TBK 444. Madde
I. Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
II. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
TBK 444. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 348 inci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının iki fıkradan oluşan 443 üncü maddesinde, rekabet yasağının koşulları düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 348 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “E. Rekabet memnuiyeti / I. Cevazı” şeklindeki ibareler, Tasarıda, “VII. Rekabet yasağı / 1. Koşulları” şekline dönüştürülmüştür.
Maddenin birinci fıkrasında, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir yolla onunla rekabet etmemeyi, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmamayı, başka bir rakip işletmede çalışmamayı veya bunların dışında rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmemeyi yazılı olarak üstlenebileceği belirtilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasına göre, rekabet yasağına ilişkin üstlenme, hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme olanağı sağladığı ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak bir nitelik taşıdığı takdirde geçerli sayılmıştır.
Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 340 ıncı maddesi göz önünde tutulmuştur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 444. maddesi, hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra işçinin işverenle rekabet etmesini yasaklayan rekabet yasağı sözleşmesinin kurulma koşullarını düzenler. İki fıkradan oluşan bu madde, işçinin gelecekte iş arama ve mesleki faaliyet özgürlüğü ile işverenin ticari menfaatlerinin korunması arasındaki dengeyi belirler.
Birinci fıkra, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceğini düzenler. Bu hüküm rekabet yasağının kurucu unsurlarını sırasıyla belirler. İlk unsur, işçinin fiil ehliyetine sahip olmasıdır. On sekiz yaşından küçük veya kısıtlı işçiler rekabet yasağı sözleşmesi yapamaz; yasal temsilcinin onayı dahi yeterli değildir çünkü bu hak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir özgürlüğün feragatini içerir.
İkinci unsur, yasağın sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönemi kapsamasıdır. Hizmet ilişkisi devam ettiği sırada zaten işçinin sadakat yükümlülüğü gereği rakip faaliyette bulunamaması (TBK m.396) asıldır; rekabet yasağı kaydı ise sözleşmenin sona ermesinden sonraki döneme yöneliktir. Üçüncü unsur, yasağın kapsamıdır: Rakip işletme açma, başka bir rakip işletmede çalışma, rakip işletmeyle başka türden menfaat ilişkisine girişme (ortaklık, danışmanlık, lisans vb.) bu kapsama girer. Dördüncü unsur, yazılı şekil şartıdır; şifahi veya zımni rekabet yasağı anlaşmaları geçersizdir.
İkinci fıkra, rekabet yasağının geçerliliği için iki objektif şartı birlikte arar. İlk şart, hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyor olmasıdır. Bu, her işçi için geçerli olmayan, işçinin pozisyonu ve işin niteliği nedeniyle özel bilgiye erişim sağlanan durumlarda aranır. Tezgahtar, alelade işçi, temizlik personeli için bu şart genellikle karşılanmaz; üst düzey yönetici, satış temsilcisi, Ar-Ge mühendisi, sürekli müşteri temasında olan pazarlama uzmanı gibi pozisyonlarda karşılanır.
İkinci şart, bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olmasıdır. İki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir; yalnızca bilgiye erişim sağlanmış olması yeterli değildir, bu bilginin rekabet amaçlı kullanımının önemli zarar yaratma potansiyeli de olmalıdır. "Önemli zarar" kavramı, sıradan bir ticari rekabetin ötesinde, işverenin pazardaki konumunu, müşteri portföyünü, teknik üstünlüğünü zedeleyecek nitelikte olmalıdır.
Bu iki şartın bulunmadığı rekabet yasağı kayıtları baştan geçersizdir. Bu durum geçersizlik, mutlak geçersizlik niteliğindedir; sözleşmenin o kısmı (rekabet yasağı) hükümsüzdür ancak diğer hükümler devam eder (TBK m.27/II).
Uygulamada Yargıtay, rekabet yasağını geçerli saymak için "önemli zarar" şartını titizlikle denetler. İşverenin dava açarken bu şartı objektif verilerle ispatlaması gerekir. Ayrıca rekabet yasağının sınırları TBK m.445’te düzenlenmiş olup yer, zaman ve iş türü bakımından hakkaniyete aykırı sınırlamalar içeremez ve iki yılı aşamaz.
