TMK 303. Madde
(1) Babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer.
(2) (İptal ikinci fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 27/10/2011 tarihli ve E.: 2010/71, K.: 2011/143 sayılı Kararı ile.)
(3) Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.
(4) Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.
TMK 303. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 296 ncı maddesini karşılamaktadır. Birinci fıkrada, babalık davasının çocuğun doğumundan önce ve ya sonra açılabilmesi öngörülmüşolmakla beraber uygulamada davanın daha çok doğumdan sonra açıldığıdikkate alınarak, ananın dava hakkının, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşeceği hükme 63 bağlanmıştır. İkinci fıkrada, çocuğun davacıolmasıdurumunda işleyecek bir yıllık süre düzenlenmiş ve bu sürenin, çocuğa kayyım atanmışsa atamanın kayyıma tebliği tarihinde, kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlayacağıaçıkça ifade edilmiştir. Üçüncüfıkrada, çocuğun başka bir erkek ile soybağıilişkisi varsa, bu ilişki hukuken ortadan kalkmadıkça babalık davasıaçılamayacağına göre, dava süresinin de bu ilişkinin ortadan kalktığıtarihte işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Dördüncüfıkra ise, haklısebeple dava süresinin geçirilmişolmasıhâ linde, davanın açılabilmesi için, haklısebebin ortadan kalktığıtarihten itibaren işleyecek bir aylık ek bir süre öngörülmüştür. Maddede öngörülen süreler, kenar başlığının da gösterdiği üzere, hak düşürücüsürelerdir.
Açıklama
TMK Madde 303, babalık davasının açılmasına ilişkin hak düşürücü süreleri düzenler. Gerekçesinde belirtildiği üzere eski Kanunun 296. maddesini karşılayan hüküm, soybağının mahkeme kararıyla kurulmasını sağlayan babalık davasının zamansal sınırlarını belirler. Maddeye göre dava, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir; ancak ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Maddenin ikinci fıkrası, çocuğun dava hakkına ilişkin süreyi düzenlemekteydi; ancak bu fıkra Anayasa Mahkemesi’nin 27/10/2011 tarihli kararıyla iptal edilmiştir. Bu iptal sonrasında Yargıtay içtihatlarıyla, çocuk yönünden babalık davasının herhangi bir hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın açılabileceği kabul edilmiştir. Hüküm, TMK 301 ve 302 ile birlikte babalık davasının çerçevesini tamamlar.
Hükmün uygulanmasında öncelikle ana yönünden bir yıllık süre işler ve bu süre doğumdan başlar. Üçüncü fıkra önemli bir özel durum getirir: çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar; çünkü mevcut bir soybağı bulundukça babalık davası açılamayacağından, sürenin de bu engelin kalkmasıyla başlaması hakkaniyet gereğidir. Dördüncü fıkra ise gecikme hâlinde bir telafi imkânı sunar: bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir. Böylece haklı bir engel nedeniyle süreyi kaçıran ananın dava hakkı tümüyle yitirilmemiş olur. Bu süreler, kenar başlığında da belirtildiği gibi hak düşürücü sürelerdir.
Hak düşürücü süre niteliği gereği bu süreler hâkim tarafından re’sen gözetilir, kesilmez ve durmaz; süre geçtikten sonra açılan davada haklı sebep ileri sürülmezse dava esasa girilmeden reddedilir. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, ikinci fıkranın iptalinden sonra çocuğun açtığı babalık davasında süre sınırı uygulanmayacağını, ana yönünden ise haklı sebep iddiasının somut biçimde değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Somut bir örnekle: çocuğunu doğurduktan iki yıl sonra, ağır hastalığı nedeniyle daha önce dava açamadığını kanıtlayan bir ana, hastalığının iyileşmesinden itibaren bir ay içinde TMK Madde 303’ün dördüncü fıkrası uyarınca babalık davası açabilir; oysa haklı sebep göstermeksizin bir yıllık süreyi geçiren ananın davası hak düşürücü süre nedeniyle reddedilir.
