İYUK 25. Madde
(1) Kararın mahkeme başkanı ve üyeleri veya hakimi tarafından imzalı asıllarından biri, karar dosyasına, diğeri de dava dosyasına konur; mahkeme mührü ve başkan yahut hakim, Danıştayda daire veya kurul başkanı veya görevlendireceği bir üye imzasıyla tasdikli birer örneği de taraflara tebliğ edilir.
Açıklama
Mahkeme kararının hukuki varlık kazanması ve sonuç doğurabilmesi, hem usulüne uygun düzenlenip saklanmasına hem de taraflara tebliğ edilmesine bağlıdır. İYUK Madde 25, kararın mahkeme başkanı ve üyeleri veya tek hakim tarafından imzalı asıllarından birinin karar dosyasına, diğerinin dava dosyasına konulacağını; mahkeme mührü ve başkan yahut hakim, Danıştay’da ise daire veya kurul başkanı ya da görevlendireceği bir üyenin imzasıyla onaylı birer örneğin de taraflara tebliğ edileceğini düzenler. Hüküm, kararın tebliği yönüyle İYUK Madde 60’taki Tebligat Kanunu’na yapılan atıfla ve sürelerin başlangıcını belirleyen İYUK 8 inci maddeyle birlikte uygulanır. Böylece kararın hem arşivlenmesi hem de hüküm doğurması güvence altına alınır.
Hükmün işleyişinde, karar metninin imzalı iki asıl nüshası ayrı dosyalara konularak kararın kaynağı ve içeriği bakımından kalıcı bir kayıt oluşturulur; bu, sonradan ortaya çıkabilecek tahrifat ve uyuşmazlıklara karşı koruma sağlar. Taraflara tebliğ edilecek örnekler ise mahkeme mührü ve yetkili imzayla onaylanarak resmiyet kazanır; Danıştay’da bu onay, daire veya kurul başkanı ya da onun görevlendirdiği üye tarafından verilir. Tebliğ edilen onaylı örnek, tarafın karara karşı kanun yoluna başvurma süresini hesaplayabileceği resmi belgedir. Uygulamada karar, gerekçesiyle birlikte yazılıp imzalandıktan sonra onaylı suret hâline getirilir ve Tebligat Kanunu esaslarına göre taraflara ulaştırılır.
Bu işlemlerin eksik veya hatalı yapılması, kanun yolu sürelerinin işleyişini ve kararın icra edilebilirliğini etkileyebilir; özellikle onaylı ve gerekçeli kararın tebliğ edilmemesi, sürelerin başlamaması sonucunu doğurur. Danıştay’ın yerleşik uygulamasında, gerekçesi yazılmamış ya da usulüne uygun onaylanmamış bir karar örneğine dayanılarak temyiz süresinin işlemeye başladığı kabul edilmez; tarafın, tebliğden itibaren süresi içinde kanun yoluna başvurma hakkı korunur. Örneğin yalnızca hüküm fıkrasını içeren, gerekçesi bulunmayan bir tebligata karşı açılan temyizde, sürenin gerekçeli kararın tebliğiyle başlayacağı esas alınır. İYUK Madde 25 böylece kararın güvenli biçimde saklanması ile tarafların kanun yolu haklarını eksiksiz kullanması arasında bağ kurar.
