TMK 1023. Madde
(1) Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.
TMK 1023. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 931 inci maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
1023. madde tapu sicili rejimi içinde iyiniyetli üçüncü kişilere karşı bakımından başvurulacak temel düzenlemedir. Hüküm, 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı eski Türk Kanunu Medenîsi’nin 931. maddesinin karşılığıdır; mevcut hüküm dilsel olarak sadeleştirilmiş, esasa ilişkin bir değişiklik yapılmamıştır. Madde tek fıkradan oluşan, net ve doğrudan bir kural koyar.
Maddenin tek fıkrası şu kuralı koymaktadır: “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” Bu düzenleme, kayda güven ilkesi, aleniyet, tescilin kurucu etkisi, yolsuz tescil — iptal ve tescil davası bakımından uygulayıcıya doğrudan bir yol gösterir. Hükmün unsurlarının her biri somut olayda ayrı ayrı ispatı gereken olgulardır; unsurlardan birinin eksikliği kuralın uygulanmasına engel olur. Hâkim, öncelikle fıkradaki tanımlayıcı unsurları tespit eder, ardından somut olayın bu unsurları karşılayıp karşılamadığını değerlendirir ve son olarak hükmün öngördüğü sonucu uygular.
Madde, Tapu Kanunu (2644 sayılı); Tapu Sicili Yönetmeliği (17/8/2013 tarihli, 28738 sayılı RG); 6083 sayılı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun; İcra ve İflas Kanunu m.148 vd. (rehin takibi) hükümleri ile sistematik bütünlük içinde uygulanır. Tapu sicilinin aleniyet ve kayda güven işlevleri, idari işlem niteliğindeki tescilin özel hukuk boyutuyla birleşerek Devletin kusursuz sorumluluğunu doğuran karakteristik bir yapı yaratır. TMK m.1020 aleniyet ilkesini; m.1023 iyiniyetli üçüncü kişinin korunmasını; m.1007 ise Devletin sorumluluğunu düzenler. Tapu Sicili Yönetmeliği (17/8/2013 tarihli, 28738 sayılı RG) kütük, kayıt, şerh, beyan ve tescil işlemlerinin teknik usulünü ayrıntılı biçimde belirler. 6083 sayılı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kanunu ise teşkilat yapısını düzenler.
Yerleşik Yargıtay uygulaması — özellikle 1., 8. ve 14. Hukuk Daireleri üzerinden —, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı uyuşmazlıklarında yolsuz tescilin iptali ile birlikte tescilin düzeltilmesinin aynı davada istenmesini uygun görmekte; iyiniyetli üçüncü kişinin TMK m.1023 koruması altına girdiği hallerde gerçek malikin tazminat yoluyla hakkını araması gerektiğini vurgulamaktadır. Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlarda TMK m.1007 kapsamında Devlet’in kusursuz sorumluluğu esastır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2009/4-55 E. 2009/61 K. sayılı ve sonraki kararlarında Devletin sorumluluğunun mutlak karakterini teyit etmiş; kusur koşulu aramayan bir tazmin rejimi benimsemiştir. Tapu iptal-tescil davaları HMK’nın genel usulüne tâbidir ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.12). TMK m.2 dürüstlük kuralı ve m.3 iyiniyet karineleri, uyuşmazlığın çözümünde tamamlayıcı dayanak oluşturur; hakkın kötüye kullanılması def’i ise karşı tarafın açıkça dürüstlük kuralına aykırı davranması halinde gündeme gelir.
Avukatlık pratiğinde TMK m.1023, tapu sicili kaynaklı uyuşmazlıklarda dayanak norm olarak gösterilir. Tapu kayıtlarının getirtilmesi, kadastro tutanaklarının incelenmesi, tapu müdürlüğünden bilgi-belge celbi, keşif ve teknik bilirkişi raporu olmazsa olmaz delillerdir. Kayda güven ilkesi uyarınca sicildeki yolsuz kayda iyiniyetle dayanan üçüncü kişi korunur; bu koruma, gerçek malikin aynî hakkından üstün tutulur (TMK m.1023). Avukat, tapu iptal-tescil davası ile birlikte gerektiğinde tedbir talebinde bulunmalı; iyiniyetli üçüncü kişiye karşı gerçek malikin TMK m.1007 tazminat davası ile hakkını aramasının önünü açmalıdır. 1023. madde, kayda güven ilkesi, aleniyet, tescilin kurucu etkisi, yolsuz tescil — iptal ve tescil davası mantığı ile birlikte değerlendirildiğinde, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sorunlarına öngörülebilir ve sistematik çözümler sunar; Türk özel hukukunun eşya hukuku omurgası içindeki yerini kuvvetle korur.
