TMK 921. Madde
(1) Usulüne göre düzenlenmiş olan ipotekli borç senedi veya irat senedi, ona iyiniyetle dayanan herkes hakkında, içinde yazılı olanlara göre geçerlidir.
TMK 921. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 835 inci maddesini karşılamaktadır. İpotekli borç ve irat senedi usulüne uygun olarak düzenlenmiş ise, içerikleri yanlışda olsa, bu madde hükmüne göre, bu içerikler bunların doğruluğuna iyiniyetle dayanan kişiler için geçerli sayılmaktadır.
Açıklama
TMK Madde 921, usulüne uygun düzenlenmiş ipotekli borç senedi ve irat senedinin içeriğine iyiniyetle dayanan kişiler bakımından, senette yazılı olanların geçerli sayılacağını öngörerek senede güven ilkesini düzenler. Hüküm, 743 sayılı eski Medenî Kanun’un 835. maddesini karşılar. Madde, TMK m.920’deki tapu kütüğüne (tescile) güven ilkesinin senet boyutundaki tamamlayıcısıdır; m.920 sicil kaydına güveni korurken, m.921 doğrudan senet metnine duyulan güveni korur. Bu ikili yapı, ipotekli borç senedi ve irat senedinin kıymetli evrak niteliğinden kaynaklanır: bu senetler elden ele dolaştığından, onları devralan kişinin senet üzerinde yazılı bilgilere güvenebilmesi, güvenli bir tedavül için zorunludur. Hüküm, senedin görünür içeriğini gerçek hukukî durumun yerine geçirerek iyiniyetli üçüncü kişiyi korur.
Maddenin işleyişinde kilit kavram, senedin “usulüne uygun” düzenlenmiş olmasıdır. Senet, TMK m.912 ve m.913’teki şekil kurallarına uygun olarak tapu memurunca düzenlenmiş ve gerekli imzaları taşıyorsa, içeriği gerçeğe aykırı olsa bile bu içerik korunur. Korumanın muhatabı, senede iyiniyetle dayanan herkestir; yani senedin içeriğinin doğru olduğuna dürüstlük kuralları çerçevesinde güvenen ve bunun aksini bilmeyen ya da bilmesi gerekmeyen kişidir. Buna göre senet metninde yazılı borç miktarı, faiz oranı veya diğer koşullar, gerçekte farklı olsa dahi, iyiniyetli devralan açısından senette yazıldığı gibi hüküm ifade eder. Borçlu, senet metninin gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek iyiniyetli hamile karşı bu içeriği bozamaz; ancak kötüniyetli, yani gerçek durumu bilen kişiye karşı bu korumadan yararlanılamaz.
Bu düzenlemenin sonucu, senet içeriğinin gerçeğe aykırı olduğu hâllerde dahi iyiniyetli devralanın senede göre hak kazanması ve borçlunun gerçek durumu ona karşı ileri sürememesidir. Yargıtay’ın kıymetli evrak ve taşınmaz rehnine ilişkin içtihadında, usulüne uygun düzenlenmiş senedin içeriğine iyiniyetle güvenen kişinin korunması ve aksini bilenin bu korumadan yararlanamaması esası benimsenir. Somut örnek olarak: ipotekli borç senedinde borç miktarı sehven gerçek borçtan yüksek yazılmışsa, bu senedi gerçek durumu bilmeden iyiniyetle devralan kişi açısından senette yazılı yüksek miktar geçerli olur ve borçlu “asıl borç daha azdı” savunmasını ona karşı ileri süremez. Buna karşılık senedi devralan kişi gerçek borç miktarını biliyorsa, senet metnindeki fazlalığa dayanamaz; çünkü iyiniyet koşulu gerçekleşmemiştir.
