TTK ▸ Madde 343

TTK 343. Madde

(1) Konulan ayni sermaye ile kuruluş sırasında devralınacak işletmelere ve ayınlara, şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilir. Değerleme raporunda, uygulanan değerleme yönteminin somut olayın özellikleri bakımından herkes için en adil ve uygun seçim olduğu; sermaye olarak konulan alacakların gerçekliğinin, geçerliğinin ve 342 nci maddeye uygunluğunun belirlendiği, tahsil edilebilirlikleri ile tam değerleri; ayni olarak konulan her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası karşılığı, tatmin edici gerekçelerle ve hesap verme ilkesinin icaplarına göre açıklanır. Bu rapora kurucular (…)47 ve menfaat sahipleri itiraz edebilir. Mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir.

TTK 343. Madde Gerekçesi

6762 sayılı Kanunun 283 üncü maddesi ve 303 üncü maddesinin ikinci fıkrasıyla benzerlikler taşıyan bu hüküm, aynî sermaye ile kuruluş sırasında devralınacak işletme ve ayînlara, mahkeme tarafından atanan bilirkişilerce değer biçilmesi uygulamasını, sağladığı güvenlik sebebiyle devam ettirmekte, böylece sermayenin korunması ilkesinin gereğini yerine getirmektedir (Genel Gerekçe, 57 ve 60 numaralı paragraf). Bilirkişi sayısı mahkeme tarafından belirlenir. Ancak, Tasarının 128 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bilirkişi tarafından belirlenen değerlerin aynen esas sözleşmeye yazılmaları gerektiğinden ve taşınmazların tapuya şerh verilmeleri ve taşınırların da tevdi edilmeleri şart olduğundan, ticaret sicili müdürü mahkeme bilirkişilerince yapılmış değerlendirmeyi de arayacak, aksi halde aynî sermayeyi kabul etmeyecektir. Mevcut düzenleme ile Tasarı arasında bazı farklılık vardır: (1) Bilirkişiler raporlarında, seçtikleri değerleme yönteminin somut olay için hem en adil hem de en uygun yöntem olduğunu açıklamalıdırlar. Bu şart, bilirkişilerin somut olay gerçeğinin icap ettirdiği uzmanlığa sahip olmaları, ayrıntılı ve karşılaştırmaları içeren açıklamalar yapmaları zorunluğuna da işaret eder.

(2) Rapor resmî nitelik taşıdığından, mevzuatımızdaki “resmî” evraka ilişkin hükümlere tabîdir.

(3) Tasarıda rapora açıkça itiraz hakkı tanınmıştır.

(4) Alacakların sermaye olarak konulması halinde bunların varlığı ve değeri, yeminli malî müşavir veya serbest muhasebeci malî müşavir raporuyla belirlenir. Bu rapor da “resmî” nitelik taşır. Diğer bazı kanunlarda yer alan ve “mahkemece atanmış bilirkişi” ilkesine istisna getiren, düzenlemelerin geçerliliğini tanıyan, yani bunları saklı tutan bir hükme, maddede bilinçli bir şekilde yer verilmemiştir. Temel bir Kanun olan Türk Ticaret Kanununun söz konusu değerlemenin mahkeme tarafından atanmış bilirkişilerce yapılmasına ilişkin ilkesinin başka kanunlarla aşılması uygun görülmemiş, hatta uygulama dikkate alındığında mezkûr istisna sakıncalı bulunmuştur. Çünkü, mahkemece atanmış bilirkişinin bertaraf edilmesi “bürokratik” bir engelin kaldırılması olmayıp bir güvencenin yok edilmesidir. Genel Gerekçenin 093. numarasında yer alan raporda, bazı hallerde aynî sermaye konulmasında bilirkişi değerlemesinden vazgeçilebileceğine ilişkin görüşler henüz güvenilir bir sistemi işaret edememiştir. Ayrıca, özel bir kanunla değerleme yetkisinin bir kişi veya kuruma verilmesi halinde 550, 551, 562 ve 563 üncü maddeler başta olmak üzere, çeşitli sorumluluk hükümleri uygulanmaz duruma gelmektedir. Sisteme bu çapta istisna getirilmesine izin vermemek işlem güvenliğinin gereğidir. Rapora yapılan itirazın mahkemece en hızlı şekilde sonuçlandırılması ratio legis gereğidir. Hükümdeki ticaret mahkemesinin yetkisi kesindir.

TTK 343. Madde Açıklaması

TTK Madde 343, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlere ilişkin sistematik düzenlemeleri içinde değer biçme konusunu hükme bağlamaktadır. Anonim şirket hukukunun kurucu ilkeleri olan sermayenin korunması, pay sahiplerinin eşit muamele hakkı ve kurumsal yönetimde şeffaflık, söz konusu maddenin yorumlanmasında belirleyici işlev görmektedir. TTK m.342 hükümleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Hüküm, Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine ek olarak anonim şirket yapısına özgü emredici niteliktedir; esas sözleşmeyle dahi aksi kararlaştırılamaz. Bu emredici karakteri, özellikle küçük pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının korunması bakımından belirleyici bir işlev üstlenmektedir.

Uygulamada TTK Madde 343, anonim şirketlerin kuruluş, yönetim ve işleyiş süreçlerinin her aşamasında başvurulan temel bir hükümdür. Pay sahipleri, yönetim kurulu üyeleri ve şirket alacaklıları arasındaki ilişkilerin bu madde ışığında yorumlanması; özellikle sermaye artırımı, kuruluş işlemleri, yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkileri ile pay geri alımı konularında somut uygulama alanı bulmaktadır. Şirket esas sözleşmesi hazırlanırken TTK Madde 343 kapsamındaki emredici hükümlere tam uygunluğun sağlanması zorunludur; aksi hâlde tescil aşamasında ticaret sicili müdürlüğü re’sen itirazda bulunabilmekte, tescil reddedilebilmekte ya da sonradan açılacak iptal davalarına konu olabilmektedir.

TTK Madde 343’nin ihlali, anonim şirket hukukunda birden fazla düzeyde yaptırıma konu olabilmektedir. Emredici hükümlere aykırı şekilde alınan yönetim kurulu veya genel kurul kararları butlan müeyyidesiyle karşılaşmakta; bu kararların iptali için ilgili kararın alındığı tarihten itibaren belirlenmiş hak düşürücü süreler içinde dava açılması gerekmektedir. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal etmesi hâlinde hem şirkete hem de pay sahiplerine karşı tazminat sorumluluğu doğmaktadır. Yargıtay’ın anonim şirket hukukuna ilişkin kararlarında TTK Madde 343 kapsamındaki usulsüzlüklerin ticaret sicili kayıtlarına yansımasından kaynaklanan sorunlar ve üçüncü kişilerin iyiniyetinin korunması meselesi titizlikle değerlendirilmektedir. Bu nedenle şirket esas sözleşmelerinin hazırlanmasında, yönetim kurulu kararlarının alınmasında ve sermaye işlemlerinde söz konusu hükme tam uygunluğun her aşamada denetlenmesi zorunludur.