TMK 882. Madde
(1) Miktarı belirli olmayan veya değişebilen alacaklar da, belli rehin derecesine yerleştirilir ve tescilden sonra alacak miktarında meydana gelecek değişmelere bakılmaksızın sırasını korur.
(2) Tapu memuru istem üzerine alacaklıya ipoteği gösteren bir belge verir. Sadece tescilin yapıldığını ispata yarayan bu belge kıymetli evrak niteliği taşımaz.
(3) Tescilin yapıldığının sözleşme üzerine yazılıp onaylanması, ipotek belgesi yerine geçer.
TMK 882. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 797 nci maddesini karşılamaktadır. Maddeyle rehnin tesisi anında miktarıkesin olmayan ve ya sonradan değişebilen alacaklar için tapu kütüğünde “azamîbir meblağ ” göstermek suretiyle ipotek tesisine ve alacaklı ya bunu belgeleyebilmesi için bir rehin belgesi verilmesine imkân yaratılmıştır.
Açıklama
TMK Madde 882, miktarı belirli olmayan veya değişebilen alacaklar için ipoteğin kuruluşunu ve sabit derece sistemini düzenler; mülga 743 sayılı Kanun’un 797. maddesini karşılar. Hüküm, özellikle cari hesap, kredi limiti gibi tutarı önceden kesinleşmeyen ya da zaman içinde değişen alacakların teminat altına alınmasına olanak tanır. Bu tür alacaklar belli bir rehin derecesine yerleştirilir ve tapuda gösterilen azamî meblağ üzerinden tescil edilir. Düzenleme, TMK m. 875’teki güvencenin kapsamı ve sabit derece (boş dereceden yararlanma) ilkesiyle bütünlük içindedir; alacak miktarı sonradan azalsa veya artsa dahi rehnin tescil anındaki sırası korunur ve sonraki alacaklılar bu sıradan etkilenir.
Uygulama mekanizması, tescilden sonra alacak miktarında meydana gelecek değişmelerin rehin derecesine etki etmemesi üzerine kuruludur. Bir kez tescil yapıldığında, alacağın tutarı dalgalansa bile rehin sırasını muhafaza eder; bu, azamî meblağ ipoteğinin temel işlevidir. İkinci fıkra uyarınca tapu memuru, alacaklının istemi üzerine ona ipoteği gösteren bir belge verir. Ancak gerekçede ve hüküm metninde açıkça belirtildiği gibi bu belge yalnızca tescilin yapıldığını ispata yarar; kıymetli evrak niteliği taşımaz, devri veya ciro edilmesi alacağı nakletmez. Üçüncü fıkra ise pratik bir kolaylık getirir: tescilin yapıldığının ipotek sözleşmesi üzerine yazılıp onaylanması, ayrıca ipotek belgesi düzenlenmesi yerine geçer.
Hükmün sonucu, değişken nitelikteki alacakların güvenli biçimde ve sabit bir sıra ile teminatlandırılabilmesidir. Verilen belgenin kıymetli evrak sayılmaması, onun tedavül yeteneği olmadığını ve hakkın yalnızca tapu kütüğündeki tescile dayandığını gösterir; bu nedenle belgenin kaybı hakkı sona erdirmez. Yargıtay’ın azamî meblağ (limit) ipoteğine ilişkin içtihadı, teminatın tapuda gösterilen azamî tutarla sınırlı olduğunu ve bu tutarı aşan kısmın güvenceden yararlanamayacağını kabul eder. Somut örnek: bir bankanın işletmeye açtığı 1.000.000 TL’lik cari hesap kredisi için kurulan azamî meblağ ipoteğinde, kredi bakiyesi ay içinde 200.000 TL ile 900.000 TL arasında dalgalansa dahi ipoteğin derecesi sabit kalır; banka her hâlde en çok tapuda yazılı 1.000.000 TL tutarına kadar güvenceden yararlanır.
