TTK ▸ Madde 832

TTK 832. Madde

(1) Makbuz senedi ve varant verme karşılığında serbest veya gümrüklenmemiş mal ve hububatı, saklama sözleşmesi uyarınca kabul etmek ve tevdi edenlere de bu senetlerle tevdi olunan mal ve hububatı satabilmek veya rehnedebilmek imkânı vermek amacıyla kurulan mağazalara “umumi mağaza” denir. Umumi mağazalar işlemleri bu Kısım hükümlerine tabidir.

(2) Umumi mağazalar Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izniyle kurulur. (Mülga ikinci cümle: 26/6/2012-6335/43 md.) (…)

(3) Umumi mağazaların kuruluş usul ve esasları, bunlara kabul edilecek mal ve hububat cinsleri ve umumi mağazaların henüz gümrüklenmemiş olan malları kabul etmeye yetkili sayılmaları için gereken şartlar ve gümrük denetimi özel kanununda düzenlenir.

TTK 832. Madde Gerekçesi

Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 744 üncü maddesinden, dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır.

TTK 832. Madde Açıklaması

TTK Madde 832, makbuz senedi ve varant hukuku alanında genel olarak konusunu düzenlemektedir. Söz konusu hüküm, TTK kapsamında makbuz senedi ve varant belgelerine ilişkin genel olarak meselesini düzenlemektedir. Bu belgeler, özellikle tarım ürünleri ve sanayi mallarının depolanarak finansmana konu edilmesinde kullanılan kıymetli evrak niteliğindedir. Madde, 6762 sayılı eski TTK’nın 744. maddesiyle benzer bir yaklaşım sergilemekte; depo işletmecisi, mevdi sahibi ve kredi veren kuruluş arasındaki üçlü hukuki ilişkiyi dengeli biçimde düzenlemektedir. Makbuz senedi ve varantın birlikte ya da ayrı ayrı kullanılabilmesi, bu belgelere özgü ticari esnekliğin hukuki temelidir. Lisanslı depoculuk uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte bu maddenin uygulama alanı önemli ölçüde genişlemiş; finans sektörüyle tarım hukukunun kesişim noktasında kritik bir rol üstlenmiştir.

Uygulamada TTK Madde 832 kapsamında öne çıkan başlıca sorun, makbuz senedi ile varantın ayrılması hâlinde alacaklının haklarının korunmasındaki güçlüklerdir. Varantı elinde bulunduran alacaklı ile makbuz senedi hamilinin çıkarları zaman zaman çatışabilmektedir. Depo işletmecisinin her iki belge hamilini birbirinden bağımsız biçimde tanımak zorunda olması, özellikle iflâs ve haciz durumlarında ciddi pratik sorunlara neden olmaktadır. Uygulamada özellikle rehin hakkının kurulması ve satışının gerçekleştirilmesi aşamalarında genel olarak ilkesine sıkı sıkıya uyulması, tarafların haklarını güvence altına almak açısından zorunludur.

TTK Madde 832 kapsamındaki yükümlülüklere aykırılık, senet hamilinin depo edilmiş mal üzerindeki haklarını yitirmesi ya da rehin alacaklısının satış hakkının engellenmesi gibi ağır sonuçlar doğurabilmektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, makbuz senedi ve varant uyuşmazlıklarında belgelerin devir zincirini ve depo sözleşmesinin koşullarını birlikte incelemektedir. Bu madde kapsamındaki güvence mekanizmaları, özellikle tarım sektöründe uygulanan lisanslı depoculuk sisteminin hukuki altyapısını pekiştirmektedir. Finansman aracı olarak makbuz senedi ve varantın etkin kullanımı, ancak ilgili TTK hükümlerine tam uyum sağlandığında mümkün olmaktadır. Tarafların uzman hukuki danışmanlık alması, risklerin önceden yönetilmesi bakımından kaçınılmazdır. Uygulamada bu maddenin gereği gibi yorumlanabilmesi için TTK’nın sistematik bütünlüğü içinde ilgili emredici hükümlerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur.

Açıklama

TTK Madde 832, umumi mağaza kurumunu tanımlayarak kıymetli evrak hukuku içinde özgün bir saklama ve finansman aracını düzenler. Hükme göre umumi mağaza; serbest veya gümrüklenmemiş mal ile hububatı, makbuz senedi ve varant verilmesi karşılığında saklama sözleşmesi uyarınca kabul eden ve tevdi edenlere bu senetler aracılığıyla malı satma veya rehnetme imkânı tanıyan kuruluştur. Düzenlemenin temel işlevi, fiziken depoda duran malı temsil eden senetler yaratarak malın dolaşımını ve teminat değerini somutlaştırmaktır. Maddenin saklama ilişkisi yönüyle Türk Borçlar Kanunu’nun saklama sözleşmesi hükümleriyle, senetlerin niteliği bakımından ise TTK’nın kıymetli evrak hükümleriyle doğrudan bağlantısı bulunur.

Hükmün uygulanması idari bir izin koşuluna bağlanmıştır. İkinci fıkra uyarınca umumi mağazalar Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izniyle kurulur; bu izin alınmadan faaliyete geçilemez ve verilecek senetler kıymetli evrak hükmünde sayılmaz. Üçüncü fıkra, kuruluş usul ve esaslarını, kabul edilecek mal ve hububat cinslerini, henüz gümrüklenmemiş malların kabulü için aranan şartları ve gümrük denetimini özel kanuna havale eder. Böylece mağaza işleticisi hem saklamaya elverişli fiziki ve teknik altyapıyı kurmak hem de kabul ettiği her parti mal için makbuz senedi ve varantı usulüne uygun düzenlemekle yükümlü olur. Tevdi eden açısından mekanizma, malı elden çıkarmadan onun üzerinden kredi temin etme veya malı senetle devretme olanağı sağlar.

İzinsiz açılan ya da kanuni şekil şartlarını taşımayan kuruluşların verdiği belgeler kıymetli evrak değeri taşımaz; bu durumda TTK Madde 832’nin tanıdığı dolaşım ve rehin kolaylıklarından yararlanılamaz, belge yalnızca teslim alma makbuzu sayılır. Uygulamada bu ayrım önem taşır: örneğin bir tarım ürünü tüccarı, hasadını lisanslı bir umumi mağazaya tevdi edip aldığı varantı bankaya ciro ederek işletme kredisi sağlayabilir; oysa izinsiz bir depodan alınan benzer bir kâğıt aynı teminat işlevini görmez. Yargıtay, umumi mağaza işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklarda senedin kanuni unsurlarını ve kuruluşun yetkili olup olmadığını öncelikle denetlemekte, eksiklik hâlinde senedi adi bir ispat belgesi olarak değerlendirmektedir.