İİK ▸ Madde 246

İİK 246. Madde

(1) Aile yurtları hakkındaki Kanunu Medeni hükümleri mahfuzdur. VI. PARALARIN PAYLAŞTlRlLMASl

Açıklama

İcra ve İflas Kanunu’nun bu hükmü, iflas masasının paraya çevrilmesi ve alacaklılara dağıtım aşamasında aile yurtlarının özel bir koruma rejimine tabi olduğunu belirterek Türk Medeni Kanunu’na yollama yapar. Aile yurtları, ailenin barınma ve geçim kaynağı ihtiyacını güvence altına almak amacıyla belirli mal varlığı unsurlarının haciz ve iflas tasfiyesi dışında bırakılmasını öngören kurumdur. İİK Madde 246, kendi içinde maddi bir düzenleme getirmek yerine, bu mallar bakımından Medeni Kanun’un koruyucu hükümlerinin saklı kaldığını tasrih ederek iki kanun arasındaki uygulama önceliğini kurar. Böylece iflas idaresi, masa mallarını tespit ederken aile yurdu niteliğindeki değerleri ayrık tutmakla yükümlü tutulur ve genel cüzi/külli icra mantığının bu varlıklar üzerinde mutlak biçimde işlemesi engellenir.

Hükmün uygulama mekanizması, iflas masasının oluşturulması sırasında devreye girer. İflas idaresi ve iflas memuru, borçlunun mal varlığını deftere geçirirken aile yurdu olarak kurulmuş ve sicile işlenmiş malları masa dışında tutmak, bu yöndeki bir talep ya da kayıt bulunduğunda gerekli araştırmayı yapmak zorundadır. Aile yurdu korumasının somut olarak işleyebilmesi için kurumun Medeni Kanun’da öngörülen şekil ve tescil koşullarına uygun biçimde tesis edilmiş olması aranır; aksi halde malın masaya dahil edilmesi gündeme gelir. İİK Madde 246 uyarınca alacaklılar, bu mallar üzerinde paylaşıma katılmayı talep edemez; iflas idaresi de söz konusu varlıkları satışa ve sıra cetveline konu yapamaz. Madde metnindeki ‘paraların paylaştırılması’ başlığına geçiş, korumanın tam da dağıtım eşiğinde sonuç doğurduğunu gösterir.

Hükmün sonucu, ailenin ekonomik varlığını borçlunun iflasının yıkıcı etkilerinden korumaktır; aile yurdu kapsamındaki mallar paraya çevrilip alacaklılara dağıtılamaz. Uygulamada bu korumanın etkili olabilmesi, ilgili tescilin usulüne uygun yapılmış olmasına bağlıdır ve tartışmalar genellikle malın gerçekten aile yurdu niteliği taşıyıp taşımadığı noktasında çıkar. Örneğin iflas eden bir esnafın oturduğu konutu önceden usulünce aile yurdu olarak tescil ettirmişse, alacaklılar bu taşınmazın satışından pay alamaz; buna karşılık sadece fiilen aile konutu olarak kullanılması, tescil bulunmadıkça bu koruyucu rejimi kendiliğinden doğurmaz. Bu nedenle borçlu ile aile bireyleri açısından kurumun önceden ve doğru biçimde tesisi belirleyicidir; aksi takdirde İİK Madde 246’nın sağladığı ayrıklık fiilen işlevsiz kalır ve mal masaya dahil edilerek tasfiyeye konu olur.