TTK ▸ Madde 830
Madde 829
MADDE 830

II – Emre yazılı ödeme vaatleri

Madde 831

TTK 830. Madde

(1) Senet metninde bono olarak gösterilmemekle beraber, açıkça emre yazılı olarak düzenlenmiş olan ve bonoda aranılan diğer unsurları da içeren ödeme vaatleri, bono hükmündedir. Ancak, emre yazılı olarak düzenlenmiş olan ödeme vaatleri hakkında, araya girerek ödemeye ilişkin hükümler uygulanmaz.

(2) İcra ve İflas Kanununun, çekler, poliçeler ve emre yazılı senetlerden bonoların takibine ilişkin hükümleri, emre yazılı olarak düzenlenmiş bulunan ödeme vaatlerine uygulanmaz.

TTK 830. Madde Gerekçesi

Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 742 nci maddesinden, dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır.

TTK 830. Madde Açıklaması

TTK Madde 830, çek ve bono hukuku alanında emre yazılı ödeme vaatleri konusunu düzenlemektedir. Hüküm, poliçe borçluları arasındaki hukuki ilişkiyi belirli koşullar çerçevesinde ele almakta; emre yazılı ödeme vaatleri meselesine dair açık bir kural öngörmektedir. Fikra yapısı incelendiğinde, kanun koyucunun kambiyo hukuku ilkeleriyle uyum içinde hareket ettiği görülmektedir. TTK ve 5941 sayılı Çek Kanunu kapsamında düzenlenen bu hüküm, 6762 sayılı eski TTK’nın 742. maddesiyle örtüşmekte; dil güncellemesi yapılmış olmakla birlikte esas itibarıyla aynı koruma amacını sürdürmektedir. Poliçe ilişkilerinde borcun doğumu, devri veya ifasına ilişkin hususlarda bu madde belirleyici bir işlev üstlenmektedir. Çek hukukunun kambiyo senetleri arasındaki özgün konumu, bu maddenin uygulanmasında bankacılık ve ticaret hukukunu birbirine bağlayan bir köprü işlevi görmesini sağlamaktadır.

Uygulamada TTK Madde 830 kapsamında öne çıkan başlıca sorun, bankanın ödeme yükümlülüğü ve hamilin korunmasına ilişkin sınır koşullarının doğru uygulanamamasıdır. Çek hamilinin iyiniyetli olup olmadığı, çekin sahte ya da tahrif edilmiş olması ve hesapta karşılık bulunmaması gibi durumlar emre yazılı ödeme vaatleri kapsamında ayrı ayrı ele alınmaktadır. Örneğin hamilin sahte imzayı bilmeden çeki devralmış olması hâlinde banka ile keşideci arasındaki sorumluluk paylaşımı mahkeme kararlarında tartışmalı olmaya devam etmektedir. 5941 sayılı Çek Kanunu ile TTK hükümleri arasındaki ilişki de bu bağlamda dikkatle incelenmesi gereken bir alan oluşturmaktadır.

TTK Madde 830 hükmüne aykırılığın sonuçları arasında en sık karşılaşılan durum, hamilin başvurma haklarını yitirmesi ya da bankanın ödeme ret gerekçesinin mahkemece meşru sayılmasıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bu madde kapsamındaki uyuşmazlıklarda şekil ve süre koşullarına katı biçimde uyulmasını aramakta; iyi niyetli hamilin korunmasını da ön planda tutmaktadır. 5941 sayılı Çek Kanunu’yla birlikte oluşan bütüncül yasal çerçeve, hem ticaret hem de icra hukukunda bu hükmün uygulanmasını yakından etkilemektedir. Hukuki süreçlerde avukatların ilgili Yargıtay içtihadını ve TTK sistematiğini eş zamanlı değerlendirmesi, müvekkillerinin haklarının etkin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

Açıklama

TTK Madde 830, senet metninde bono olarak adlandırılmamakla birlikte açıkça emre yazılı düzenlenmiş ödeme vaatlerinin hukuki rejimini belirler. Hükmün birinci fıkrasına göre, bono olarak gösterilmemiş olsa da açıkça emre yazılı düzenlenen ve bonoda aranan diğer unsurları da içeren ödeme vaatleri bono hükmündedir. Ancak bu senetler bakımından önemli bir istisna getirilmiştir: emre yazılı ödeme vaatlerine, araya girerek ödemeye (müdahale yoluyla ödeme) ilişkin hükümler uygulanmaz. Böylece bu senetler, bonoya yaklaştırılmakla birlikte bononun bütün kurumlarından yararlandırılmamış, kapsamı kanun tarafından sınırlandırılmıştır. Düzenleme, biçimsel olarak bono başlığı taşımayan ama içerik bakımından bonoya denk senetlerin hukuki niteliğini açıklığa kavuşturur.

Hükmün uygulanması, bir ödeme vaadinin bono hükmünde sayılabilmesi için belirli koşulların birlikte gerçekleşmesini gerektirir: senedin açıkça emre yazılı düzenlenmiş olması ve bonoda aranan diğer unsurları (kayıtsız şartsız ödeme vaadi, belirli bedel, taraflar ve diğer zorunlu unsurlar) içermesi şarttır. Bu koşulları taşıyan senet, bono rejimine tabi tutulur. Buna karşılık ikinci fıkra, İcra ve İflas Kanununun çekler, poliçeler ve emre yazılı senetlerden bonoların takibine ilişkin hükümlerinin emre yazılı ödeme vaatlerine uygulanmayacağını belirtir. Dolayısıyla alacaklının somut ödevi, elindeki senedin bono unsurlarını taşıyıp taşımadığını ve hangi takip yolundan yararlanabileceğini doğru değerlendirmektir.

Bu düzenlemenin sonucu, emre yazılı ödeme vaatlerinin maddi hukuk bakımından bonoya yakın bir korumadan yararlanırken takip hukuku bakımından bononun ayrıcalıklı yolundan mahrum kalmasıdır. Alacaklı, emre yazılı bir ödeme vaadine dayanarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolundan yararlanamaz; alacağını genel haciz yoluyla takip etmek durumunda kalır. Örneğin “bono” başlığı taşımayan ancak emre yazılı düzenlenmiş ve bono unsurlarını içeren bir ödeme vaadini elinde bulunduran alacaklı, maddi hukukta bono hükümlerinden yararlansa bile, borçluya karşı kambiyo senetlerine mahsus seri takip imkânını kullanamaz. Bu yönüyle TTK Madde 830, bono ile emre yazılı ödeme vaadi arasındaki sınırı ve bunlara bağlanan farklı sonuçları açıkça ortaya koyan bir hükümdür.

Madde 829
MADDE 830

II – Emre yazılı ödeme vaatleri

Madde 831