TMK ▸ Madde 121

TMK 121. Madde

(1) Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

TMK 121. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 85 inci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki maddede manevî tazminatın koşulları Borçlar Kanunumuzun 3444 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki hükmüne paralel olarak kaleme alındığından, manevî tazminat “şahsen fahişbir surette mutazarrır olma” koşuluna bağlanmıştır. Oysa Borçlar Kanununun 49 uncu maddesinde 3444 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle manevî tazminatta “zararın ve kusurun ağırlığı” koşulu kaldırılmıştır. Bu değişikliğe rağmen niteliği ve amacıaynıolan bu maddedeki manevî tazminatın ağır zarar koşuluna bağlıtutulmasıhaklı ve yerinde görülmemiştir. Öte yandan maddede hükmedilecek manevî tazminatın bir miktar paranın ödenmesi şeklindeki bir tazminat olduğu açıkça vurgulanmış, burada manevî tazminatın diğer şekillerine yer verilmediği ifade edilmek istenmiştir. Yürürlükteki Kanunun 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen manevî tazminatın mirasçılara intikal edip etmeyeceği sorunu, 25 inci maddenin dördüncüfıkrasında hükme bağlanmışolan genel kurala bırakılmıştır. Manevî tazminatın mirasçılara intikal edip etmeyeceği, ayrıca bunun başkalarına devir edilip edilmeyeceği 25 inci maddede hükme bağlanmışolduğundan bu maddede yeniden kaleme alınmasıyerinde görülmemiştir. 3444 sayılı Kanunla yürürlükteki Kanunun 24/a maddesi hükmükabul edilmeden önce, bu sorun yürürlükteki Kanunun 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanmışidi. Bu düzenleme karşısında buradaki özel hükmün diğer manevî tazminatlar için de geçerli olup olmadığıkonusunda önemli tartışmalar yapılmaktaydı. Bu konu 25 inci maddede genel hüküm olarak düzenlendikten sonra artık manevî tazminatla ilgili özel hükümlerde aynıkuralın tekrarlanmasıisabetli olmayacaktır.

Açıklama

TMK Madde 121, nişanın bozulması nedeniyle kişilik hakkı zedelenen tarafa, kusurlu nişanlıdan uygun miktarda manevi tazminat isteme imkânı tanır. Hüküm, maddi tazminatı düzenleyen TMK m.120 ile birlikte nişanlanmanın sona ermesinin hukuki sonuçlarını tamamlayan bir bütün oluşturur. Eski Medeni Kanun’un 85. maddesinden farklı olarak, gerekçede de vurgulandığı üzere, manevi tazminat artık “şahsen fahiş surette mutazarrır olma” gibi ağır zarar koşuluna bağlanmamıştır; bu yönüyle Borçlar Kanunu’nun manevi tazminata ilişkin genel düzenlemesiyle (TBK m.58) uyumludur. Maddenin koruduğu değer, evlenme vaadinin haksız biçimde geri alınmasından doğan onur, saygınlık ve duygusal yıpranma gibi kişilik değerleridir. Tazminatın mirasçılara geçişi ve devri ise ayrıca burada düzenlenmeyip TMK m.25’teki genel kurala bırakılmıştır.

Uygulamada manevi tazminata hükmedilebilmesi için üç koşulun birlikte gerçekleşmesi aranır: nişanın bozulmuş olması, davalı nişanlının kusurlu bulunması ve davacının kişilik hakkının zarar görmesi. Davacının kusursuz, davalının ise kusurlu olması gerekir; her iki tarafın da kusurlu olduğu hâllerde talep reddedilebilir veya tazminat indirilebilir. Kişilik hakkının ihlali; örneğin nişanın düğüne çok yakın bir tarihte, gerekçesiz biçimde ve çevreye karşı küçük düşürücü şekilde bozulması, sadakatsizlik isnadı ya da nişanlının ağır sözlerle terk edilmesi gibi somut olgularla ortaya konur. Hâkim, TMK m.4’teki hakkaniyet ilkesi uyarınca tarafların ekonomik ve sosyal durumunu, olayın gelişimini ve manevi yıpranmanın derecesini değerlendirerek uygun bir para miktarı belirler. Maddede yalnızca para ödenmesi öngörülmüş, özür gibi diğer giderim biçimlerine yer verilmemiştir.

Manevi tazminat talebi, nişanın bozulmasından itibaren TMK m.123 uyarınca bir yıllık zamanaşımına tabidir ve bu süre kaçırıldığında dava reddedilir. Yargıtay içtihadında, salt nişanın bozulmasının tek başına manevi tazminatı gerektirmediği, kişilik hakkını zedeleyen ek bir olgunun varlığının kanıtlanması gerektiği istikrarlı biçimde vurgulanır. Somut bir örnek vermek gerekirse: düğün hazırlıkları tamamlanmış, davetiyeler dağıtılmışken erkek nişanlının başka biriyle ilişkisi bulunduğunu açıklayarak nişanı bozması hâlinde, çevresinde küçük düşen kadın nişanlı lehine manevi tazminata hükmedilebilir. Buna karşılık, tarafların karşılıklı anlaşarak ya da ortak geçimsizlik nedeniyle ayrılması durumunda kişilik hakkı ihlali bulunmadığından talep reddedilir. Hükmedilen miktar, davacıyı zenginleştirmeyecek ancak yaşanan üzüntüyü bir ölçüde hafifletecek düzeyde, hakkaniyete uygun olarak takdir edilir.