TTK 1315. Madde
(1) Kurtarma ücreti alacaklarından dolayı kurtaran, kurtarılan gemi üzerinde gemi alacaklısı hakkını ve kurtarılan diğer eşya üzerinde Türk Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca hapis hakkını haizdir.
(2) Kurtarılan aracın maliki, kurtarılan eşyanın malikinin kendi borcu, faizi ve giderleri için yeterli teminat vermesi hususunda elinden gelen her türlü çabayı göstermekle yükümlüdür.
(3) Kurtarılan araç ve diğer eşya, kurtaranın rızası olmaksızın, kurtarma faaliyetinin tamamlanmasından sonra ilk olarak varılan liman veya yerden, kurtaranın alacakları için yeterli teminat gösterilinceye kadar uzaklaştırılamaz.
TTK 1315. Madde Gerekçesi
1989 Sözleşmesinin 21 inci maddesi uyarınca, kurtaranın alacağını temin eden gemi alacaklısı hakkı, âkid devletlerin tarafı oldukları milletlerarası sözleşmeye veya millî hukuka tâbidir. Tasarının birinci fıkrasında kurtaranın, gemi üzerinde (Tasarının 1320 nci maddesinin birinci fıkrasının üçüncü bendi uyarınca) gemi alacaklısı hakkını, kurtarılan diğer eşya üzerinde ise (Tasarının 891, 913, 923, 1201, 1254 ve 1275 inci maddelerinde olduğu gibi) 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca hapis hakkını haiz olacağı öngörülmüştür. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları, 1989 Sözleşmesinin 21 inci maddesinin ikinci ilâ üçüncü fıkralarından alınmıştır. Öte yandan, 1989 Sözleşmesinin 25 ve 26 ncı maddelerinde, devlete ait yük ile insani yardım amacıyla taşınan yük hakkında kabul edilen özel kurallar, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, 4721 sayılı Kanunun 951 inci maddesinin ikinci fıkrası anlamında kamu düzeni ile bağdaşmayan haller kapsamına girecektir; dolayısıyla Tasarıya alınmalarına gerek görülmemiştir.
TTK 1315. Madde Açıklaması
TTK Madde 1315, TTK’nın dördüncü kitabında yer alan deniz ticaret hukukunun kurtarma faaliyetlerine ilişkin hükümleri içinde rehin hakları konusunu düzenlemektedir. Kurtarma hukuku, tehlike altındaki gemi, yük veya diğer deniz aracını kurtaran kişiye faydalı sonuç ilkesi temelinde adil bir ücret güvencesi tanıyan, aynı zamanda çevre zararlarının önlenmesini de teşvik eden özel bir hukuki rejimdir. 6102 sayılı TTK kurtarma hükümlerini 1989 tarihli Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi’yle uyumlu biçimde düzenlemiş; çevre zararı tehdidine yönelik özel tazminat mekanizmasını da iç hukukumuza taşımıştır.
Uygulamada TTK Madde 1315, kurtarma operasyonunun başlatılmasından kurtarma ücretinin güvence altına alınmasına kadar uzanan tüm süreçte belirleyici bir işlev üstlenmektedir. kurtarma şirketleri, gemi maliklerini ve yük sahipleri arasında ortaya çıkan kurtarma ücretine ilişkin uyuşmazlıklarda bu madde doğrudan uygulanmaktadır. Kurtarma ücretinin hesaplanmasında faydalı sonuç ilkesi esas olmakla birlikte; tehlikenin derecesi, kurtarılan değerlerin miktarı, kurtaranın başarısı ve kurtarma operasyonu boyunca gösterilen risk, TTK Madde 1315’nin öngördüğü ölçütler çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Çevre kirliliği riski yaratan araçların kurtarılmasında ise kurtarana özel tazminat verilmesi imkânı tanınmış; bu yolla çevrenin korunmasına yönelik kurtarma operasyonları ayrıca teşvik edilmiştir.
TTK Madde 1315 kapsamındaki yükümlülüklerin ihlali ya da kurtaranın ağır kusuru, kurtarma ücreti alacağının tamamen sona ermesine veya esaslı biçimde azaltılmasına neden olabilmektedir. Kanun koyucunun gerekçesinde de belirtildiği üzere, “1989 Sözleşmesinin 21 inci maddesi uyarınca, kurtaranın alacağını temin eden gemi alacaklısı hakkı, âkid devletlerin tarafı oldukl…” Faydalı sonuç gerçekleşmeden ücret talep edilemeyeceği kuralı emredici nitelikte öngörülmüş; kurtarılan araç ve yük üzerindeki rehin hakları ile avans mekanizması da bu bölümde ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Yargıtay uygulamasında kurtarma ücreti hesaplamasında dikkate alınan ölçütlerin somutlaştırılması, birden fazla kurtaranın bulunması hâlinde paylaşım esasları ve kurtarma sözleşmesinin iptali halleri bu madde sistematığı içinde değerlendirilmektedir. Kurtarma alacaklarına ilişkin iki yıllık zamanaşımı süresinin titizlikle takip edilmesi hak kayıplarının önlenmesi bakımından zorunludur.
