TTK 813. Madde
(1) Hamiline yazılı çekler hariç olmak üzere; bir ülkede düzenlenip de diğer bir ülkede veya aynı ülkenin denizaşırı bir kısmında ödenmesi şart olan ve aksine, bir ülkenin denizaşırı bir kısmında düzenlenip o ülkede ödenmesi şart olan ya da aynı ülkenin denizaşırı olan aynı kısmında yahut çeşitli kısımlarında düzenlenip ödenmesi şart olan her çek, birbirinin aynı olarak çeşitli nüshalar hâlinde düzenlenebilir. Bu nüshalar senet metninde teselsül eden sıra numaraları ile gösterilir. Aksi takdirde her nüsha ayrı bir çek sayılır.
TTK 813. Madde Gerekçesi
Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 725 inci maddesinden, dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır.
TTK 813. Madde Açıklaması
TTK Madde 813, çek hukuku alanında çekin birden fazla nüsha olarak düzenlenmesi konusunu düzenlemektedir. TTK ve 5941 sayılı Çek Kanunu çerçevesinde düzenlenen bu hüküm, çekin birden fazla nüsha olarak düzenlenmesi ilkesini çek uygulamasına özgü koşullar açısından somutlaştırmaktadır. Madde, 6762 sayılı eski TTK’nın 725. maddesiyle büyük ölçüde örtüşmekle birlikte 6102 sayılı TTK sistematizasyonu çerçevesinde güncellenmiştir. Çek, ticari hayatta en yaygın kullanılan ödeme araçlarından biri olması nedeniyle bu madde kapsamındaki hükümler özellikle bankacılık ve perakende sektörlerinde pratik açıdan büyük önem taşımaktadır. Hükmün uygulama alanı, hamil, keşideci ve muhatap banka arasındaki üçlü ilişkiyi doğrudan etkilemektedir. Çek hukukunun kambiyo senetleri arasındaki özgün konumu, bu maddenin uygulanmasında bankacılık ve ticaret hukukunu birbirine bağlayan bir köprü işlevi görmesini sağlamaktadır.
Uygulamada TTK Madde 813 kapsamında öne çıkan başlıca sorun, bankanın ödeme yükümlülüğü ve hamilin korunmasına ilişkin sınır koşullarının doğru uygulanamamasıdır. Çek hamilinin iyiniyetli olup olmadığı, çekin sahte ya da tahrif edilmiş olması ve hesapta karşılık bulunmaması gibi durumlar çekin birden fazla nüsha olarak düzenlenmesi kapsamında ayrı ayrı ele alınmaktadır. Örneğin hamilin sahte imzayı bilmeden çeki devralmış olması hâlinde banka ile keşideci arasındaki sorumluluk paylaşımı mahkeme kararlarında tartışmalı olmaya devam etmektedir. 5941 sayılı Çek Kanunu ile TTK hükümleri arasındaki ilişki de bu bağlamda dikkatle incelenmesi gereken bir alan oluşturmaktadır.
TTK Madde 813 hükmüne aykırılığın sonuçları arasında en sık karşılaşılan durum, hamilin başvurma haklarını yitirmesi ya da bankanın ödeme ret gerekçesinin mahkemece meşru sayılmasıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bu madde kapsamındaki uyuşmazlıklarda şekil ve süre koşullarına katı biçimde uyulmasını aramakta; iyi niyetli hamilin korunmasını da ön planda tutmaktadır. 5941 sayılı Çek Kanunu’yla birlikte oluşan bütüncül yasal çerçeve, hem ticaret hem de icra hukukunda bu hükmün uygulanmasını yakından etkilemektedir. Hukuki süreçlerde avukatların ilgili Yargıtay içtihadını ve TTK sistematiğini eş zamanlı değerlendirmesi, müvekkillerinin haklarının etkin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.
Açıklama
TTK Madde 813, çekin birbirinin aynı olan birden fazla nüsha hâlinde düzenlenmesine ilişkin özel bir imkânı ve sınırlarını belirler. Hüküm, milletlerarası nitelik taşıyan çekleri esas alır: bir ülkede düzenlenip başka bir ülkede ya da aynı ülkenin denizaşırı bir kısmında ödenmesi şart kılınan çekler ile bunun simetriğini oluşturan hâllerde, çekin çeşitli nüshalar hâlinde tanzimine izin verilir. Düzenleme, kıymetli evrak hukukunun mantığıyla uyumludur; zira çekin posta yoluyla uzak mesafelere gönderilmesinde kaybolma riskini azaltmaya hizmet eder. Nüshalardan biri yolda kaybolsa bile diğeriyle ödeme talep edilebilir. Yalnızca hamiline yazılı çekler bu imkânın dışında bırakılmıştır; çünkü hamiline senetlerde her nüsha bağımsız bir ödeme aracı gibi dolaşıma girip karşılığın mükerrer talep edilmesine yol açabilirdi.
Hükmün işlerlik kazanması, nüshaların senet metninde teselsül eden sıra numaralarıyla gösterilmesi koşuluna bağlanmıştır. Düzenleyenin her nüshaya “birinci nüsha”, “ikinci nüsha” gibi ayırt edici numara vermesi ve bunu çek metnine işlemesi gerekir. Bu numaralandırma sayesinde nüshalar tek bir borç ilişkisinin parçaları olarak değerlendirilir; hamil nüshalardan herhangi birini ibraz ederek ödemeyi talep edebilir, muhatap banka bir nüshaya yaptığı ödemeyle diğerlerinden de kurtulmuş olur. Bu yönüyle düzenleme, çekin ödenmesindeki tekliği koruyan teknik bir önlem niteliği taşır. Düzenleyenin somut yükümlülüğü, nüshaların birbirinin tıpatıp aynı olmasını ve sıra numarasının metne dercedilmesini sağlamaktır.
Yaptırım yönünden hüküm açık bir sonuç öngörür: sıra numarası verilmediği takdirde her nüsha ayrı bir çek sayılır. Bu, düzenleyen bakımından ağır bir risk doğurur; çünkü tek bir borca karşılık birden fazla bağımsız çek meydana gelmiş olur ve iyiniyetli hamillerin her birine karşı ayrı ayrı sorumluluk gündeme gelebilir. Örneğin yurt dışına gönderilmek üzere üç nüsha düzenleyen bir tacir, numaralandırmayı ihmal ederse, ciro yoluyla farklı kişilerin eline geçen nüshalar nedeniyle aynı bedeli mükerreren ödeme tehlikesiyle karşılaşır. Yargıtay uygulamasında da çek olarak nitelendirme yapılırken senetteki şekil unsurları titizlikle aranır. Bu nedenle TTK Madde 813’ün öngördüğü biçim şartı, düzenleyenin kendi menfaatini koruyan bir güvence olup uygulamada özenle yerine getirilmelidir.
