TBK 269. Madde
I. Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde alıcı, malın devrine kadar her zaman sözleşmeden cayabilir.
II. Sözleşmeden cayma hâlinde alıcı tarafından ödenmesi öngörülen cayma parası, durumun özelliğine ve sözleşmenin kurulması ile cayma arasında geçen süreye bakılarak belirlenir. Ancak, bu miktar satıcının toplam alacağının yüzde ikisinden az ve yüzde beşinden fazla olamaz. Alıcı, yapmış olduğu ödemelerin cayma parasını aşan kısmının, getirileri ile birlikte kendisine geri verilmesini isteyebilir.
III. Alıcının ölmesi veya kazanç elde etmekten sürekli olarak yoksun kalması sebebiyle ön ödemeleri yapamayacak duruma düşmesi ya da sözleşmenin yerine olağan koşullarla yapılacak bir taksitle satış sözleşmesinin konulmasına ilişkin önerisinin satıcı tarafından kabul edilmemesi yüzünden sözleşmeden cayılmış olursa, cayma parası istenemez.
TBK 269. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “3. Sözleşmenin sona ermesi / a. Cayma hakkı” kenar başlıklı yeni bir maddedir. Tasarının üç fıkradan oluşan 268 nci maddesinde, sona erme sebeplerinden biri olarak cayma hakkı düzenlenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasında, ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinde alıcının, malın devrine kadar, her zaman sözleşmeden cayabileceği kabul edilmektedir.
Maddenin ikinci fıkrasında, cayma hâlinde, alıcı tarafından ödenmesi öngörülen cayma parasının nasıl belirleneceği ve miktarı ile yapılmış bulunan ödemelerden, cayma parasını aşan kısmının ne olacağı açıklanmaktadır.
Maddenin son fıkrasına göre, bu fıkrada yazılı üç durumdan birinin gerçekleşmesi sebebiyle sözleşmeden cayılmış olursa, alıcıdan cayma parası istenemeyecektir.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 269. maddesi, ön ödemeli taksitle satışta alıcının cayma hakkını ve bu hakkın ekonomik koşullarını düzenleyen kritik bir hükümdür. Bu madde, alıcıya uzun vadeli sözleşmeden çıkış imkânı sağlayarak tüketici korumasının önemli bir unsurunu oluşturur.
Maddenin birinci fıkrası cayma hakkını tanır: ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde alıcı, malın devrine kadar her zaman sözleşmeden cayabilir.
Bu hüküm, alıcıya geniş bir cayma özgürlüğü verir. "Her zaman" ifadesi önemlidir; alıcı, herhangi bir anda sözleşmeden çekilebilir. Tek sınır, malın alıcıya devredilmiş olmamasıdır. Eğer mal teslim alınmışsa, cayma hakkı biter ve genel dönme/fesih kuralları uygulanır.
Cayma hakkının geniş kapsamı, ön ödemeli satışın uzun vadeli doğasından kaynaklanır. Alıcı, belki 3-5 yıl boyunca taksit ödemeyi taahhüt etmiştir; bu süre içinde mali durumu değişebilir, ihtiyaçları değişebilir, başka fırsatlar çıkabilir. Esnek cayma hakkı, bu değişen koşullara uyum sağlar.
Cayma için sebep gösterme zorunluluğu yoktur. Alıcı, "beğenmedim", "fikrim değişti", "parasızlık yaşıyorum" gibi her türlü sebepten cayabilir. Objektif bir gerekçe aranmaz; tamamen sübjektif karar yeterlidir.
İkinci fıkra, cayma parası sistemini düzenler: sözleşmeden cayma hâlinde alıcı tarafından ödenmesi öngörülen cayma parası, durumun özelliğine ve sözleşmenin kurulması ile cayma arasında geçen süreye bakılarak belirlenir. Ancak, bu miktar satıcının toplam alacağının yüzde ikisinden az ve yüzde beşinden fazla olamaz.
Cayma parası, satıcının ekonomik zararını dengelemek için alıcıdan alınır. Ancak bu miktar katı sınırlara tabidir: toplam alacağın %2’sinden az ve %5’inden fazla olamaz. Bu dar aralık, cayma hakkının pratik olarak kullanılabilirliğini sağlar.
Miktar belirlemesi somut duruma göre yapılır. "Durumun özelliği" ve "süre" kriterleri değerlendirilir. Kısa sürede cayma için düşük miktar; uzun sürede cayma için daha yüksek miktar uygun olabilir. Mahkeme, %2-%5 aralığında somut rakamı belirler.
Örneğin 300.000 TL’lik bir kooperatif üyeliğinde, cayma parası 6.000-15.000 TL arasında olabilir. Bu makul bir tazminat olup alıcıyı cayma haktan caydırmaz.
Fıkra devam eder: alıcı, yapmış olduğu ödemelerin cayma parasını aşan kısmının, getirileri ile birlikte kendisine geri verilmesini isteyebilir.
Bu hüküm, cayma sonrası iade düzenini belirler. Alıcı, banka hesabındaki biriktirdiği tüm taksit ödemelerini ve bunların faiz getirilerini geri alır. Cayma parası ise bu toplam miktardan düşülür.
Bu sistem, alıcının ekonomik değerini büyük ölçüde korur. Örneğin 3 yıl boyunca 100.000 TL ödemiş ve 30.000 TL faiz kazanmış bir alıcı, toplam 130.000 TL bakiyeye sahiptir. Cayma parası 5.000 TL ise, alıcı 125.000 TL’yi geri alır; sadece 5.000 TL kaybeder.
Üçüncü fıkra, cayma parasız durumları düzenler: alıcının ölmesi veya kazanç elde etmekten sürekli olarak yoksun kalması sebebiyle ön ödemeleri yapamayacak duruma düşmesi ya da sözleşmenin yerine olağan koşullarla yapılacak bir taksitle satış sözleşmesinin konulmasına ilişkin önerisinin satıcı tarafından kabul edilmemesi yüzünden sözleşmeden cayılmış olursa, cayma parası istenemez.
Bu hüküm, üç özel durumda cayma parasını kaldırır:
1. Alıcının ölümü: Ölüm durumu nedeniyle sözleşme mirasçılar tarafından sürdürülemiyorsa, cayma parası alınmaz. Mirasçıların, ölen kişinin taahhüdünü sürdürememesi nedeniyle cezalandırılması hakkaniyete aykırı olurdu.
2. Sürekli kazanç yoksunluğu: Alıcı kalıcı iş göremezlik, ağır hastalık, kaza gibi nedenlerle kazanç elde edememek ise, cayma parası alınmaz. Bu, sosyal dayanışma ilkesinin bir yansımasıdır.
3. Taksitle satışa dönüşüm reddi: Alıcı, ön ödemeli satışı olağan taksitle satışa dönüştürme önerisinde bulunmuş ama satıcı kabul etmemişse, cayma parası alınmaz. Bu, satıcının esneklikten kaçınmasının sonucunu ona yüklemek içindir.
Bu üç istisna, hakkaniyet ve sosyal adalet ilkelerinin yansımasıdır. Beklenmedik yaşam olayları karşısında tüketiciyi ekonomik olarak yıkıma uğratmak yerine, cayma kolaylığı sağlanır.
Doktrinde bu madde, "alıcı koruyucu cayma ekonomisi" olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay kararları, üç istisnanın varlığını titizlikle araştırmakta; özellikle "sürekli kazanç yoksunluğu" kavramının objektif tıbbi veya mali belgelerle ispat edilmesini aramaktadır.
Uygulamada bu madde, konut kooperatifi üyeliklerinde, uzun vadeli ürün ön ödemelerinde, yatırım amaçlı satım planlamalarında önemli sonuçlar doğurur. Bu düzenleme, ön ödemeli taksitli satımda alıcının mali esnekliğini koruyan kritik bir tüketici koruma kuralıdır.
