TBK 1. Madde
I. Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur.
II. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.
TBK 1. Madde Gerekçesi
Tasarının iki fıkradan oluşan 1 inci maddesinde, sözleşmenin kurulması düzenlenmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 1 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Akdin İnikadı / I. İki tarafın muvafakati / 1. Umumî şartlar” şeklindeki ibareler, Tasarıda “A. Sözleşmenin kurulması / I. İrade açıklaması / 1. Genel olarak” şekline dönüştürülmüştür.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 1. maddesi, sözleşmenin kurulmasına ilişkin temel ilkeyi ortaya koyan başlangıç hükmüdür. Madde, borçlar hukukunun en önemli yapı taşlarından biri olan sözleşmenin nasıl meydana geldiğini açıklar ve irade uyuşması (consensus) esasını benimser. Hüküm, Türk hukukunun Kıta Avrupası rıza teorisine dayalı sözleşme sistemini kanunî zemine oturtmaktadır.
Maddenin birinci fıkrasına göre sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun biçimde açıklamalarıyla kurulur. Bu düzenleme iki temel unsuru zorunlu kılar: birincisi, tarafların irade açıklamalarının karşılıklı olması; ikincisi, bu açıklamaların birbirine uygun olmasıdır. Karşılıklılık, tarafların birbirine yönelik olarak irade beyanında bulunmasını; uygunluk ise beyanların içerik bakımından aynı hukuki sonucu amaçlamasını ifade eder. Uygunluk aranan husus sözleşmenin esaslı noktalarıdır; ikinci derecedeki noktalarda uyuşmama hâli TBK md. 2’de ayrıca düzenlenmiştir.
Pratikte irade uyuşması kendini öneri ve kabul biçiminde gösterir. Öneren, sözleşmenin kurulmasına yönelik ilk irade açıklamasını yapar; muhatap ise bu açıklamaya uygun biçimde kabul iradesini bildirir. Her iki irade birbirine ulaştığında sözleşme kurulur. Bu mekanizmanın teknik ayrıntıları TBK md. 3 ilâ 11 arasında düzenlenmiştir. Öneri ve kabulün birbirine ulaştığı an, hem sözleşmenin kurulma anı hem de borç ilişkisinin başladığı an olarak kabul edilir.
Maddenin ikinci fıkrası, irade açıklamasının biçimine ilişkindir. Buna göre irade açıklaması açık veya örtülü olabilir. Açık irade açıklaması, tarafın sözlü, yazılı ya da işaret yoluyla doğrudan doğruya sözleşme kurma iradesini dışa vurmasıdır. Örtülü (zımnî) irade açıklaması ise iradenin, davranış veya fiillere bakılarak dolaylı biçimde anlaşılmasıdır. Örneğin bir mağazada sergilenen ürünü kasaya götürüp bedelini ödeyen kimsenin alım iradesi, ayrı bir söze gerek kalmaksızın davranışından anlaşılır. Kural olarak susmak irade açıklaması sayılmaz; ancak işin niteliği veya dürüstlük kuralı böyle bir anlam yüklüyorsa istisnaen susma, kabul anlamına gelebilir (TBK md. 6).
Doktrinde baskın görüş, madde 1’in 818 sayılı eski Borçlar Kanunu’nun aynı hükmünü içerik bakımından değiştirmeden dilde arılaştırdığı yönündedir. Madde, sözleşmenin kurulmasına dair genel ilkeyi belirledikten sonra özel hükümler için TBK’nın izleyen maddelerine yol gösterir. Sözleşmenin geçerli olarak kurulabilmesi için ayrıca tarafların ehliyeti (TMK md. 9-16), konunun hukuka ve ahlaka uygunluğu (TBK md. 27) ve kanunen öngörülen şekle uyulması (TBK md. 12) gibi ek koşullar da aranır. Dolayısıyla TBK md. 1, sözleşmenin kurulabilmesinin zorunlu ancak tek başına yeterli olmayan asgari çerçevesini çizer.
Yargıtay kararlarında irade uyuşmazlığının tespiti, taraf iradelerinin yorumu ve örtülü kabulün sınırları bu madde çerçevesinde değerlendirilmektedir. Güven teorisi uyarınca irade açıklaması, karşı tarafın onu makul biçimde nasıl anladığı esas alınarak yorumlanır. Bu yaklaşım, iç irade ile dış beyan arasında çelişki bulunan hâllerde dürüstlük kuralını koruyan temel ölçüttür. Tarafın iç iradesi ile dış açıklaması arasındaki uyumsuzluk iradeyi sakatlayıcı unsur teşkil ediyorsa TBK md. 30-39’daki hata, hile ve korkutma hükümleri gündeme gelir. Sonuç olarak TBK md. 1, kişilerin sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde iradelerini serbestçe açıklayabildikleri bir hukuki düzeni güvence altına alır.
