle temin edilmemiş alacaklarda ticari olmayan işlerdeki faiz oranı uygulanır.

(3) Ancak, bu maddeye göre alacaklılara tahakkuk edecek faiz ödemeleri, 195 inci maddeye göre hesaplanan ana paralar ödendikten sonra bakiyesi üzerinden yapılır.

Açıklama

İflas, borçlunun haczedilebilir tüm malvarlığının tasfiye edilerek alacaklıların topluca tatmin edilmesi sürecidir ve bu süreçte alacakların faizi de düzenlenmesi gereken önemli bir konudur. İİK Madde 196, iflasın açılmasıyla birlikte masaya giren alacaklarda faizin işlemeye devam edeceğini kural olarak benimser. Böylece iflasın açılması, alacaklara faiz işlemesini durdurmaz; ancak işleyecek faizin türü ve ödeme sırası bakımından özel bir rejim öngörülür. Bu düzenleme, alacaklıların iflas tarihinden sonra geçen süre için de faize hak kazanmasını sağlarken, masanın çoğu zaman sınırlı olan varlığı içinde alacaklılar arasında adil bir dağıtım kurmayı amaçlar ve faiz yükünün eşitlik ilkesine uygun paylaştırılmasını gözetir.

Maddenin işleyişinde iki temel ayrım vardır. İlk olarak, rehinle temin edilmemiş alacaklarda, alacak ticari nitelikte olsa bile ticari olmayan işlerdeki faiz oranı uygulanır; bu, iflas masasındaki adi alacaklılar arasında faiz yükünü dengeleyen ve aralarında oran farkı doğmasını önleyen bir kuraldır. İkinci olarak, bu maddeye göre alacaklılara tahakkuk edecek faiz ödemeleri, İİK’nın 195. maddesine göre hesaplanan ana paralar ödendikten sonra, ancak bakiye kalması hâlinde bu artan tutar üzerinden yapılır. Yani faiz alacağı, ana para alacaklarına göre ikincil sırada yer alır ve önceliği daima ana paranın tasfiyesine bırakır. Bu sıralama, sınırlı masa mevcudunun öncelikle asıl alacakları karşılamasını güvence altına alır.

Bu düzenlemenin pratik sonucu, masanın varlığı önce ana paraları karşılamaya yetmediğinde alacaklıların faiz alacaklarına hiç ulaşamamasıdır. İİK Madde 196’ya göre faiz, ana paraların tamamı ödendikten sonra bakiyeden karşılandığından, uygulamada birçok iflas dosyasında faiz alacakları fiilen tahsil edilemeden kalır. Yargıtay’ın iflas hukukuna ilişkin uygulamasında, iflastan sonra işleyen faizin sıra cetvelinde ana paradan sonra gelen tali bir kalem olarak değerlendirilmesi ve dağıtımın buna göre yapılması benimsenmiştir. Örneğin masaya giren rehinsiz bir alacakta, alacaklı ana parasını ancak kısmen tahsil edebiliyorsa, iflas sonrası faiz talebi karşılıksız kalır; alacaklının sıra cetveline yaptığı itiraz da bu öncelik kuralı nedeniyle sonuç doğurmaz. Böylece madde, masa mevcudunun adil paylaşımında belirleyici bir ölçüt işlevi görür.