TTK 347. Madde
(1) İtibarî değerinden aşağı bedelle pay çıkarılamaz. Payların itibarî değerinden yüksek bir bedelle çıkarılabilmeleri için esas sözleşmede hüküm veya genel kurul kararı bulunmalıdır.
TTK 347. Madde Gerekçesi
6762 sayılı Kanunun 286 ncı maddesinin tekrarı olan bu hüküm, geniş uygulamadan doğan zengin bir deneyim birikimine sahiptir. Hüküm, payın itibarî değeri ile çıkarma (ihraç, emisyon) primini (agioyu) ayırmaktadır. Asgarî çıkarma bedeli itibarî değere eşittir. Bedel itibarî değerin altına indiği takdirde, hükmün birinci cümlesi, yani yasak ihlâl edilmiş olur. Bu hal, payların itibarî değerinin 476 ncı maddeye aykırı olması ile karıştırmamalıdır. Fark 476 ncı maddenin üçüncü fıkrası hükmünden anlaşılır. Paylar esas sözleşmede öngörülen itibarî bedelden aşağı bir bedelle ihraç edilmişlerse bazı yaptırımlar uygulanır, bazı sonuçlar doğar. (a) Yasağa aykırılığın ilk sonucu, sicil memurunun şirketin kuruluşunun veya sermaye artırımının tescilini reddetmesidir. 336 ncı maddedeki kuruluş belgelerinden bu aykırılık kolayca tespit edilebilir. Bu aykırılık tespit edilmemiş ve şirket tescil olunmuşsa, bunun sonuçları 353 üncü maddede düzenlenmiştir. Sorun, 353 üncü maddedeki fesih davası 445 inci madde ve 447 nci maddenin (c) bendi ile çözülür. Ancak fesih davalarının süreye bağlı olmaları ve 447 nci maddenin (c) bendi hükmünün herhangi bir sebeple uygulanamaması halinde, öğreti ve içtihat yolu açık olmak üzere, taahhütte bulunana ve onun haleflerine, farkı ödetmek 551 inci madde hükmüne uygundur. Çünkü, 347 nci madde aynî sermayeye de uygulanacağına göre, 551 inci maddedeki sorumluluğun nakit taahhütte de uygulanmasına engel bulunmamaktadır. Diğer yandan gereğinde 352 nci madde uygulanacaktır. Aynı aileye dahil bulunduğumuz yabancı hukuklarda da öğreti ve yüksek mahkemeler aynı sonuca varmaktadır. Aksi sonuç, özellikle sermaye artırımlarında sermaye azaltılması gibi ratio legise uymayan sonuçlara yol açabilir. Konulmuş aynî sermayeye yüksek değer biçilmiş olması dolayısıyla, ihraç bedelinin itibarî değerin altına düşmüş olması halinde de hüküm bütün sonuçları ile uygulanır. 551 inci maddedeki zararın tazmini en az gerçek değer ile itibarî değer arasındaki farkı karşılar. Bu halde sorumluluk, kurucuları da kapsar. Sermaye artırımlarında 347 nci maddeye aykırı genel kurul kararı 447 nci maddenin (c) bendi uyarınca geçersizdir. Aynı tarzda taahhütlerin de geçersiz sayılması gerekir. Böylece kuruluş ile sermaye artırımı arasında bir fark doğmakta ve bu fark 447 nci maddenin (b) bendi hükmünden kaynaklanmaktadır. Çıkarma primi malvarlığını zenginleştirdiğinden şirketi güçlendirir. 519 uncu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre prim, kanunî yedek akçedir. 482 nci madde sermaye koyma borcunun süresi içinde yerine getirilmemesini hükme bağlamıştır; bu sebeple kaynak kanun ile Tasarı arasında fark doğmaktadır. Çünkü, İsv. BK m. 681 (1) hükmünde ihraç bedeli denildiği için ıskat, primin ödenmemesi halinde de uygulanmakta, böylece nama yazılı paylar ile hamiline yazılı hisse senetleri arasında fark doğmakta ve kanun boşluğu çeşitli görüşlerin ortaya atılmasına sebep olmaktadır.
TTK 347. Madde Açıklaması
TTK Madde 347, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlere ilişkin sistematik düzenlemeleri içinde primli paylar konusunu hükme bağlamaktadır. Anonim şirket hukukunun kurucu ilkeleri olan sermayenin korunması, pay sahiplerinin eşit muamele hakkı ve kurumsal yönetimde şeffaflık, söz konusu maddenin yorumlanmasında belirleyici işlev görmektedir. Hüküm, Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine ek olarak anonim şirket yapısına özgü emredici niteliktedir; esas sözleşmeyle dahi aksi kararlaştırılamaz. Bu emredici karakteri, özellikle küçük pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının korunması bakımından belirleyici bir işlev üstlenmektedir.
Uygulamada TTK Madde 347, anonim şirketlerin kuruluş, yönetim ve işleyiş süreçlerinin her aşamasında başvurulan temel bir hükümdür. Pay sahipleri, yönetim kurulu üyeleri ve şirket alacaklıları arasındaki ilişkilerin bu madde ışığında yorumlanması; özellikle sermaye artırımı, kuruluş işlemleri, yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkileri ile pay geri alımı konularında somut uygulama alanı bulmaktadır. Şirket esas sözleşmesi hazırlanırken TTK Madde 347 kapsamındaki emredici hükümlere tam uygunluğun sağlanması zorunludur; aksi hâlde tescil aşamasında ticaret sicili müdürlüğü re’sen itirazda bulunabilmekte, tescil reddedilebilmekte ya da sonradan açılacak iptal davalarına konu olabilmektedir.
TTK Madde 347’nin ihlali, anonim şirket hukukunda birden fazla düzeyde yaptırıma konu olabilmektedir. Emredici hükümlere aykırı şekilde alınan yönetim kurulu veya genel kurul kararları butlan müeyyidesiyle karşılaşmakta; bu kararların iptali için ilgili kararın alındığı tarihten itibaren belirlenmiş hak düşürücü süreler içinde dava açılması gerekmektedir. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal etmesi hâlinde hem şirkete hem de pay sahiplerine karşı tazminat sorumluluğu doğmaktadır. Yargıtay’ın anonim şirket hukukuna ilişkin kararlarında TTK Madde 347 kapsamındaki usulsüzlüklerin ticaret sicili kayıtlarına yansımasından kaynaklanan sorunlar ve üçüncü kişilerin iyiniyetinin korunması meselesi titizlikle değerlendirilmektedir. Bu nedenle şirket esas sözleşmelerinin hazırlanmasında, yönetim kurulu kararlarının alınmasında ve sermaye işlemlerinde söz konusu hükme tam uygunluğun her aşamada denetlenmesi zorunludur.
