TMK 719. Madde
(1) Taşınmazın sınırları, tapu plânları ve arz üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir.
(2) Tapu plânları ile arz üzerindeki işaretler birbirini tutmazsa, asıl olan plândaki sınırdır. Bu kural, yetkili makamlarca heyelân bölgesi olduğu belirlenen yörelerde uygulanmaz.
TMK 719. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 645 inci maddesini karşılamaktadır. Madde konu ve kenar başlıklarıyla birlikte kaynak Kanuna ve maddenin içeriğine uygun olarak değiştirilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasına 710 uncu maddeyle getirilen “Heyelâ n” ile ilgili hükme uygun olarak yeni bir cümle eklenmiştir. Bu yeni hükümle, tapu plâ nları ile arz üzerindeki işaretlerin birbirini tutmamasıhâ linde, plâ ndaki sınıra itibar edileceği kuralının heyelâ n bölgesi olduğu ilâ n edilen yerlerde uygulanmayacağıöngörülmüştür. Maddeye eklenen yeni hüküm, İsviçre Medenî Kanununun 668 inci maddesinin üçüncüfıkrasına 04/10/1991 tarihli ve 01/01/1994’de yürürlüğe giren hükümle paraleldir.
Açıklama
TMK Madde 719, taşınmazların sınırlarının hangi unsurlara göre belirleneceğini saptayarak, mülkiyetin yatay kapsamına ilişkin temel ölçütleri ortaya koyar. Birinci fıkraya göre taşınmazın sınırları, tapu planları ile arz üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir; böylece hem kayıt sistemine hem de arazinin fiilî durumuna birlikte başvurulur. İkinci fıkra, bu iki kaynağın çelişmesi hâlinde uygulanacak çözümü düzenler: tapu planları ile arz üzerindeki işaretler birbirini tutmazsa, asıl olan plandaki sınırdır. Bu düzenleme, m.705’teki tescil ilkesi, m.1023’teki tapu siciline güven ilkesi ve m.720’deki sınır belirleme yükümlülüğüyle bütünlük içinde okunur. Gerekçede açıklandığı üzere madde, eski 743 sayılı Kanunun 645. maddesini karşılamakta ve İsviçre Medenî Kanununun 668. maddesine 1991 yılında eklenen hükme paralel olarak heyelan bölgelerine ilişkin bir istisna içermektedir.
Maddenin getirdiği kural, kayıt esaslı bir sınır belirleme sistemi kurar: kural olarak tapu planındaki sınır, arazideki işaretlere üstün tutulur, çünkü tapu sistemi hukuki güvenliğin ve aleniyetin temelini oluşturur ve arz üzerindeki işaretler zamanla kayabilir, silinebilir veya kötüniyetle değiştirilebilir. Ancak ikinci fıkranın ikinci cümlesiyle getirilen önemli istisna, bu üstünlüğü heyelan bölgeleri bakımından askıya alır: yetkili makamlarca heyelan bölgesi olduğu belirlenen yörelerde plandaki sınırın asıl alınması kuralı uygulanmaz. Bunun nedeni, heyelan nedeniyle arazinin fiilen kaymış olması ve plandaki sabit sınıra bağlı kalmanın gerçek durumla bağdaşmamasıdır; bu yörelerde m.710’daki heyelan hükmü uyarınca arazi kayması sınır değişikliğine yol açabilir. Böylece sistem, kayıt güvenliği ile coğrafi gerçeklik arasında dengeli bir çözüm benimser ve heyelan riskini sınır belirlemede dikkate alır.
Hükmün pratik sonucu, sınır uyuşmazlıklarında mahkemenin öncelikle tapu planına itibar etmesi, ancak taşınmazın heyelan bölgesinde bulunması hâlinde fiilî duruma yönelmesidir. Yargıtay içtihadında, sınır çekişmelerinde kadastro paftası ile zemindeki durumun keşif ve bilirkişi incelemesiyle karşılaştırılması, çelişki hâlinde kural olarak plana üstünlük tanınması, fakat yörenin yetkili makamca heyelan bölgesi ilan edilip edilmediğinin araştırılması istikrarlı biçimde aranır. Somut bir örnek: bir dağ yamacındaki taşınmazın sınır taşları, plandaki çizgiden birkaç metre kaymış görünüyorsa, kural olarak plandaki sınır esas alınır; ancak söz konusu yöre valilik veya ilgili makamca heyelan bölgesi ilan edilmişse, bu kural uygulanmaz ve sınır, arazinin kaymış fiilî durumu gözetilerek yeniden belirlenir.
