TTK 852. Madde
(1) Deniz, demir ve hava yoluyla taşıma ile posta idaresine ilişkin özel hükümler saklıdır.
TTK 852. Madde Gerekçesi
Madde 6762 sayılı Kanunun 764 üncü maddesinden alınmıştır. Bu maddenin uygulamasında, Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerin, şartları oluşmuşsa, öncelikle uygulanacağı sabittir. Dolayısıyla, demiryolu taşımalarında da COTİF/CIM-CIV’ın uygulama alanı bulduğu hallerde doğrudan o milletlerarası sözleşmeler, aksi halde Tasarının Dördüncü Kitabı hükümleri uygulanacaktır.
TTK 852. Madde Açıklaması
TTK Madde 852, taşıma hukuku alanında kural konusunu düzenlemektedir. TTK ve 6098 sayılı TBK kapsamında eşya taşıma hukukuna ilişkin bu hüküm, kural ilkesini taşıyıcı ve gönderen arasındaki sözleşmesel çerçevede düzenlemektedir. Madde, 6762 sayılı eski TTK’nın 764. maddesiyle paralellik göstermekte; 6102 sayılı TTK’nın taşıma hukukuna getirdiği sistematik yenilikler doğrultusunda kaleme alınmıştır. Eşya taşıma sözleşmelerinde tarafların hak ve borçlarını netleştiren bu hüküm, özellikle taşınan eşyanın kayıp veya hasara uğraması durumunda uygulanacak hukuki rejimi belirlemesi bakımından kritik bir işlev üstlenmektedir. Bu hüküm, uluslararası taşıma pratiklerinde de referans alınan bir norm niteliği taşımakta; lojistik operasyonlarının hukuki çerçevesini pekiştirmektedir.
Uygulamada TTK Madde 852 kapsamında öne çıkan başlıca sorun, kural hükmünün uygulama koşullarının hatalı yorumlanmasıdır. Taşıma hukuku alanında faaliyet gösteren tacirler ve finans kurumları, bu madde kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediklerinde hem sözleşmesel hem de yasal yaptırımlarla karşılaşmaktadır. Özellikle çok taraflı ticari ilişkilerde her tarafın haklarını ve borçlarını önceden belirlemesi, ilerleyen aşamalardaki uyuşmazlıkların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu madde, tarafların işlem güvenliğini sağlamak için başvuracakları temel hukuki dayanaklardan birini oluşturmaktadır.
TTK Madde 852 hükmüne aykırı davranışların hukuki sonuçları, taşıyıcının sorumsuzluk iddiasının kabul görmesi ya da gönderenin tazminat taleplerinin tamamen reddedilmesi biçiminde ortaya çıkabilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bu madde kapsamındaki davalarda belge düzenine, ihbar yükümlülüğüne ve zamanaşımı sürelerine titizlikle uyulmasını aramaktadır. Mahkeme kararlarında ağırlık kazanan bir diğer husus da eşyanın teslim alındığı andaki durumunun ispat külfetinin hangi tarafta olduğudur. Ticari taşımacılık sektöründe uluslararası CMR Konvansiyonu hükümleriyle birlikte uygulanan bu madde, özellikle ihracat lojistiğinde hukuki güvencenin sağlanmasında belirleyici rol oynamaktadır. Bu nedenle nakliyat ve lojistik firmalarının TTK’nın taşıma hukuku hükümlerine hâkim olması zorunlu bir gereklilik hâlini almıştır. Uygulamada bu maddenin gereği gibi yorumlanabilmesi için TTK’nın sistematik bütünlüğü içinde ilgili emredici hükümlerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur. Yargı kararlarının yanı sıra ilgili yönetmelik ve tebliğler de bu maddenin uygulanmasında yönlendirici kaynak işlevi görmektedir.
Açıklama
TTK Madde 852, taşıma hukukunun genel hükümlerinin uygulama alanını sınırlandırarak deniz, demir ve hava yoluyla taşıma ile posta idaresine ilişkin özel hükümleri saklı tutar. Bu düzenleme, TTK’nın Dördüncü Kitabındaki taşıma hükümlerinin her taşıma türüne mutlak biçimde uygulanmayacağını, anılan özel taşıma türleri için kendi mevzuatlarının öncelik taşıyacağını ortaya koyar. 6762 sayılı eski Kanunun 764 üncü maddesinden alınan hüküm, taşıma türlerinin teknik ve hukuki özelliklerine göre farklı rejimlere tabi olması gerektiği anlayışını yansıtır. Böylece kara taşımasına ilişkin genel düzenleme ile deniz, demiryolu, havayolu ve posta taşımalarına ilişkin özel düzenlemeler arasında bir öncelik ilişkisi kurulur ve aynı taşıma türü için birden fazla normun çatışması ihtimali baştan giderilir.
Maddenin uygulanmasında en kritik nokta, Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerin şartları oluştuğunda öncelikle uygulanacak olmasıdır. Örneğin demiryolu taşımalarında COTIF/CIM-CIV sisteminin uygulama alanı bulduğu hâllerde, doğrudan bu milletlerarası sözleşmeler devreye girer; bu sözleşmelerin uygulanmadığı durumlarda ise TTK’nın Dördüncü Kitabı hükümleri tamamlayıcı nitelikte uygulanır. Aynı mantık, deniz taşımasında TTK’nın deniz ticaretine ilişkin kitabı, havayolu taşımasında ilgili milletlerarası konvansiyonlar ve özel mevzuat, posta taşımasında ise posta hizmetlerine ilişkin düzenlemeler bakımından geçerlidir. Hâkim ve uygulayıcı, somut taşımanın türünü ve varsa uygulanacak milletlerarası sözleşmeyi belirledikten sonra hangi rejimin geçerli olacağına karar verir.
Bu hükmün gözardı edilmesi, yanlış mevzuatın uygulanması nedeniyle hatalı sonuçlara yol açabilir; örneğin bir demiryolu taşımasında milletlerarası sözleşmenin öngördüğü sorumluluk sınırları yerine genel taşıma hükümlerinin uygulanması, tarafların hak ve yükümlülüklerini ölçüsüz biçimde değiştirebilir. TTK Madde 852, bu nedenle hangi taşıma türünde hangi normun uygulanacağını saptayan bir yol gösterici işlevi görür. Yargıtay, taşıma uyuşmazlıklarında öncelikle taşımanın türünü ve varsa milletlerarası sözleşmenin uygulanabilirliğini araştırmakta, ancak bundan sonra TTK’nın genel hükümlerine başvurmaktadır. Pratikte bir havayolu kargo uyuşmazlığında öncelikle Montreal Sözleşmesi gibi konvansiyonların uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilir; uygulanmadığı takdirde genel taşıma hükümleri tamamlayıcı olarak işletilir.
