TTK ▸ Madde 360
Madde 359←
MADDE 360

2. Belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilmesi

Madde 361→

TTK 360. Madde

(1) Esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Bu amaçla, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir. Genel kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesi zorunludur. Bu şekilde tanınacak temsil edilme hakkı, halka açık anonim şirketlerde yönetim kurulu üye sayısının yarısını aşamaz. Bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemeler saklıdır.

(2) Bu maddeye göre yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınan paylar imtiyazlı sayılır.

TTK 360. Madde Gerekçesi

İsv. BK m. 709 (Eski 708 (4) ve (5)) hükmünden esinlenen 360 ıncı madde, belirli pay ve paysahibi gruplarına ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınmasını düzenlemektedir. Temsil edilme hakkı ancak esas sözleşmede öngörülerek bahşedilebilir. Bu madde, yönetim kurulunda temsil edilme hakkını hem paysahibi gruplarına hem azlığa hem de pay gruplarına tanımıştır. Kârda, oyda, tasfiye payında veya diğer herhangi bir malvarlığı hakkında imtiyazlı olan bir pay grubuna yönetim kurulunda temsil hakkı tanınabilir. Söz konusu hak, imtiyaz gibi her paya değil, belirli paysahipleri grupları ile belirli pay gruplarına ve azlığa bir bütün olarak tanınmaktadır. Böylelikle bu hükümde 478 inci maddeye bir istisna getirilmiştir. Bu istisna tarihi sebeplere dayanmaktadır. Çünkü 6762 sayılı Kanunda bu tür bir istisnaya yer verilmiş olmamasına rağmen Yargıtayın otuz yılı aşkın süreden beri uygulanan yerleşik içtihadı “grup imtiyazı”nın tanınması yönündedir. Teori ile bağdaştırılması güç olan bu istisna, ilkesel kararlar ve öğreti ile kendini kabul ettiren bir hukuk haline gelmiştir. Bu yolla oluşan hukuka gerekli önemin verilmesi ve bu hukukun tanınması hukuk biliminin kabul ettiği bir olgudur. Aksi yönde bir değişiklik, uygulamada büyük güçlükler yaratabilir ve tanınacak uyarlama olanak ve süreleri amacın elde edilmesine yetmeyebilirdi. Bu sebeple ikinci fıkra öngörülerek Yargıtay kararlarında yer alan ilke kanunlaştırılmıştır. Tasarının bu hükmüyle belirli pay grupları yanında paysahibi gruplarına ve azlığa da bu olanağın tanınması hukukumuzda bir açılımdır. Bu açılım öğreti ve yargı kararlarında netlik kazanırken, pay ve paysahibi grupları ile azlık temsilcisinin niteliğinin ortaya konulması da önemli bir sorun oluşturacaktır. Böylece bugüne kadar öğretide tartışılmamış olan temsilcinin niteliği de ele alınacaktır. Bu hükmün uygulanabilmesi için hem azlığın hem de belirli paysahipleri gruplarının belirlenebilir ve tanınabilir bir şekilde tanımlanması, yani bir anlamda diğer paysahiplerinden ayrılabilir olmaları gerekmektedir. Belirli paysahipleri grupları, meslekler ve işletme konuları gibi ölçütlerle kolaylıkla belirlenebilirler. Önemli olan, azlığın belirlenebilir olmasıdır. Bunun için, somut olayın özelliklerinin ortaya çıkarabileceği istisnalar bir yana, yüzdelerin anılması yeterli olmayabilir. Bunun yerine pay senedi numaraları ve sayıları ayırt edilebilirlilik yönünden daha iyi bir ölçüttür. Azlığın iyi tanımlanmaması imtiyazların korunmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasını güçleştirebilir. Paysahibi grupları arasında yan sanayi mensupları, bayiler vs. yer alabilir. Temsil edilme hakkı, bazı kurul üyelerinin belirli paysahibi grupları arasından seçilmeleri veya bağlayıcı aday önerme hakkı tanınması şeklinde de öngörülebilir.

TTK 360. Madde Açıklaması

TTK Madde 360, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlere ilişkin sistematik düzenlemeleri içinde belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilmesi konusunu hükme bağlamaktadır. Anonim şirket hukukunun kurucu ilkeleri olan sermayenin korunması, pay sahiplerinin eşit muamele hakkı ve kurumsal yönetimde şeffaflık, söz konusu maddenin yorumlanmasında belirleyici işlev görmektedir. Hüküm, Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine ek olarak anonim şirket yapısına özgü emredici niteliktedir; esas sözleşmeyle dahi aksi kararlaştırılamaz. Bu emredici karakteri, özellikle küçük pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının korunması bakımından belirleyici bir işlev üstlenmektedir.

Uygulamada TTK Madde 360, anonim şirketlerin kuruluş, yönetim ve işleyiş süreçlerinin her aşamasında başvurulan temel bir hükümdür. Pay sahipleri, yönetim kurulu üyeleri ve şirket alacaklıları arasındaki ilişkilerin bu madde ışığında yorumlanması; özellikle sermaye artırımı, kuruluş işlemleri, yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkileri ile pay geri alımı konularında somut uygulama alanı bulmaktadır. Şirket esas sözleşmesi hazırlanırken TTK Madde 360 kapsamındaki emredici hükümlere tam uygunluğun sağlanması zorunludur; aksi hâlde tescil aşamasında ticaret sicili müdürlüğü re’sen itirazda bulunabilmekte, tescil reddedilebilmekte ya da sonradan açılacak iptal davalarına konu olabilmektedir.

TTK Madde 360’nin ihlali, anonim şirket hukukunda birden fazla düzeyde yaptırıma konu olabilmektedir. Emredici hükümlere aykırı şekilde alınan yönetim kurulu veya genel kurul kararları butlan müeyyidesiyle karşılaşmakta; bu kararların iptali için ilgili kararın alındığı tarihten itibaren belirlenmiş hak düşürücü süreler içinde dava açılması gerekmektedir. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal etmesi hâlinde hem şirkete hem de pay sahiplerine karşı tazminat sorumluluğu doğmaktadır. Yargıtay’ın anonim şirket hukukuna ilişkin kararlarında TTK Madde 360 kapsamındaki usulsüzlüklerin ticaret sicili kayıtlarına yansımasından kaynaklanan sorunlar ve üçüncü kişilerin iyiniyetinin korunması meselesi titizlikle değerlendirilmektedir. Bu nedenle şirket esas sözleşmelerinin hazırlanmasında, yönetim kurulu kararlarının alınmasında ve sermaye işlemlerinde söz konusu hükme tam uygunluğun her aşamada denetlenmesi zorunludur.

Madde 359←
MADDE 360

2. Belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilmesi

Madde 361→