TMK 709. Madde
(1) Arazi kayması sınır değişikliğini gerektirmez.
(2) Arazi kayması sebebiyle bir taşınmazdan diğerine geçmiş olan arazi parçaları ve diğer cisimler hakkında sürüklenen şeylere ve karışmaya ilişkin hükümler uygulanır.
TMK 709. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 637 nci maddesini karşılamaktadır. Madde arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur. Ancak İsviçre Medenî Kanununun bu maddeyi karşılayan 660 ıncı maddesinden sonra gelmek üzere 1 Ocak 1994 tarihinde yürürlüğe konulan bir Kanunla iki yeni madde daha eklenmiştir. İsviçre’deki bu değişikliğe uygun olarak bu maddeyi takiben “Heyelâ n” kenar başlığıaltında 710 uncu madde; “Sınırın yeniden belirlenmesi” kenar başlığıaltında 711 inci madde düzenlenmiştir.
Açıklama
TMK Madde 709, arazi kaymasının taşınmaz sınırları üzerindeki etkisini düzenleyerek doğal olaylar karşısında mülkiyet sınırlarının istikrarını korur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun taşınmaz mülkiyetinin kapsamına ve komşuluk ilişkilerine değen hükümleriyle bağlantılı bu madde, arazi kaymasının kural olarak sınır değişikliğini gerektirmediğini açıkça hükme bağlar. Böylece heyelan ya da toprak kayması gibi doğal hareketler nedeniyle zeminin yer değiştirmesi, taşınmazların hukuki sınırlarını kendiliğinden değiştirmez; tapu kütüğünde belirlenmiş sınırlar varlığını sürdürür. Bu kural, mülkiyetin doğal olaylar karşısında belirsizliğe sürüklenmesini önleyen bir istikrar güvencesi sağlar.
Maddenin işleyişinde ikinci fıkra, kaymanın somut sonuçlarına çözüm getirir. Arazi kayması sebebiyle bir taşınmazdan diğerine geçmiş olan arazi parçaları ve diğer cisimler hakkında, sürüklenen şeylere ve karışmaya ilişkin hükümler uygulanır. Bu atıf, kaymayla başka bir taşınmaza geçen toprak veya nesnelerin akıbetinin, suların sürüklediği şeyler ve eşyaların karışması bakımından öngörülen kurallar çerçevesinde belirleneceğini gösterir. Dolayısıyla komşu taşınmaza geçen parçaların geri alınması, orada kalması ya da malikinin hakkını koruması, bu hükümlerin öngördüğü süre ve koşullara bağlı olarak çözüme kavuşur. Malikler, kayan parçalar üzerindeki haklarını bu çerçevede ileri sürer.
Bu düzenlemenin pratik sonucu, doğal olaylara rağmen sınırların kâğıt üzerinde sabit kalması ve fiilî durumun hukuki sınırı değiştirmemesidir. Yargıtay’ın taşınmaz sınırlarına ilişkin yaklaşımında, tapu kayıtlarındaki sınırlar esas alınır ve zeminde meydana gelen değişikliklerin sınırı kendiliğinden kaydırmayacağı kabul edilir; gerektiğinde keşif ve bilirkişi incelemesiyle gerçek sınır belirlenir. Örneğin heyelan sonucu komşu parsele kayan bir toprak kütlesi, o parselin malikine kendiliğinden mülkiyet kazandırmaz; ilgili malik, sürüklenen şeylere ilişkin kurallar çerçevesinde hakkını koruyabilir. {TMK} Madde 709, bu yönüyle doğal olayların mülkiyet düzenini sarsmasını engelleyerek taşınmaz sınırlarının hukuki sürekliliğini güvence altına alır. Sınırların doğal hareketlerle kendiliğinden değişmemesi ilkesi, hem komşu malikler arasındaki uyuşmazlıkları azaltır hem de tapu kayıtlarına duyulan güveni pekiştirerek mülkiyet düzeninin istikrarına katkı sağlar; fiilî değişiklik ise ancak ayrı bir hukuki işlemle sınıra yansıyabilir.
