TTK 1053. Madde
(1) Malik, alacaklının alacağını ödeme veya feshi bildirme hakkına sahip olur ve alacak tutarını, geri almak hakkından feragat ederek, alacaklının adına tevdi ederse, belli olmayan alacaklı ilan yoluyla çağrılarak ipoteğin düşmesine karar verilebilir. Faizler ancak miktarı sicile geçirilmiş ise, tevdi olunur; düşme kararının verilmesinden önceki üç yıllık dönem hariç, faiz tevdi edilmez.
(2) Alacaklı, Türk Borçlar Kanununun tevdi ile ilgili hükümlerine göre daha önce hakkını almış sayılmadıkça düşme kararının verilmesi ile borç ödenmiş sayılır.
(3) Alacaklı daha önce tevdi yerine başvurmadığı takdirde, tevdi edilen bedel üzerindeki hakkı, düşme kararının verilmesinden itibaren on yıl geçmekle sona erer. Bu hâlde tevdi eden kişi, tevdi sırasında geri almak hakkından feragat etmiş olsa bile, tevdi ettiği bedeli geri alabilir.
TTK 1053. Madde Gerekçesi
6762 sayılı Kanunun 931 inci maddesinden ifadesi düzeltilerek ve dili güncelleştirilerek alınmıştır.
Açıklama
TTK Madde 1053, gemi ipoteğinde alacaklının belli olmaması hâlinde, malikin alacak tutarını tevdi ederek ipoteğin düşmesini sağlamasına ilişkin özel bir usul öngörür. Deniz ticareti hukukunda gemi, taşınmaz benzeri bir sicil rejimine tabi olduğundan üzerinde ipotek kurulabilir; ancak zamanla alacaklının kim olduğunun sicilden anlaşılamaması, malikin gemi üzerindeki yükü temizleme imkânını güçleştirir. Hüküm, bu tıkanıklığı aşmak için tevdi ve ilan yoluyla çağrı mekanizmasını birleştirir. Gerekçeye göre düzenleme, 6762 sayılı eski Kanun’un 931 inci maddesinden dili güncelleştirilerek alınmıştır. İkinci fıkrada Türk Borçlar Kanunu’nun tevdi ile ilgili hükümlerine yapılan atıf, deniz ticaretine özgü bu kurumun genel borçlar hukukunun ifa yerine tevdi sistemiyle bağlantılı olduğunu gösterir.
{TTK} Madde {1053} uyarınca malik, alacağı ödeme veya feshi bildirme yetkisine sahip olduğunda, alacak tutarını geri alma hakkından feragat ederek alacaklı adına tevdi yerine yatırır. Bunun üzerine belli olmayan alacaklı ilan yoluyla çağrılır ve mahkemeden ipoteğin düşmesine karar verilmesi istenebilir. Faizler ancak miktarı sicile geçirilmişse tevdi edilir; düşme kararından önceki üç yıllık dönem dışındaki faizler için tevdi yükümlülüğü doğmaz. Bu sınır, eski faiz birikimlerinin malike orantısız bir yük getirmesini önler. Tevdi ile birlikte, alacaklı daha önce Türk Borçlar Kanunu’nun tevdiye ilişkin hükümleri gereğince hakkını almış sayılmadıkça, düşme kararının verilmesiyle borç ödenmiş kabul edilir. Böylece malik, hem kişisel borçtan hem de gemi üzerindeki ayni yükten kurtulur ve gemi temiz bir sicil kaydıyla yeniden işlem görebilir.
Düzenlemenin sonuçları bakımından kritik nokta, tevdi edilen bedel üzerindeki alacaklı hakkının süreyle sınırlı olmasıdır. Alacaklı tevdi yerine başvurmazsa, tevdi edilen bedele ilişkin hakkı düşme kararından itibaren on yıl geçmekle sona erer. Bu süre dolduğunda, geri alma hakkından feragat etmiş olsa bile tevdi eden malik, yatırdığı bedeli geri alabilir. Böylece atıl kalan paranın belirsiz süreyle tevdi yerinde tutulmasının önüne geçilir ve malikin menfaati korunur. Örneğin yıllar önce el değiştirmiş, alacaklısı sicilden tespit edilemeyen bir gemi ipoteğinde malik, borç tutarını tevdi edip ilan yoluyla alacaklıyı çağırarak ipoteği sildirir; on yıl içinde alacaklı çıkıp parayı almazsa malik tevdi ettiği bedeli geri alır. Bu mekanizma, geminin devir kabiliyetini koruyarak belirsiz alacaklıların tedavülü süresiz engellemesini önler.
