TTK 783. Madde
(1) Bir çekin düzenlenmesi için, muhatabın elinde düzenleyenin emrine tahsis edilmiş bir karşılık bulunması ve düzenleyenin bu karşılık üzerinde çek düzenlemek suretiyle tasarruf hakkını haiz olacağına dair muhatapla düzenleyen arasında açık veya zımni bir anlaşma bulunması şarttır. Ancak, bu hükümlere uyulmaması hâlinde senedin çek olarak geçerliliği etkilenmez.
(2) Düzenleyen, muhatap nezdinde çekin ancak bir kısım karşılığını hazır bulundurduğu takdirde, muhatap, bu tutarı ödemekle yükümlüdür.
(3) Muhatap nezdinde karşılığı kısmen veya tamamen bulunmayan bir çek düzenleyen kişi, çekin karşılıksız kalan bedelinin yüzde onunu ödemekle yükümlü olduktan başka, hamilin bu yüzden uğradığı zararı da tazmin eder.
TTK 783. Madde Gerekçesi
Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 695 inci maddesinden, dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır.
TTK 783. Madde Açıklaması
TTK Madde 783, çek hukuku alanında karşılık konusunu düzenlemektedir. TTK ve 5941 sayılı Çek Kanunu çerçevesinde düzenlenen bu hüküm, karşılık ilkesini çek uygulamasına özgü koşullar açısından somutlaştırmaktadır. Madde, 6762 sayılı eski TTK’nın 695. maddesiyle büyük ölçüde örtüşmekle birlikte 6102 sayılı TTK sistematizasyonu çerçevesinde güncellenmiştir. Çek, ticari hayatta en yaygın kullanılan ödeme araçlarından biri olması nedeniyle bu madde kapsamındaki hükümler özellikle bankacılık ve perakende sektörlerinde pratik açıdan büyük önem taşımaktadır. Hükmün uygulama alanı, hamil, keşideci ve muhatap banka arasındaki üçlü ilişkiyi doğrudan etkilemektedir. Çek hukukunun kambiyo senetleri arasındaki özgün konumu, bu maddenin uygulanmasında bankacılık ve ticaret hukukunu birbirine bağlayan bir köprü işlevi görmesini sağlamaktadır.
Uygulamada TTK Madde 783 kapsamında öne çıkan başlıca sorun, bankanın ödeme yükümlülüğü ve hamilin korunmasına ilişkin sınır koşullarının doğru uygulanamamasıdır. Çek hamilinin iyiniyetli olup olmadığı, çekin sahte ya da tahrif edilmiş olması ve hesapta karşılık bulunmaması gibi durumlar karşılık kapsamında ayrı ayrı ele alınmaktadır. Örneğin hamilin sahte imzayı bilmeden çeki devralmış olması hâlinde banka ile keşideci arasındaki sorumluluk paylaşımı mahkeme kararlarında tartışmalı olmaya devam etmektedir. 5941 sayılı Çek Kanunu ile TTK hükümleri arasındaki ilişki de bu bağlamda dikkatle incelenmesi gereken bir alan oluşturmaktadır.
TTK Madde 783 hükmüne aykırılığın sonuçları arasında en sık karşılaşılan durum, hamilin başvurma haklarını yitirmesi ya da bankanın ödeme ret gerekçesinin mahkemece meşru sayılmasıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bu madde kapsamındaki uyuşmazlıklarda şekil ve süre koşullarına katı biçimde uyulmasını aramakta; iyi niyetli hamilin korunmasını da ön planda tutmaktadır. 5941 sayılı Çek Kanunu’yla birlikte oluşan bütüncül yasal çerçeve, hem ticaret hem de icra hukukunda bu hükmün uygulanmasını yakından etkilemektedir. Hukuki süreçlerde avukatların ilgili Yargıtay içtihadını ve TTK sistematiğini eş zamanlı değerlendirmesi, müvekkillerinin haklarının etkin korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Uygulamada bu maddenin gereği gibi yorumlanabilmesi için TTK’nın sistematik bütünlüğü içinde ilgili emredici hükümlerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur.
Açıklama
TTK Madde 783, çekin düzenlenebilmesi için muhatap nezdinde karşılık bulunması ve düzenleyenin bu karşılık üzerinde tasarruf yetkisini veren bir anlaşmanın varlığı şartını ortaya koyar. Karşılık ilişkisi, çekin ekonomik temelini oluşturan ve düzenleyen ile muhatap banka arasındaki sözleşmeye dayanan unsurdur. Bununla birlikte hüküm, karşılık veya anlaşma bulunmamasının senedin çek olarak geçerliliğini etkilemeyeceğini açıkça belirterek, kıymetli evrakta şekil ile temel ilişki arasındaki ayrımı korur. Bu düzenleme, Çek Kanunu hükümleriyle birlikte değerlendirildiğinde, karşılıksız çek olgusunun hem özel hukuk hem de idari yaptırım boyutlarını çerçeveler.
Hükmün işleyişinde üç katmanlı bir yükümlülük yapısı belirir. Muhatap banka, düzenleyen nezdinde kısmi de olsa karşılık varsa, hazır bulunan bu tutarı ödemekle yükümlüdür; yani karşılığın tamamen bulunmaması hâli ile kısmen bulunması hâli farklı sonuçlara bağlanır. Düzenleyen ise karşılığı kısmen veya tamamen bulundurmaksızın çek keşide etmişse, karşılıksız kalan bedelin yüzde onunu ek bir tazminat olarak ödemekle yükümlü olur. Bunun yanında hamilin uğradığı gerçek zararı da gidermek zorundadır. Banka, çekin ibrazında hesaptaki mevcut bakiyeyi tespit edip kısmi ödemeyi gerçekleştirmek ve karşılıksızlık keyfiyetini usulünce belgelemekle görevlidir. Karşılığın bulunmaması ile düzenleyen ile muhatap arasındaki tasarruf anlaşmasının yokluğu birbirinden ayrı sonuçlar doğurur; anlaşmanın bulunmaması senedin çek vasfını ortadan kaldırmazken, karşılığın eksikliği düzenleyenin tazminat sorumluluğunu doğurur. Bu ayrım, çekin soyut ve şekle bağlı niteliğini koruyarak, karşılık ilişkisindeki aksaklıkların senedin hamile karşı geçerliliğine sirayet etmesini önler.
Bu kurala aykırılığın sonucu, düzenleyenin yüzde onluk kanuni tazminat ile birlikte aşan zararı karşılama borcudur; bu, hamili koruyan caydırıcı bir mekanizmadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadında, yüzde on tazminatın karşılıksız kalan kısım üzerinden hesaplanması ve hamilin ayrıca ispatladığı zararın bundan bağımsız talep edilebilmesi kabul edilmektedir. Örneğin hesabında yeterli karşılık bulunmayan bir düzenleyenin keşide ettiği çekin ibrazında bankanın kısmi ödeme yapması, kalan bakiye için ise hamilin yüzde on tazminat ve munzam zararı düzenleyenden talep edebilmesi tipik bir uygulamadır. TTK Madde 783 böylece karşılıksız çekin malvarlıksal sonuçlarını açık bir yükümlülük zinciri içinde düzenler.
