TBK ▸ Madde 118

TBK 118. Madde

Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.

TBK 118. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının gecikme tazminatına ilişkin kısmını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 117 nci maddesinde, gecikme tazminatı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, Tasarının 118 inci maddesinde ayrıca düzenlendiği için, madde metnine alınmamıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 118. maddesi, temerrüde düşen borçlunun gecikmeden doğan zarardan sorumluluğunu düzenleyen temel hükümdür. Gecikme tazminatı, borcun geç ifa edilmesi nedeniyle alacaklının uğradığı zararın karşılanmasını amaçlayan özel bir tazminat türüdür. Madde, 818 sayılı eski Kanun’un 102. maddesinin ikinci fıkrasını karşılamakta olup Türk sorumluluk hukukunun pratik uygulaması açısından büyük önem taşır.

Maddeye göre temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. Bu hüküm iki kritik unsur içerir: ilki kusur karinesi, ikincisi ispat yükünün borçluya ait olmasıdır. Hukukî sistemimizde temerrüdün kendisi objektif koşullarla oluşurken (muacceliyet + ihtar), tazminat sorumluluğu kusur esasına bağlıdır. Ancak kanun koyucu, alacaklıyı korumak için kusur karinesini borçlu aleyhine kurmuş; borçlu sorumluluktan kurtulmak isterse kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispatlamak zorunda bırakılmıştır.

Gecikme tazminatı, alacaklının temerrüt nedeniyle uğradığı tüm zararları kapsar. Bu zararlar şunları içerebilir: yoksun kalınan kâr, alternatif yatırım fırsatının kaybı, alternatif ifa için yapılan masraflar, takip giderleri, avukatlık ücretleri, uğranılan manevi zararlar. Para borçlarında temerrüt faizi ana gecikme tazminatı olarak devreye girer; ancak alacaklı faizi aşan zararı da ispatlayarak isteyebilir (TBK m. 122 uyarınca "aşkın zarar"). Mal teslim borçlarında, gecikme nedeniyle alacaklının kullanamadığı mallardan elde edemediği gelir, kira kaybı, üretim kaybı gibi kalemler tazminat kapsamına girer.

Borçlunun kusursuzluğunu ispat etmek için ileri sürebileceği durumlar arasında mücbir sebep, beklenmedik hâl, alacaklının kusuru, üçüncü kişinin kusuru ve imkânsızlık sayılır. Ancak para borçlarında borçlu kural olarak "para darlığı" veya "ekonomik zorluk" savunmasını ileri süremez; çünkü "para sahibi olamamak" kusur olarak değerlendirilir. Yargıtay kararlarında, özellikle ticari alacaklarda kusursuzluk savunmasının sıkı şekilde incelendiği ve genel piyasa koşullarının mücbir sebep sayılmadığı vurgulanmaktadır.

Doktrinde gecikme tazminatı, borca aykırılıktan doğan sorumluluk ile temerrüde özgü sorumluluk arasında bir bağlantı kurar. Temerrüt, borçluya ayrıca bir sorumluluk getirmekte; ifa imkânsızlığına benzer sonuçlar doğurmaktadır. Uygulamada gecikme tazminatı kira ilişkilerinde (geç ödenen kira için mahrum kalınan gelir), satım sözleşmelerinde (geç teslim edilen malın kullanılamaması), eser sözleşmelerinde (gecikme cezası kaydı olmasa bile genel tazminat), hizmet sözleşmelerinde (projelerin gecikmesinden doğan kayıplar) sıkça talep edilir. Ticari alacaklarda kambiyo senedi olmasa dahi faizin reeskont oranına kadar yükseltilmesi bu hükmün yansımalarından biridir.