TBK 297. Madde
I. Bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir.
II. Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilirler.
III. Bağışlayan, sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse, mirasçıları, ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabilirler.
IV. Bağışlanan, bağışlayanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürür veya onun geri alma hakkını kullanmasını engellerse, mirasçıları bağışlamayı geri alabilirler.
TBK 297. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 246 ncı maddesini karşılamaktadır.
Tasarının dört fıkradan oluşan 296 ncı maddesinde, geri alma hakkının süresi ve mirasçılara geçmesi düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 246 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Müruru zaman ve dâva hakkının mirasçılara intikali” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Geri alma hakkının süresi ve mirasçılara geçmesi” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 246 ncı maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “rücu sebebine vâkıf olduğu günden itibaren” şeklindeki ibare, Tasarıda “geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak” şeklinde ve “bağışlamadan rücu etmeğe hakkı vardır.” şeklindeki ibare de, “bağışlamayı geri alabilir.” şeklinde düzeltilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 246 ncı maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “senenin hitamına kadar” şeklindeki ibare, Tasarıda “bu sürenin bitimine kadar” şeklinde; 818 sayılı Borçlar Kanununun son fıkrasında kullanılan “feshini dâva edebilirler.” şeklindeki ibare de “ortadan kaldırılmasını isteyebilirler.” şeklinde değiştirilmiştir. Gerçekten, bu durumda bağışlayanın mirasçılarının, tıpkı Tasarının 293 üncü maddesinin birinci fıkrasında olduğu gibi, bağışlamanın geri alınması için dava açmaları zorunlu değildir. Bağışlayanın mirasçılarının, geri alma konusunda, bağışlanana varması gerekli tek taraflı bozucu yenilik doğurucu irade açıklamasında bulunmaları yeterlidir.
Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılara geçer ve mirasçılar bu sürenin bitimine kadar bu hakkı kullanabilirler.
Maddenin ikinci fıkrasına göre, bağışlayanın, geri alma sebebini öğrenmekle birlikte, bir yıllık yasal sürenin sona ermesinden önce ölmesi durumunda, mirasçıları, geri kalan süre içinde, bağışlamayı geri alabilirler.
Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 246 ncı maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu hüküm uyarınca, bağışlayanın, sağlığında bağışlamayı geri alma sebebini de öğrenememesi durumunda, mirasçılarına, bağışlayanın ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkı tanınmıştır.
Maddenin son fıkrasına göre, bağışlanan, bağışlayanı hukuka aykırı olarak ve kasten öldürürse ya da onun geri alma hakkını kullanmasını engellerse, bağışlayanın mirasçıları, birinci fıkrada öngörülen bir yıllık süreyle bağlı olmaksızın, bağışlamayı geri alabilirler. Bu sonuç, Türk Medenî Kanununun 578 inci maddesinin (1) ve (3) numaralı bentlerinde düzenlenen mirasçılıktan yoksunluk yaptırımıyla da uyumludur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 297. maddesi, bağışlamanın geri alınma hakkının süresini ve mirasçılara geçmesini düzenleyen önemli bir hükümdür. Bu madde, geri alma hakkının zamansal sınırlarını ve miras ilişkisindeki devamını belirler. 818 sayılı Kanun’un 246. maddesini karşılamaktadır.
Maddenin birinci fıkrası temel süreyi koyar: bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir.
Bu bir yıllık süre, hak düşürücü niteliktedir. Geri alma sebebini öğrenen bağışlayan, bu süre içinde harekete geçmezse geri alma hakkını kaybeder. Süre subjektif kriter ile başlar; öğrenme anına bağlıdır.
Bir yıllık sürenin pratik anlamı büyüktür. Bu süre, bağışlayana durumu değerlendirme, hukuki danışmanlık alma, karar verme ve bildirimde bulunma için yeterli zaman sağlar. Aynı zamanda uzun süreli belirsizliği engeller; bağışlanan da kısa sürede akıbetini öğrenir.
Sürenin öğrenme anına bağlanması önemlidir. Bazı durumlarda geri alma sebebi uzun süre gizli kalabilir. Örneğin bağışlayan, bağışlanın ağır suç işlediğini yıllar sonra öğrenebilir. Bu durumda öğrenme tarihinden itibaren süre başlar.
İkinci fıkra, mirasçılara geçişi düzenler: bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilirler.
Bu hüküm, geri alma hakkının kişiye özgü olmadığını gösterir. Bağışlayanın ölümü, bu hakkı otomatik sona erdirmez; mirasçılar devralır ve kalan sürede kullanabilir.
Örneğin bağışlayan 6 ay önce geri alma sebebini öğrenmiş ama henüz kullanmamış; ölürse mirasçıları kalan 6 ay içinde hakkı kullanabilir. Bu, bağışlayan ailesinin menfaatlerini korur.
Üçüncü fıkra, bağışlayanın geri alma sebebini öğrenememesi durumunu düzenler: bağışlayan, sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse, mirasçıları, ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabilirler.
Bu hüküm, 818 sayılı Kanun’da olmayan yeni bir düzenlemedir. Bağışlayanın geri alma sebebini öğrenmeden ölmesi durumunda, mirasçılara ek koruma sağlar. Ölüm tarihinden itibaren bir yıllık yeni süre başlar.
Pratik örnek: bağışlayan torununa büyük bir bağış yapmış. Torun kötü yollara sapıp ahlaksız davranışlar sergilemeye başlamış, ancak bağışlayan hasta olduğu için bunu öğrenememiş. Bağışlayan öldüğünde, mirasçıları (diğer çocukları) bu durumu öğrenirse, ölüm tarihinden itibaren bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilirler.
Bu düzenleme, mirasçıların haklarını geniş bir zaman dilimi içinde koruma altına alır. Bağışlayanın bilgi eksikliği, mirasçıların haklarının zedelenmesine yol açmaz.
Dördüncü fıkra, en ağır durumu düzenler: bağışlanan, bağışlayanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürür veya onun geri alma hakkını kullanmasını engellerse, mirasçıları bağışlamayı geri alabilirler.
Bu hüküm, bağışlananın bağışlayanı öldürmesi veya geri alma hakkını engellemesi gibi en ağır durumlarda mirasçılara süresiz geri alma hakkı verir. Bu tür davranışlar, bağışlama ilişkisinin tüm ahlaki temelini yıkar.
"Kasten ve hukuka aykırı olarak öldürme" ifadesi, cinayet durumunu kapsar. Bağışlanan bağışlayanı öldürmüşse, mirasçıları bağışlamayı herhangi bir süre sınırlamasına bağlı kalmaksızın geri alabilirler.
"Geri alma hakkının kullanılmasını engelleme" ise daha geniş bir davranışı kapsar. Bağışlayanı tehdit, baskı, kandırma yoluyla geri alma iradesini kullanmaktan alıkoymak, iletişim kurmasına engel olmak gibi davranışlar bu kapsamdadır.
Bu son fıkra, Türk Medeni Kanunu’nun 578. maddesinde düzenlenen "mirasçılıktan yoksunluk" kurumu ile paraleldir. Mirasbırakanı öldüren veya mirasçılıktan yararlanmak için hile yapan kişi, yasal olarak mirasçılıktan yoksun kalır. Aynı mantık bağışlama için de uygulanır.
Süresiz geri alma hakkı, bu ağır durumlar için verilen özel bir yaptırımdır. Normal durumlarda bir yıllık süre geçerken, bu ağır durumlarda süre sınırlaması yoktur; mirasçılar her zaman bağışlamayı geri alabilirler.
Geri alma usulü, bağışlayan için olduğu gibi mirasçılar için de tek taraflı beyan ile gerçekleşir. Bağışlanana ulaşan bildirim, geri almayı oluşturur. Dava açma zorunluluğu yoktur; ancak dava açarak da yapılabilir.
Bağışlananın iade yükümlülüğü, TBK m. 295’teki gibi, istem tarihindeki zenginleşme ölçüsünde olur. Mal hala mevcutsa mal iade edilir; kullanılmış veya yok olmuşsa, zenginleşme değeri iade edilir.
Doktrinde bu madde, "bağışlama hakkının zamansal koruması ve mirasla devamlılığı" olarak değerlendirilmektedir. Hak düşürücü süre, belirlilik sağlar; mirasa geçiş ise adil bir dağılım sunar. Yargıtay kararları, öğrenme anının tespitini titizlikle yapar; subjektif bilgiyi objektif olgularla destekler.
Uygulamada bu madde, aile içi bağışlama uyuşmazlıklarında, ağır suç ve ahlaka aykırı davranış olaylarında, cinayet vakalarında bağışlama geri alma davalarında önemli sonuçlar doğurur. Bu düzenleme, bağışlama geri alma hakkının adil ve kapsamlı çerçevesini çizen kritik bir hükümdür.
