TMK 945. Madde
(1) Alacaklı, rehinli taşınırın kaybolması, yok olması veya değerinin azalması yüzünden meydana gelen zararlardan, bunların kendi kusuru olmaksızın doğduğunu ispat etmedikçe sorumludur.
(2) Rehinli taşınırı kendiliğinden başkasına devir veya rehneden alacaklı, bundan doğan bütün zararlardan sorumlu olur.
TMK 945. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 859 uncu maddesini karşılamaktadır. Kaynak Kanunun 890 ıncımaddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Maddeyle rehin alan alacaklı, rehnedilen taşınırın hasarlarından kusursuzluğunu kanıtlamadıkça sorumlu tutulmuş ve ayrıca rehnedenin rızasıdışında taşınırıbaşkasınıdevretmişve ya yeniden rehnetmiş (alt rehin) ise, rehnedenin bu sebeple uğradığızararlardan sorumlu tutulmuştur. Madde kapsamına yalnız saşdeğil, bağışl ama ve ya trampa suretiyle devir hâllerinin gireceği dikkate alınarak ikinci fıkrada, yürürlükteki metindeki “satar” sözcüğüyerine “devreder” sözcüğükonulmuştur.
Açıklama
TMK Madde 945, rehinli taşınırı elinde bulunduran alacaklının, bu mala özen gösterme yükümlülüğünü ve bu yükümlülüğün ihlâlinden doğan sorumluluğunu düzenler. Hüküm, İsviçre Medeni Kanunu’nun 890. maddesi örnek alınarak iki fıkra hâlinde kaleme alınmıştır. Birinci fıkra, rehinli taşınırın kaybolması, yok olması veya değerinin azalmasından kaynaklanan zararlar bakımından alacaklıya kusur karinesine dayalı bir sorumluluk yükler: alacaklı, zararın kendi kusuru olmaksızın doğduğunu ispat etmedikçe sorumlu tutulur. Bu, ispat yükünü alacaklıya çeviren bir düzenlemedir. İkinci fıkra ise rehinli taşınırı rehnedenin rızası dışında bir başkasına devreden veya yeniden rehneden (alt rehin) alacaklının, bundan doğan tüm zararlardan sorumlu olacağını öngörür. Madde, TMK’nın 944. maddesindeki geri verme borcu ve 939 ve devamı maddelerindeki taşınır rehni sistematiğiyle bütünlük içinde okunur.
Uygulamada bu sorumluluk, alacaklının rehinli mal üzerinde basit bir hapis hakkı sahibi değil, aynı zamanda emin sıfatıyla zilyet konumunda olmasından kaynaklanır. Alacaklı, malı kendi malıymış gibi özenle korumak, uygun şekilde muhafaza etmek ve yıpranmasını önlemekle yükümlüdür. Birinci fıkradaki kusur karinesi gereği, malda bir zarar doğduğunda alacaklının ‘bu zarar benim kusurum olmadan oluştu’ demesi yetmez; bunu somut delillerle kanıtlaması gerekir. İkinci fıkradaki sorumluluk daha ağırdır: rehnedenin rızası olmadan yapılan devir veya alt rehinde alacaklı, kusuru olsun olmasın doğan bütün zararlardan sorumludur. Maddedeki ‘devreder’ ifadesi bilinçli seçilmiştir; yalnız satışı değil, bağışlama veya trampa yoluyla yapılan elden çıkarmaları da kapsar. Böylece rehnedenin malı üzerindeki çıkarı geniş biçimde korunur.
Hukukî sonuç olarak rehneden, malın kaybı veya değer kaybı nedeniyle alacaklıdan tazminat talep edebilir; alacaklı kusursuzluğunu ispat edemezse zararı gidermekle yükümlüdür. Yargıtay’ın taşınır rehnine ilişkin içtihadında, emin sıfatıyla zilyedin özen borcunu ihlâl etmesi hâlinde sorumluluğun objektifleştiği ve ispat yükünün zilyette olduğu kabul edilir. Somut bir örnekle: değerli bir saati teminat olarak alan alacaklı, saati özensiz biçimde nemli bir ortamda saklayıp paslanmasına yol açarsa, kusursuzluğunu ispat edemediği sürece değer kaybından sorumlu olur; üstelik bu saati rehnedenin rızası olmadan bir başkasına satarsa, satıştan doğan tüm zararlardan kusur aranmaksızın sorumlu tutulur. Bu durumda rehneden, hem tazminat isteyebilir hem de güvence altına alınan borç ile tazminat alacağını takas ederek hakkını koruyabilir. TMK Madde 945 böylece rehinli malı elinde tutan tarafa caydırıcı bir özen sorumluluğu yükler.
