TMK ▸ Madde 438

TMK 438. Madde

(1) Vasiliğe atanma kararının kesinleşmesi üzerine vasi ile vesayet makamının görevlendireceği bir kişi tarafından, vakit geçirilmeksizin, yönetilecek malvarlığının defteri tutulur.

(2) Vesayet altındaki kişi ayırt etme gücüne sahipse, olanak bulunduğu takdirde defter tutulurken hazır bulundurulur.

(3) Koşullar gerektirdiği takdirde denetim makamı, vasi ve vesayet makamının isteği üzerine vesayet altındaki kişinin malvarlığının resmî defterinin tutulmasına karar verebilir. Bu defter, mirastaki resmî defterin alacaklılara karşı doğurduğu sonuçları doğurur ve oradaki usul uyarınca tutulur.

TMK 438. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 382 nci maddesini karşılamaktadır. İsviçre Medenî Kanununun 398 inci maddesi hükmüne paralel olarak üçfıkra hâ linde düzenlenmiştir. Birinci fıkrada malvarlığının defterinin tutulabilmesi için, vasinin atanmasına ilişkin kararın kesinleşmişolmasıöngörülmüştür. Aynıfıkrada “sulh mahkemesi” yerine “vesayet makamı” denilmiştir. İkinci fıkra ya göre, ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi, defter tutulurken olanak bulunduğu taktirde hazır bulundurulacaktır. Maddenin üçüncüfıkrasında sözüedilen kişinin malvarlığı için tutulacak resmî defter, mirasta söz konusu olan 619 uncu maddede öngörülen defterle benzerlik arzetmektedir. Bu nedenle defterin tutulması, alacaklılara karşıhüküm ve sonuçlarıkonularında 619 ve devamımaddelere yoll ama yapılmıştır.

Açıklama

TMK Madde 438, vasiliğe atanma kararının kesinleşmesinin ardından vesayet altındaki kişinin malvarlığının defterinin tutulmasını düzenler ve yürürlükten kalkan 743 sayılı Kanun’un 382. maddesinin karşılığıdır; gerekçeye göre madde, İsviçre Medeni Kanunu’nun 398. maddesine paralel olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Defter tutma, vesayet yönetiminin başlangıç noktasını oluşturur: vasinin devraldığı malvarlığının kapsamını net biçimde tespit ederek hem korunan kişinin haklarını güvence altına alır hem de görev sonunda vasinin hesap vermesine zemin hazırlar. Hüküm, değerli şeylerin saklanmasını düzenleyen m.439, vasinin hesap ve rapor verme yükümlülüğünü düzenleyen m.452 vd. ve mirastaki resmî defteri düzenleyen m.619 vd. hükümleriyle doğrudan bağlantılıdır.

Maddenin uygulanmasında defter, vasinin atanma kararının kesinleşmesi üzerine, vasi ile vesayet makamının görevlendireceği bir kişi tarafından birlikte ve vakit geçirilmeksizin tutulur; tek taraflı düzenlenmesi önlenerek tarafsızlık ve doğruluk sağlanır. İkinci fıkra, vesayet altındaki kişi ayırt etme gücüne sahipse, olanak bulunduğu takdirde defter tutulurken hazır bulundurulmasını öngörür; bu, korunan kişinin kendi malvarlığı üzerindeki sürece katılımını ifade eden bir güvencedir. Üçüncü fıkra ise koşullar gerektirdiğinde, denetim makamının, vasi ve vesayet makamının isteği üzerine resmî defter tutulmasına karar verebileceğini düzenler. Bu resmî defter, mirastaki resmî defterin (m.619 vd.) alacaklılara karşı doğurduğu sonuçları doğurur ve oradaki usul uyarınca tutulur; böylece malvarlığının borçlarıyla birlikte resmî olarak tespiti ve alacaklılara karşı koruyucu etki sağlanır.

Defterin hiç ya da gereği gibi tutulmaması, vasinin temel görevlerinden birinin ihlali olup TMK m.466-467 uyarınca sorumluluğa ve m.483 uyarınca görevden almaya yol açar; eksik defter, görev sonundaki hesabın denetlenememesi nedeniyle korunan kişi aleyhine zarar doğurur. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, malvarlığı defterinin vesayet yönetiminin temelini oluşturduğunu, tutulmamasının hesap verme ve denetim olanağını ortadan kaldırdığını vurgulamaktadır. Somut bir örnek vermek gerekirse: bir kişiye vasi atandığında ve karar kesinleştiğinde, vasi gecikmeden vesayet makamının görevlendirdiği bir kişiyle birlikte korunan kişinin tüm taşınmazlarını, banka hesaplarını, araçlarını ve değerli eşyasını listeleyerek deftere geçirir. Ayırt etme gücü olan kısıtlı kişi de bu sırada hazır bulundurulur. Malvarlığında ciddi borçlar varsa, alacaklılara karşı koruma sağlamak için denetim makamından resmî defter tutulması istenebilir.