TBK ▸ Madde 90

TBK 90. Madde

İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.

TBK 90. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 74 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 89 uncu maddesinde, süreye bağlanmamış borçta ifa zamanı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 74 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. İfanın Zamanı / 1. Muaccel borç” şeklindeki ibare, Tasarıda “C. İfa zamanı / 1. Süreye bağlanmamış borç” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 74 üncü maddesinde kullanılan “Ecel meşrut olduğu veya işin mahiyetinden anlaşılmadıkça” şeklindeki ibare, Tasarıda “İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukukî ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

TBK md. 90, ifa zamanı belirlenmemiş borçların muacceliyet kuralını düzenleyen kısa ama etkili bir hükümdür. Tek fıkradan oluşan madde, zamansal belirsizliği çözümleyerek borç ilişkisinin işlerliğini sağlar. Düzenleme, borçlar hukukunun temel muacceliyet ilkesini ortaya koyar.

Maddeye göre ifa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur. Bu kural varsayım yaklaşımını benimseyerek borçların hemen ifa edilmesi gerektiğini kabul eder.

Bu hüküm iki istisnalı bir genel kural getirir. Genel kural: borç doğduğu anda muaccel olur. İstisna 1: taraflar ifa zamanını kararlaştırmışlarsa o zamana kadar bekler. İstisna 2: hukuki ilişkinin özelliği farklı bir zaman öngörüyorsa o zaman esas alınır.

Muacceliyet kavramı önemlidir. Muaccel borç, ifasının talep edilebilir olduğu borçtur. Alacaklı muaccel borcun ifasını isteyebilir; ifa edilmezse borçlu temerrüde düşebilir (TBK md. 117), faiz işleyebilir, zamanaşımı başlayabilir. Muacceliyet hukuki açıdan kritik bir andır.

Madde 90’ın mantığı pratiktir. Eğer bir borç süre olmadan kararlaştırılmışsa, taraflar hemen ifa edilmesini hedeflemiştir. Belirsizliği kabul etmek borç ilişkisini işlemez kılar. Bu nedenle kanun boşluğu doldurur: ifa hemen talep edilebilir.

Örnekle açıklamak gerekirse: A, B’den 10.000 TL ödünç almış ve sözleşmede ödeme zamanı belirtilmemiştir. Madde 90 uyarınca borç doğduğu anda (ödünç alındığı anda) muacceldir. B istediği an A’dan ödeme talep edebilir.

Ancak bu kuralın sert uygulaması bazen uygun olmaz. Bu yüzden istisna hükmü önemlidir. "Hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça" ifadesi pratik esneklik sağlar.

Örnekler: Uzun vadeli kredi sözleşmesi konusunda taksit ödemeleri için belirli süreler öngörülmesi olağandır. Tarım kredilerinde hasat sonrası ödeme zamanı işin özelliğinden anlaşılır. Sanat eseri sipariş borcunda üretim zamanı gerekir. İnşaat işlerinde aşamalı ödemeler genellikle işin doğasıyla uyumludur. Tüm bu durumlarda işin özelliği anında muacceliyet olmadığını gösterir.

"Anlaşılma" kriteri objektif olmalıdır. Sadece borçlunun iradesi yeterli değildir; olayın tüm koşullarından makul bir kimsenin anlayabileceği bir süre çıkarılmalıdır. Ticari teamüller, sektörel uygulamalar, sözleşmenin amacı bu değerlendirmede rol oynar.

Alacaklının talep etmesi çoğu durumda bir ihtar niteliği taşır. Muaccel borcu alacaklı talep ettiğinde borçlu ifada bulunmak zorundadır. Derhal ifa beklenen bu talepte borçluya makul bir ifa süresi verilmiş olur (dürüstlük kuralı gereği).

Gecikme sonucu temerrüt doğar. Muaccel borç ifa edilmezse borçlu temerrüde düşer. Temerrüt faizi işlemeye başlar (yasal faiz veya sözleşme faizi), tazminat yükümlülüğü doğabilir, alacaklı dava açabilir.

Muacceliyet ile ifa zamanının kararlaştırılması arasındaki fark önemlidir. Vadeli borçlarda taraflar belirli bir tarih kararlaştırmışlardır; o tarih gelene kadar borç henüz muaccel değildir. Örneğin "1 Haziran’da ödenecek" olan borç 1 Haziran’a kadar talep edilemez.

Şarta bağlı borçlar farklı rejime tabidir. Şartın gerçekleşmesi ile borç muaccel olur. Örneğin "hasat sonrası ödenecek" borç hasadın gerçekleşmesi ile muaccel olur.

Kısmi muacceliyet mümkündür. Bölünebilir borçlarda bir kısmının muaccel olması, geri kalanın beklemesi kararlaştırılabilir. Taksitli borçlarda her taksitin kendi vadesi vardır.

İpotek gibi güvence tesisleri muacceliyetle ilgili özel kurallar getirebilir. Hipotek tesisinin kaldırılması için alacaklı muacceliyet yetkisini kullanabilir veya beklemek zorunda kalabilir.

Doktrinde madde 90, pratik bir boşluk doldurma kuralı olarak değerlendirilir. Zamanı kararlaştırılmamış borçların hukuki belirliliğe kavuşturulmasında temel bir araçtır.

Uygulamada madde 90 özellikle kısa vadeli ticari işlemlerde, bireyler arası borçlanmalarda, vekâlet ve hizmet sözleşmelerinin belli başlı yan ödemelerinde uygulama alanı bulur. Yargıtay kararlarında muacceliyet değerlendirmesi, temerrüt kurucu ihtarname, zamanaşımı başlangıcı gibi meseleler madde 90 çerçevesinde ele alınmaktadır.