TMK 356. Madde
I. Olağan ihtiyaçlar gerektirdiği ölçüde sermaye biçiminde ödemeler, tazminatlar ve benzeri edimler çocuğun bakımı için kısmen kullanılabilir.
II. Çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa hâkim, ana ve babaya belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisini tanıyabilir.
TMK 356. Madde Gerekçesi
Kısmen İsviçre Medenî Kanununun 1978 yılında yürürlüğe giren 320 nci maddesinden alınan bu maddede, çocuğa yapılan sermaye biçimindeki ödemelerin, tazminat ödemelerinin ve maddî değeri olan benzeri edimlerin, olağan ihtiyaçlar gerektirdiği ölçüde çocuğun bakımı için kısmen kullanılabileceği hükme bağlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrası ise, çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk bulunduğu hâ llerde hâ kimin ana ve babaya, belirlediği miktarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisi tanıyabileceğini öngörmektedir. Ana ve babanın, ikinci fıkradaki olanaktan yararlanabilmesi, ancak hâ kim kararı ile mümkündür.
Açıklama
TMK Madde 356, çocuğun malvarlığının yalnızca gelirleriyle sınırlı kalmayan, sermayeye dokunan istisnai sarf hâllerini düzenler ve böylece çocuk mallarının korunması ilkesine ölçülü bir gedik açar. Kural olarak ana ve baba çocuk mallarının yalnızca gelirini harcayabilirken (TMK m.355), bu madde çocuğa ödenen sermaye biçimindeki edimlerin, tazminatların ve maddî değer taşıyan benzeri ödemelerin kısmen kullanılmasına izin verir. Hüküm, İsviçre Medenî Kanununun 320. maddesinden esinlenmiştir ve velayet kapsamındaki mal yönetimine (TMK m.352 vd.) ilişkin bütünün bir parçasıdır. Birinci fıkra olağan ihtiyaçlarla, ikinci fıkra ise yetiştirme ve eğitim zorunluluğuyla sınırlanmış iki ayrı sarf rejimi öngörür; her ikisinde de çocuğun üstün yararı belirleyicidir.
Maddenin işleyişinde iki kademe ayrılır. Birinci fıkra uyarınca, olağan ihtiyaçların gerektirdiği ölçüde sermaye niteliğindeki edimler ana babanın kararıyla çocuğun bakımı için kısmen harcanabilir; burada hâkim kararı şart değildir, ancak ölçülülük ve çocuğun yararı kayıttır. Buna karşılık ikinci fıkra, çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi bakımından gerçek bir zorunluluk doğduğunda devreye girer ve ana babaya çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisini ancak hâkim kararıyla tanır. Yani sermayenin ötesinde asıl malvarlığına el atılması, mahkemenin belirleyeceği miktarla sınırlı ve denetimli bir yetkidir. Ana baba bu yetkiyi kendiliğinden kullanamaz; aksi davranış mal yönetimi yükümlülüğünün ihlali sayılır ve TMK m.352-353 çerçevesinde güvence ve hesap verme tedbirlerine yol açabilir.
Yetkisiz sarf hâlinde ana baba, harcanan değeri çocuğa tazminle yükümlü olur; ergin olan çocuk, yönetimin sona ermesiyle birlikte hesap ve mallarının iadesini isteyebilir (TMK m.327). Hâkim, zorunluluk ölçütünün gerçekten bulunup bulunmadığını titizlikle inceler; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yerleşik içtihadında çocuk malvarlığına ilişkin tasarruflarda çocuğun yararının önceliğini ve hâkim denetimini vurgular. Somut örnek: trafik kazasında ölen babasından çocuğa ödenen yüksek tazminat sermaye biçiminde bankaya yatırıldığında, anne bu paranın olağan giderler için ufak bir kısmını fıkra 1 uyarınca kullanabilir; ancak çocuğun özel bir tedavisi ya da yurt dışı eğitimi için ana paraya dokunmak istediğinde, sulh hukuk mahkemesinden izin alması ve mahkemenin belirleyeceği miktarla bağlı kalması gerekir.
