TTK 1291. Madde
(1) Gemi, zorunlu danışman kılavuz veya isteğe bağlı kılavuz tarafından sevk edilirken onun kusurundan ileri gelen çatmadan geminin donatanı sorumludur.
(2) Gemi zorunlu sevk kılavuzu tarafından sevk edilirken onun kusurundan ileri gelen çatmadan geminin donatanı sorumlu değildir.
TTK 1291. Madde Gerekçesi
Kılavuzların hukuki statüsü, Yargıtay’ın 16/03/1955 tarihli ve 1954/26 Esas, 1955/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre kılavuzlar, geminin sevkindeki etkinlikleri bakımından “danışman kılavuz-sevk kılavuzu”, onlardan yararlanmanın zorunlu olup olmaması bakımından da “zorunlu kılavuz–isteğe bağlı kılavuz” olarak tasnif edilir. İçtihadı Birleştirme Kararında, 6762 sayılı Kanunun 1219 uncu maddesine tekabül eden 1929 tarihli ve 1440 sayılı Ticaret Kanununun 1278 inci maddesinin mecburi sevk kılavuzu hakkında uygulanacağı kabul edilmiştir. Bu temel ilkede bir değişiklik yapılmasına gerek görülmemiş, ama düzenlemenin tamamlanması amaçlanmıştır. Maddenin ilk fıkrası yenidir; Türk karasularında kılavuzlar, kural olarak, müşavir sıfatı ile görev yapmaktadır. Böyle bir kılavuzun kusuru ile çatma meydana gelmişse, kılavuzun bulunduğu geminin donatanının sorumlu olup olmayacağı hususunda 6762 sayılı Kanunda bir açıklık yoktur. Uygulamada, donatanın sorumlu olduğu, isabetle kabul edilmektedir. Bu açıdan, kılavuz alınmasının zorunlu olup olmaması önem taşımaz. Dolayısıyla, her türlü isteğe bağlı kılavuz ile zorunlu danışman bakımından, yerleşik uygulama birinci fıkrada açık bir hükümle ifade olunmuştur. İkinci fıkra, 6762 sayılı Kanunun 1219 uncu maddesinden alınmıştır; bu hükmün mehazı da 1972 değişikliğinden önceki Alm. TK.’nın 738 inci paragrafıdır. (1972 değişikliğinden sonra aynı hüküm 737 nci paragrafının ikinci fıkrasında yer almıştır). Buna karşılık 1910 Sözleşmesinin 5 inci maddesi uyarınca donatan, zorunlu sevk kılavuzunun kusurundan sorumludur. Anılan hüküm, Sözleşmenin müzakereleri sırasında çok tartışılmış ve sonuçta Fransız hukuk anlayışını yansıtan bu çözüm benimsenmiştir. Ne var ki, müzakerelere katılan devletlerin önemli bir kısmı, bu hükmü kabul edemeyeceklerini bildirmiştir. Bunun üzerine 1910 Sözleşmesine bir Ek madde (Article additionel) kabul edilmiştir. Bu maddeye göre, âkid devletler, donatanın sorumluluğunun sınırlandırılması hakkında bir milletlerarası sözleşme kabul edene kadar 1910 Sözleşmesinin 5 inci maddesini uygulamayacaktır. Sözleşmeyi imzalayan bütün devletlerin katıldığı böyle bir sözleşme hâlâ akdedilmiş olmadığından, millî hukukta aksine düzenlemeler yapılmasına engel yoktur. Nitekim Almanya’da da, donatan, zorunlu sevk kılavuzunun kusurundan sorumlu tutulmamıştır. Türk hukukuna da uygun olan bu kural, Tasarıda muhafaza edilmiştir. Ancak, 6762 sayılı Kanunun 1219 uncu maddesinde yer alan ikinci cümle (meğerki, gemi adamlarından olan kimseler kendilerine düşen vazifeleri yapmamış olsunlar) Tasarıya alınmamıştır; Sözleşmede yer almayan, 1861 tarihli Alman Umumî Ticaret Kanunnamesinin 740 ıncı maddesinden kalan bu düzenlemeye Tasarının 1288 ilâ 1290 ıncı maddeleri karşısında gerek bulunmamaktadır.
TTK 1291. Madde Açıklaması
TTK Madde 1291, TTK’nın dördüncü kitabında düzenlenen deniz ticaret hukukunun çatma hükümlerinin sistematiği içinde kılavuzun kusuru konusunu düzenlemektedir. Denizde çatma, iki veya daha fazla deniz aracının çarpışması ya da birinin diğerine zarar vermesi sonucu doğan, sorumluluk hukuku ile deniz sigortası hukuku açısından özgün kurallar gerektiren bir deniz olayıdır. 6102 sayılı TTK çatma hükümlerini uluslararası sözleşmeler ve mukayeseli hukukla uyumlu biçimde yeniden düzenlemiş; hem maddi hem usul hukuku boyutunda ayrıntılı bir çerçeve oluşturmuştur.
Uygulamada TTK Madde 1291, iki ya da daha fazla deniz aracının çarpışmasından doğan sorumluluk ve tazminat uyuşmazlıklarında temel başvuru kaynağı konumundadır. donatan şirketleri, gemi sigortacıları, kaptan ve gemi adamları arasındaki çatma davalarında kusur oranlarının tespiti, sorumluluk sınırlarının uygulanması ve tazminat taleplerinin hukuki dayanağı bu madde hükmüyle doğrudan ilişkilidir. Çatmanın gemilerden yalnızca birinin kusurundan kaynaklanması durumunda tam sorumluluk; her iki tarafın da kusurlu olduğu hallerde ise oranlı sorumluluk rejimleri devreye girmektedir. Mücbir sebep ya da tesadüf hâlinde ise tarafların birbirine karşı herhangi bir tazminat talebi doğmamaktadır. Uygulamada sigortacılar, ortak avarya adjustor’ları ve hukuk müşavirleri bu maddenin öngördüğü usul ve sürelere titizlikle uymak durumundadır.
TTK Madde 1291’ye aykırılığın hukuki sonuçları; tazminat taleplerinin zamanaşımına uğraması, ispat yükünün ters dönmesi ve sigortacının rücu haklarını kaybetmesi gibi ağır sonuçları kapsamaktadır. Kanun koyucunun gerekçesinde de belirtildiği üzere, “Kılavuzların hukuki statüsü, Yargıtay’ın 16/03/1955 tarihli ve 1954/26 Esas, 1955/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile a…” İki yıllık zamanaşımı süresinin çatmanın gerçekleştiği andan itibaren işlemeye başladığı, bu süre içinde dava açılmaması hâlinde talep hakkının tamamen düştüğü Yargıtay kararlarında kararlılıkla vurgulanmaktadır. Kaptanın yardım görevini yerine getirmemesi ise donatanın sorumluluğunu etkilememekte; yardım görevinin ihmalinden kaynaklanan kişisel sorumluluk bağımsız olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle çatma olayının hemen ardından delil tespiti yaptırılması, tutanakların düzenlenmesi ve sigortacının derhal bilgilendirilmesi kritik önem taşımaktadır.
