TMK ▸ Madde 458

TMK 458. Madde

(1) Bir kimseye kayyım atanması onun fiil ehliyetini etkilemez. Yasal danışmanlığa ilişkin hükümler saklıdır.

(2) Kayyımın görev süresi ve ücreti vesayet makamı tarafından belirlenir.

TMK 458. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 401 inci maddesini karşılamaktadır. Maddenin kenar başlığı İsviçre Medenî Kanununun 417 nci maddesine uygun olarak “Kayyımın konumu” şeklinde düzenlenmiştir. Madde İsviçre Medenî Kanununun 417 nci maddesine uygun olarak yeniden kaleme alınmış ve daha anlaşılır hâ le getirilmiştir. İkinci fıkradaki “sulh mahkemesi” yerine “vesayet makamı” deyimi kullanılmıştır.

Açıklama

TMK Madde 458, kayyımlık kurumunun temel niteliğini düzenleyerek bu koruma biçiminin vasilikten ayrılan yönünü ortaya koyar. Maddenin birinci fıkrasına göre bir kimseye kayyım atanması, o kişinin fiil ehliyetini etkilemez; yani kayyım altındaki kişi kural olarak ehliyetli kalmaya devam eder ve hukuki işlemlerini bizzat yapabilir. Bu yönüyle kayyımlık, kişinin fiil ehliyetini sınırlayan kısıtlamadan (TMK m.405 vd.) açıkça ayrılır. Hüküm, yasal danışmanlığa ilişkin hükümleri (TMK m.429-431) saklı tutar; çünkü yasal danışman atanması belirli işlemlerde rıza şartı getirerek ehliyeti kısmen etkiler. İkinci fıkra, kayyımın görev süresi ile ücretini belirleme yetkisini vesayet makamına, yani sulh hukuk mahkemesine (TMK m.397) tanır. Maddenin gerekçesinde, İsviçre Medeni Kanunu’nun 417. maddesi esas alınarak metnin yeniden ve daha anlaşılır biçimde kaleme alındığı belirtilmektedir.

Uygulamada kayyımlık, temsil kayyımlığı (TMK m.426) ve yönetim kayyımlığı (TMK m.427) olmak üzere belirli ve sınırlı işler için söz konusu olur. Kayyıma yalnızca somut bir işin görülmesi ya da belirli bir malvarlığının yönetimi görevi verildiğinden, korunan kişinin genel fiil ehliyeti dokunulmadan kalır; örneğin uzun süre bulunamayan bir mirasçının payını korumak için atanan kayyım yalnızca o paya ilişkin yönetim yetkisine sahip olur. Vesayet makamı kayyımı atarken görevin niteliğine göre süre takdir eder; süre dolduğunda görev kendiliğinden sona erebileceği gibi yeniden atama da mümkündür. Ücret bakımından kayyım da vasi gibi her hesap dönemi için emek ve yönetilen malvarlığının geliri göz önünde tutularak ücret isteyebilir; bu yönüyle TMK m.457’deki vasi ücretine ilişkin ölçütler kıyasen uygulanır. Kayyım, görevini özenle yürütmek ve vesayet makamına hesap vermekle yükümlüdür.

Kayyımın görevini gereği gibi yerine getirmemesi hâlinde vesayet makamı onu görevden alabilir ve oluşan zararlardan kayyım kişisel olarak sorumlu tutulabilir; devletin ikinci derecede sorumluluğuna ilişkin TMK m.467 vd. hükümleri burada da uygulama alanı bulur. Yargıtay’ın ilgili hukuk daireleri, kayyım atanmasının kişinin ehliyetini ortadan kaldırmadığını, dolayısıyla kayyımlık kararının kişinin işlem yapma yeteneğini sınırlayacak biçimde yorumlanamayacağını istikrarlı biçimde vurgulamaktadır. Somut bir örnek vermek gerekirse: yurt dışında yaşayan ve Türkiye’deki taşınmazıyla ilgilenemeyen bir kişiye, taşınmazın kira gelirlerini toplamak ve gerekli onarımları yaptırmak üzere yönetim kayyımı atandığında, bu kişi kendi adına başka bir bankada hesap açabilir veya araç satın alabilir; çünkü kayyımlık yalnızca taşınmazın yönetimini kapsar ve onun genel ehliyetini etkilemez. Görev süresi ve ücret ise mahkemece dosya üzerinden belirlenir.