TMK 537. Madde
(1) Resmî vasiyetnameyi düzenleyen memur, vasiyetnamenin aslını saklamakla yükümlüdür.
TMK 537. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 484 üncümaddesini karşılamaktadır. Madde arılaştırılmak ve sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur. Maddede resmîvasiyetnameyi düzenleyen kişiler tek tek sayılmamışkısaca “Resmîvasiyetnameyi düzenleyen memur” ifadesi kullanılmıştır.
Açıklama
TMK Madde 537, resmi vasiyetnameyi düzenleyen memurun, vasiyetnamenin aslını saklama yükümlülüğünü düzenler. Resmi vasiyetname, devlet görevlisi önünde ve tanık katılımıyla düzenlenen, en güvenilir vasiyet türü olduğundan, asıl nüshanın yetkili makam elinde korunması bu güvenilirliğin doğal tamamlayıcısıdır. Maddenin gerekçesi, hükmün eski Medeni Kanunun 484. maddesini karşıladığını, esasa ilişkin bir değişiklik yapılmadığını ve resmi vasiyetnameyi düzenleyen kişilerin tek tek sayılması yerine kısaca ‘resmi vasiyetnameyi düzenleyen memur’ ifadesinin kullanıldığını açıklar. Düzenleme, resmi vasiyetnamenin düzenlenmesini öngören TMK m.532, memurun işlevini belirleyen m.533 ve tanıkların katılımını düzenleyen m.534 hükümlerinin tamamlayıcısı niteliğindedir. Asıl nüshanın saklanması, vasiyetnamenin ileride değiştirilmesi, kaybolması ya da yok edilmesi tehlikesine karşı güvence oluşturur.
Maddenin işleyişinde yükümlülüğün muhatabı, resmi vasiyetnameyi düzenleyen memurdur; bu memur TMK m.532 uyarınca sulh hâkimi, noter veya kanunla yetkilendirilmiş başka bir görevli olabilir. Memur, düzenlediği vasiyetnamenin aslını kendi nezdinde saklamak ve gerektiğinde yetkili makamlara ibraz edebilmek zorundadır. Uygulamada noterler bakımından bu yükümlülük, Noterlik Kanunu ve ilgili yönetmeliklerdeki belge saklama ve arşivleme hükümleriyle de desteklenir; noter, resmi vasiyetnameyi diğer noterlik işlemleri gibi süresiz biçimde muhafaza eder. Mirasbırakanın ölümünden sonra vasiyetnamenin açılıp okunması ve tereke işlemlerinin yürütülebilmesi için asıl nüshanın güvenli biçimde korunmuş olması gerekir. Bu yükümlülük, mirasbırakanın iradesinin zaman içinde bozulmadan saklanmasını ve sonradan ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda resmi belgeye başvurulabilmesini sağlar.
Asıl nüshanın saklanmasındaki ihmal, memurun kişisel ve idari sorumluluğunu doğurabilir; belgenin kaybolması ya da tahrif edilmesi hâlinde ilgililer zararlarının tazminini talep edebilir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, resmi vasiyetnamenin geçerliliği ve ispatı bakımından asıl nüshanın esas alınması gerektiğini, suret üzerinden yapılacak değerlendirmelerin asıl belgenin varlığına bağlı olduğunu kabul etmektedir. Somut bir örnekle: mirasbırakan noterde iki tanık huzurunda resmi vasiyetname düzenlettiğinde, noter bu vasiyetnamenin aslını arşivinde saklar; mirasbırakanın ölümünden yıllar sonra mirasçılar arasında vasiyetnamenin içeriği tartışmalı hâle gelirse, sulh hukuk mahkemesi noterden asıl nüshayı celp ederek vasiyetnamenin açılıp okunmasını sağlar. Böylece mirasbırakanın iradesi, asıl belge üzerinden duraksamaya yer vermeyecek biçimde tespit edilir ve mirasçıların hak kaybına uğraması önlenir.
